bugünlerde öyle çok istiyor ki canım, anlamakta anlatmakta bir hayli zorlanıyorum: bir tren kaçırmalıyım! tren kaçırmalıyım!
sürerek ben daha hızlı daha hızlı daha hızlı, göz kırpışta geçen neyse tam da ondan olmalıyım...
değiştirseler bile namussuzlar, makası, kolay mı bu vakitten sonra, kesmesi hızımı... koca tren ve yalnız ben... koca tren ve yalnız ben... bilmeyecek hiç kimse, trenle yalnızlığımızı...
fırlasın o göstergeler daha hızlı daha hızlı! dünyayı yörüngesinden, daha çok saptırmalıyım...
tünellerden geçişimiz farkedilmeyecek pek... not düşmeyecek memur, 'rüzgardır bu' diyecek... kenardaki köşedeki ahalisi evlerin, ilk defa olacak ki, uyanıvermeyecek...
ileri! istikamet: gökkuşağı! gökkuşağı! her bir hayvandan bir çift, çiçek böcek almalıyım...
...
geç anladım: gitmiyor, varmıyor oraya raylar... geç anladım: ötedünyam -adı üstünde- ötede... geç anladım: bu tren, dediğim tren değil... geç anladım: kırdılar, makası bir tarafa...
bugün benim düşlerim, gerçek olmadıysa da, ne malum yarının da, dün gibi olacağı?..
metz- fransa'da 18 yaşında bir genç, dün gece gardaki bir lokomotifi 'kaçırdı.' polis kaynaklarına göre, akli dengesi yerinde olmayan delikanlı, rölantide çalışmakta olan lokomotifi hareket ettirmeyi ve 400 metre sürmeyi başardı. durumu fazla zaman geçmeden fark eden gar yetkililerinin makas değiştirerek boş bir alana yönelttikleri lokomotif, raydan çıkarak kenardaki bir elektrik direğine çarptı. direk gürültüyle devrildi. metz demiryolları yetkilileri, hemen yetişerek lokomotifi kaçıran genci yakalayıp polise teslim ettiler. (aa)" radikal, 07.01.2002, s. 24.
tam olarak ne anlama geldiginin aciklanamadigi kelime. trenle ilgili ama ne? lokomotif degil, tren degil, katar degil, lokomotifin ba$i falan... yok i$te kasmayin, aciklanmiyor.
bir kadına yapılacak en fena benzetmelerden biridir. biri bu, biri tayyare, biri de "çok yakışıklı bir kadın" (sonuncusu özellikle çok eğlenceli bence).
bunlar ilk beşe oynar, kalan ikisini joker olarak boş bırakıyorum. zira her geçen gün yeni benzetmeler icat ediliyor, ki dille ilgili olan en güzel şeylerden biri bu. biri bu, biri dilin esnekliği, biri de dilli kaşarlı tost (sonuncusu özellikle çok lezzetli bence).
bunlar ilk beşe oynar. kalan ikisini joker olarak boş bırakıyorum. zira bir gün de geçmesin ki dil ile ilgili yeni gelişmeler olmasın, yeni iletişim şekilleri icat edilmesin. ki iletişimle ilgili olan en ilginç şeylerden birisi bu. biri bu, birisi telekomunikasyon ağının dört bir yanımızı sarıyor olması, birisi telekomunikasyonun artık iyiden iyiye tele haline gelmiş olması, biri de iletişimin tüm aşamalarda aslında ne kadar imkansız olduğu gerçeği (ve sonuncusu özellikle böcekçesine rahatsız edici bence).
bunu daha çok uzun sürdürebilirim, bana inanın. sadece isteme meselesi.
yeni bi muzik portali ve forum. gencten bir arkadas yapimini ustlenmis. hadi hayirlisi...
www.shimendipher.tr.cx
ile ulasilabiliyor. ayrica radyo yayini da yapacak olan site, gayet iddali gorunuyor; ama taze kanlara da ihtiyaclari var. en azindan birkere ziyaret edilip, gorulmesi gerekir.
yamulmuyorsam ilköğretim ikinci sınıfta ulaşım araçları gibi bir ünitede öğretilen kelime. kara, hava ve deniz taşımacılığında kullanılan her türlü araç gereçten bahsediliyor, hangisinin sürücüsüne ne denir o öğretiliyordu.
öğretmen ilk şimendifer dediğinde anlayamamıştım. bir daha dedi, yine anlamadım. baktım herkes anlamış gibi bakıyor, kendimi salak hissettim. bir de şilep vardı garip gelen.
ve o ünitenin sınavından önce deliler gibi şimendifer yazma çalıştım. sonra sınavda şinemdifer yazmışım.
sözün özü: yok mu bunun bir türkçesi, ben yandım gelecek nesiller yanmasın.
şimendifer kelimesi ile oynarken chemin kısmını hep ingilizcedeki chimney'in karşılığı fransızca bir şey olarak düşünmüştüm. kendimce demir baca diyordum.