otobuste sirt sirta vermis duruyorsunuz. babanin cocukken aldigi kuru boyalar gibi -sanki yeterince guzel degilmis gibi- olaganustu kokuyor. yanindaki arkadasina ne kadar guzel gozlerin oldugunu soyluyor. oysa otobuse binip de sana dogru yurumeye basladiginda, yalnizca "uzak dur benden" diye bakmistin ona. arkadasi "bunu ona da soylesene" diyor. sen sanki daha once onlarcasina soylediginde bir tepki vermissin gibi utanmadan sikilmadan otobusun gerisine dogru uzanan boruyu daha da siki tutup tum sessizligin ve egonla "bunu bana soylesene" diyorsun (icinden). bunu sana soylese en az bir keresinde seni istedigini soyleyen birine "ben secilmem,secerim," dedigin anki kadar tatmin olacak egon. (hos sonralari sen de anladin ne kadar kolay secilebildigini. ust uste birkac bastan cikarilmadan sonra parmak uclarin yere yaklasti.) bir tek bu olacak belki.
"bunu bana soylesene" diye yalvariyorsun. yalniz,galiba bu biraz farkli bir durum. duyduklarin ve onun bunlari sana soyleyememekteki caresizligi egonu yeterince tatmin etmis olmaliydi. hic belli etmesen de biraz cesur olsa ona bir sans taniyacakmiscasina yalnizsin. butun her seye yeniden baslamayi denemek icin, bu - gercekte senden cok daha az korkak- kizin otobusun virajlardaki savrulmalarina kendini birakmaktan biraz daha fazla bir seyler yapmasi yeterli.
onu cesaretlendirecek herhangi bir sey yapmamaya ozen gostererek bosalan bir koltuga oturuyorsun. basina dikilip susuyor. onu gozlerinden esirgiyorsun, gozlerini ondan. son durakta iniyorsunuz. yanina gidip,ona -babanin cocukken aldigi kuru boyalar gibi- guzel koktugunu soylemek istiyorsun en azindan. yanina gidiyor ve son bir kez icine cekip o kokuyu hizla kayboluyorsun.