genelde dogadaki ruhlara ve atalarin ruhlarina tapma. her canlida bir ruh olduguna inanilir, iyi ruhlar memnun edilmeye calisilir, kotu ruhlar uzak tutmaya calisilir. eski orta asyadinleri ornektir. bunu yaninda kizilderililer ve afrikada da benzeri inanislar gorulur. (ote yandan destek goren bir teoriye gore kizilderililer zaten orta asyadan gelmistir. bering bogazini gecip amerikaya yerlesmislerdir). adini kabilenin din islerinden sorumlu bakani olan samandan alir.
şamanizmde yasam üç kademeye bolunmustur. gokyuzundeki iyilikler, iyi ruhlar, yer altında kötülükler, kötü ruhlar bulunur. yeryuzunde ise insanlar vardır.
iyi ruhların tanrısına ülgen, kotu ruhların tanrısına erlik denir. her iki tanrının da eşleri, cocukları, yardımcıları vs. bu iki dunya arasında bir denge olusturmak zorundadır. şaman, bu kısımda, denge kurucusu olarak karşımıza cıkar. kara ve ak kamlar (şamanlar) mevcuttur, hangi yolu sececegi cıraklık doneminde belli olur.
trans grumuna geçebilme yeteneğine sahip kimselerin, doğaüstü varlıklarla iişkiler kurarak, onların güçlerini toplum yararına kullanmaları amacına yönelk olarak yapılan dinsel törenleri içeren, çeşitli din ve dünya görüşlerini birleştiren dinsel-büyüsel inanç ve teknik oluşumdur.
(bkz: paganizm) ve (bkz: neopaganizm) ile ciddi benzerlikler gösterir.hernekadar ilkel bir inanış olarak görülsede islamdan çok daha ileri noktaları da mevcuttur.(bkz: budizm) ise bu inanış şeklinin çok ileri düzeyidir.ciddi derecede ortak yönleri vardır. doğaya saygı ve özen hep temel olarak işlenir.
eski turk dini. goktanri'ya inanilir. goktanri da sanildiginin aksine gokyuzundeki tanri anlamina gelmez. gok kelimesinin eski soylenisi kok seklindedir. kok mavi ve boz renklerine verilen isim oldugu gibi (orn. kokbori=bozkurt) mecazen kutsallik ifade eder. goktanri da gokyuzundeki tanri degil yuce tanri anlamina gelir.
türklerin mevlit geleneği buradan gelmiştir. şamanizm inancına göre biri öldükten sonra şaman rahip gelir ve ölünün evinde ailesiyle birlikte bir takım dualar okurdu. bunun amacı da henüz dünyada olan ölünün ruhunu rahatlatıp ona rehberlik ederek doğru bir şekilde düğer boyutta 2. hayatına devam etmesini sağlamaktı.
anadoludaki koylerde seksenbes doksanlik yaslilarla muhabbete girilince,daha elli altmis yil oncesine kadar koylerde ne kadar cok geleneginin kullanildigi gorulebilecek bi sey.hatta yetmislerde bile varmis bu ya. koyun gencinin tasi alip nehrin dibine birakmaya calismasi,at kafasini topraga gomme,kazanin dibini yakipta bu yuzden deliginden cikicak bi yilani bekleme(hatta yilan kazanin dibine geliyomus).yagmur icin cesitli aktiveler.valla su an koyde kirk bes,elli yasinda kim varsa,biz yapiyoduk bunlari,deli gibi yagmur yagmaya basliyodu sonra diyo adamlar. bi de bi tas varmıs.eski turklerin yagmur yagması icin kullandıgı hatta savaslarda da kullanıyolarmıs.yad tası mıydı yut tası mıydı neydi.
bu dinin bir uzantisi oldugunu tahmin ettigim, yagmur yagmasi icin yapilan diger bir aktivite de soyledir. bir bal kabagi alinir, iple baglanir. sonra bir irmak kenarina gidilir. ipin diger ucu irmak icindeki kenaria yakin taslardan birine baglanir, kabak salinir. kisi arkasina bakmadan eve geri doner. ne zaman kabak ipten kurtulur da irmak icinde suruklenip giderse yagmur yagar. hala zevkle uygulanan bir aktivitedir.
şamanist uygulamaların en temel özelliği avcı ya da göçebe toplumların karakteristiği olmasıdır. bu toplulukların dini hayatı tarım topluluklarına nazaran daha çok bireysel uygulamalarla oluşur. şamanın eylemi bunun kanıtıdır. bu toplulukların ölüm karşısındaki tavırları doğayı ve doğayı yöneten güçleri ele alışları tarım topluluklarından farklıdır. tarım yapan kişi ölümü tohumun tekrar toprağa atılması gibi ele alır, buğday başağı koparılarak hem insanlara yiyecek sağlamakta hem de gelecek yıl yeniden doğmak için bekletilmekte ve baharın gelişi ile yeniden diriltilmektedir. oysa avcı dünyasında öldürülüp kesilen hayvan insana özünü sağlayacak olan etini verir, dişleri onun süsü, postu elbisesi ve çadırı, sinirleri ipi, kemikleri aleti olur. hayvan yaşamı bütünüyle insan yaşamına aktarılmıştır.
yine tarımla uğraşan toplumlarda kollektif üretim çok gerekli ve yoğun olduğu için dini ritüeller toplu katılımla rahipler ya da ruhban sınıfla gerçekleştirilirken avcı göçebe toplumlarda kollektif eylem tarımcıya oranla daha düşük düzeyde olduğu için dini eylem daha bireysel düzeyde gerçekleşir. bunun en önemli örneği şamandır. şaman toplumdaki kutsallığa bütünüyle hakim bir rahip değildir. bazı kurban törenleri, cenaze törenleri o olmadan da var olabilir. o, tarımcı toplumda ritüelin döngüsel doğası sonucu belirlenmiş ayini yerine getiren rahipten, din adamından farklı olarak toplumu nerden geleceği belli olmayan tehlikelere, kıtlığa ve hastalığa karşı koruyan biridir.
kurşun dökme gibi batıl inançlar çok eski şaman inançlarının kalıntılarını taşır. kurşunun şekline bakıp kehanette bulunma bu inançların kalıntısıdır. aynı şekilde ölen kişi için öldü denmeyip “dünya değiştirdi” denmesinin altında şamanizmin atalar kültünün( ölen kişinin atalara karışacağı ve yeniden doğacağı), mezar taşlarında( arap islam ülkelerinde mezar taşlarına rastlanmaz), eşiğin kutsallığında ( kapıdan içeri girilirken eşiğe basılmaması şamanlıktan kalmadır), nazar inancında, tahtaya vurma adetinde hep şamani inançların izleri vardır.
şamanın dansındaki vecdin amacı, ruhlarla temasa geçebilmek için kendi sınırlarının dışına çıkmaya, sonunda onların seslerini içinde duymaya ve onları yansılarken bilinç ötesine çıkmaya yarayan bir basamak olarak kullanılmasıdır.
şamanizmin dönüştüğü, melez bir karakter göstermeye başladığı yerlerde ise bu vecd hali, ruhlar tanrılar tarafından ele geçirilmeyi sağlar.
tek tanrılı dinin hakim olduğu topluluklarda ise vecde yönelik dans ele geçirilmeye değil, tanrı ile mistik bir beraberliği oluşturmaya yöneliktir.
kaynak: tuna, erhan, şamanlık ve oyunculuk, okyanus yayıncılık ve yapımcılık ltd. şirketi, istanbul, 2000
fin-ugor halklarının da hristiyanlık öncesi sahip olduğu inanç ve ritüeller sistemidir. finlilerin günümüze kadar gelen bazı şamanist ritüelleri türklerdekiyle paralellik gösterir. mesela bizdeki kurşun dökme ritüeli finlandiya'da da gelenek olarak vardır, yılbaşlarında ev eğlencesi olarak kurşun döküp fal bakarlar. finlandiya laponlarının bir kısmında şamanizm inancı hala devam etmektedir.
samanizm in yayilmasindan once bir inanisa gore ; gece gokyuzunun goruntusunden ilham alinarak gokyuzu tanrinin gobegi ,yildizlari da onun elbisesinin pullari olduguna dair bir bilgi ortaokul din kitaplarinda dipnot `olarak verilmistir .
batılıların gözünde kızılderililerin, afrikalıların, avustralya yerlilerinin ve eski türklerin, şimdiki altay türklerinin hepsinin de dini aynıdır ve adı şamanizmdir. gerçekte ise bu bir miyopluktur ve aralarında dağlar kadar fark vardır, sadece hristiyanlığa olan mesafeleri eşittir.
türk şamanizmine gelirsek:
her boyun bir hayvanı totem edinmesi (bkz: bozkurt) ve çoğu zaman o adla anılması (bkz: karakeçililer)(bkz: akkoyunlular) hafiften şamanizm alametidir.
kaşgarlı mahmut'un: "bu kafirler dağ, taş, ağaç su ne bulsa taparlar, allah cezalarını vermesin" gibilerinden kızdığı din mensuplarıdır.
hakkaten de cengiz han'ın düşmandan kaçarken sığınıp 15 gün saklandığı dağı* kurtulduktan sonra kutsal ilan ettiği vakidir. bir müslümanın gözünde şamanizm tam anlamıyla şirktir.
musluman olmadan onceki inancimiz; belki de saman olarak kalsak teknolojide de sanatta da mimaride de felsefede de bugunku en buyuk ulke olabilirdik dedirten bir buyuk soru isareti.
türklerin islamiyetten önceki dinlerine verilen isimdir. türkler anayurtları orta asya'da yaşadıkları tarihlerde esas olarak şamani idiler. gerçi şamani inanç dışında, budist, musevi, mani ve hıristiyan vs. türklerden de söz etmek mümkün. ama büyük çoğunluğu şamanist idiler. bugün bazı kesimlerin şartlandırmaya çalıştıkları gibi, türkler sanki "islam doğmuştur ve islam ölecektir" nitelemesi yere basan bir tanımlama sayılamaz. bu tanımlama aynı zamanda türklerin tarihlerine karşı da saygısızlık sayılır. çünkü; din kültürdür. din; bir kültürün ifade biçimlerinden biridir. şamani inancı yok sayıp türklerin tarihini islam ile başlatmak islamdan önceki türk tarihini inkar etmektir.
şu veya bu nedenle birbirleri ile iletişimde olan toplumlar birbirinin kültüründen etkilenirler. bu karşılıklı olarak gerçekleşir. islam dini ile karşılaşan toplumlar da hem o dini etkilediler, hem de ondan etkilendiler. ama hiçbir zaman geçmiş kültürleri ve onun ifade biçimlerinden biri olan dinleri otomatik olarak değişmez.
islamla karşılaşan türkler de, karşılaşır karşılaşmaz hemen bu yeni dine; 'iyi ki geldiniz", "hoş geldiniz" diyemezdi. doğalolarak türk kültürü, arap kültürünün bir ifade biçimi olan islama önce karşı koydu. bu karşı koyma kendilerine oldukça ağır maliyetler yükledi. çok kan döküldü, çok can kaybı oldu. sonuçta türkler islamiyeti kabul ettiğinde ise, islamiyeti arap islamı olarak alamazdı. onu kendi bünyelerine uygun hale getirmeye çalışarak kabullendiler. örneğin; şamanizmde din adamına; ''kam'' veya "şaman" adı verilir. dinsel törenleri şamanlar yönetirler. şamanların tören sırasında vazgeçilmez araçları vardır. bunların başında müzikli çalgı (davul veya kopuz) ile kurban edilir. kurbanları kanlı ve kansız kurban olarak ikiye ayırırlar. kanlı kurbanların en makbulü at veya koyun iken, kansız kurbanların başında ise, içki gelir. içki; kımız, şarap veya bira olur.
insanın acı ve hastalıklarına tanı koyarak bunları iyi ettiğine*, av hayvanlarına veya hava durumuna hükmettiğine ve bunu çeşitli ritüellerle, bazı ruhlarla iletişime geçerek, astral seyahat ve rüya yorumları ile yaptığına inanılan şamanlara ilişkin dini inanışlar bütünü.
esasen kökenini sibirya ve moğolistan'dan alan şaman terimi zaman içinde genişlemiş ve batı kültüründe büyücü hekimlerden*, afrika'daki ve hatta amerika yerlilerindeki kabile doktorları ve sihirbazlara * kadar bir grup kişiyi ve bu kişilerin ait olduğu inanç sistemlerini de içine alır hale gelmiştir.
esasen animizm denebilecek bu inanç sistemi zaman içinde dini görevlinin* adına evrilerek şamanizm haline dönüşmüştür. (bkz: #1119419)
şamanizmin bir din olduğu yaygın kanısı doğru değildir. şamanizm bir din değildir, yoga nasıl ki bir din değilse, bir ritüeller bütünü, öğreti vs ise ve bir din ile bir arada pratik edilebiliyorsa şamanizm de böyledir. şamanlar boyutlar arasında yolculuk yapabilen, farklı boyutlardan varlıklarla iletişim geliştirebilen varlıklardır. sanatçı olunmaz, doğulur inanışı şamanizmde de geçerlidir. şaman olacak kişi, belli bir yaşa geldiğinde, mesela ergenlikte, kendisine bi haller olmaya başlar. krizler geçirir, bayılır. bu krizleri ile ilk yolculuklarına başlayan şamancık, eğer eğitime tabi tutulmazsa delirir, ama muhakkak bilge bir kişi genç şamanın elinden tutarak onu eğitir, böylece şaman yaptığı ruhani yolculuklarda zarar görmeme ve zarar vermeme bilincini edinir. şaman bir tür ulaktır yani, peygamber vs. değildir. constantine filmindeki contantine mesela, bir şamandır. aynaları portal olarak kullanır vs. geceleri aynaya bakılmaması gibi inançlar şamanizmden mirastır. inle cinle fink atarak yaşar yani şaman. kanımca günümüz şamanları, oyun dizaynırları, 3d animatörler vslerden başkası değillerdir.