mizahi yönü en gelişkin divan edebiyatı şairlerinden biridir şeyhi.. asıl adı yusuf sinan'dır; asıl mesleği de hekimliktir zaar.. vak'anüvislerin doğum tarihinde bir türlü uzlaşamadığı bu şairgil, 15. yy. ortalarında yaşamış gibi görünmektedir; zira, germiyan beyi yakup çelebi ve osmanlı sultanı çelebi mehmet'in özel göz hekimliğini yaptığı kayıtlar arasındadır (miyop imiş ikisi de)..
divanı vardır elbet, "divan-ı şeyhi" adında.. yanısıra "harname", "hüsrevü şirin" ve "dürrul akaid" adlı zarif eserlerin de yazarıdır şeyhi bey..
15. asır divan şairlerindendir. şeyhü'l-şuarâ olarak nam salmış ve kendisine şeyhî mahlasını uygun görmüştür. hekim olmasından mıdır bilimez uzunca yaşamış, bir çok padişah***** görmüştür. nüktedan bir mutasavvıf olan şeyhî; tasavvufla ilgilisi ve tarîkata mensup olması dolayısıyla eserlerinde sükûn, tevekkül, teslimiyet gibi konuları işlemiştir. asıl büyük şöhretini ise, hüsrev ü şîrîn’i sayesinde kazanmıştır.
asıl adının sinan ya da yusuf olması muhtemel divan edebiyatı şairi. "husrev ü şîrîn" adlı mesnevisi en önemli eseridir. dîvân'ı, yine ahmedî ve ahmed-i dâî'nin eserleri gibi, klasik türk edebiyatı'nın kurulmasında önemli rol oynamıştır. "har-nâme" adlı eseri ise, mizahî yönü ağır basan edebî eserlerin başında gelir. kimi eserlerinde, insan tasvirleri hayli ustacadır. öyle benzetmeler yapar ki, okuyanı hayretlere düşürür.
gerçek ismi yusuf sinaneddin olan germiyan(kütahya) doğumlu divan edebiyatı şairidir. iran'da hekimlik eğitimi görmüştür, göz doktorluğu alanında uzmanlaşmış, hükümdarı bile muayene etmiştir.
divanında en çok 2. murat'ı övmüştür. "hüsrev u şirin" adlı eseri, türk edebiyatı'ndaki en başarılı hüsrev u şirin mesnevisi olarak kabul edilir.
"har-name" ise başarılı bir hiciv örneği olup, 126 beyitten oluşmuştur. eserde sosyal eşitsizlikler zarif bir şekilde yerilir.
şeyhi tasavvufla ilgilenmişse de, mutasavvıf bir şair değildir. anadolu sahası dindışı edebiyatının kurulmasında önemli rol oynamıştır.
germiyanoğulları beyliği'nin ileri gelen ailelerinden birine mensup olduğu tahmin edilen divan şairi. memleketi kütahya'da başladığı tahsilini ilerletmek üzere iran'a gitmiş, burada özellikle tasavvuf ve tıp üzerine öğrenim görmüştür. iran dönüşünde hacı bayramı veli'nin tarikatına bağlanıp, bununla bağlantılı olarak şeyhi mahlasını almıştır. tasavvuf ve tarikatle yakından alakalı olmasına rağmen, kendisi bizzat şeyhlik yapmamıştır. edebi türler arasında en çok mesneviye önem vermiş, bir şairin kudretini belirleyen ölçünün yazdığı mesneviler olduğunu ileri sürmüştür. ona göre gazel yazmak bir kaç tane ev meydana getirmekten ibaretken; mesnevi yazmak koskoca bir şehri kurmak gibidir. kendisi de bu 'şehir kurma' eyleminde başarılı olmuş, türkçe'de yazılan hüsrev ile şirin mesnevilerinin en güzelini ortaya koymuştur.
"memleketinde ve iran'da bir çok tasavvuf büyüğü ile tanışan şeyhî'nin seyyid nesimi ile de bursa'da görüştüğü rivayet edilmektedir. ak şemseddin'e atfedilen şu anekdot, onun mutasavvıflar çevresinde nasıl önemle anıldığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir: ak şemseddin bir gün dervişleriyle sohbet ederken, birden başını kaldırarak, bir kaç kez 'aferin behey germiyan türk'ü' der ve susar. bunun sebebini soranlara şunları söyler: 'âlem-i sülûkta merâtib-i anâsırdan merâtib-i eflâke urûc eyledim. dördüncü kat göğe çıktım. anda olan melâikeye emr olunmuşdur bu beyti okurlar
ey kemâl-i kudretin nefhinde âlem bir nefes ve'y celâl-i izzetin bahrinde dünyâ keff ü hes
bu beyti niçin okursuz dedim. eyittiler, germiyan ilinde şeyhî adlı bir şair vardır. bu beyti ol söyledi. allahu tealâ'ya hoş geldi. bize buyurdu. bu beyti tesbih eyledik."
şeyhî divanı. haz. mustafa isen-cemal kurnaz. akçağ yay. s. 11-12