atonement


orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. izleyiciye zaman-mekan aktarmalarında, hikaye anlatmasında problemleri olduğuna inandığım film. bu filmi seyrettikten sonra insanlar bir filmi ne kadar da kolay beğenip hayran kalıyorlar diye merak ettim bir daha. işte beğendikçe de bu tarz filmler "gelmeye" devam ediyor. bir tane daha anthony minghella'ya ihtiyacı varmış sanırım sinema dünyasının. joe wright'da pride & prejudice ile giriş yaptı bu dünyaya ve filmiyle aldığı ödüllerle sinsi sinsi sırıtıyordur herhalde. the english patient, the could mountain'i beğenmiştik evet ama bir benzerine daha ne ihtiyaç vardı.

    spoiler'a girebilirim bazen. ne bileyim daktiloyla başlaması, müzikle gaz vermeler ve sonunda yaşadıklarını roman yapması vs. fikri, klişenin de ötesindeydi benim için.

    dağınık anlatım zaten benim filmle bağımı hep kopartır. bir oradalar, bir buradalar, hooop 4 sene sonra, sen sağ ben selamet.. hooop kadın yaşlanmış, roman yazmış, bunları mutlu göstermiş, kefaretmiş kem kümmüş. biz de hikayenin içine girelim, oldu.

    ne alaka demeyin, üstte saydıklarım ve the notebook, age of innocence, dangerous liaisons tarzı filmleri zevkle seyredebiliyorsanız bu filmi çok beğenirsiniz sanırım. ama ben almayayım. kesintisiz yaklaşık 10 dakika süren mükemmel savaş atmosferi sahnesi dışında(ki bu da children of men ile moda oldu, elbette daha benzer onlarca eski örneği de var) filmdeki hiç bir şeyi beğenmedim desem yeridir. çünkü gördüm daha önceden, sıkıldım o yüzden.

    keira knightley'e de hayran kalmışlar. bir kadın bir filmde bu kadar itici resmedilirdi sanırım. yok yok, benim zevklerim cidden uyuşmuyor insanlarla.
    (nihilanth, 29.01.2008 20:44 ~ 20:52)
 



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment