"internet tarihinin yüz karaları" listesinde ilk sıraya oynayabilecek engellenme olayıdır.
24 ekim 2008 saat 16:00 itibarıyla blogspot.com, blogger.com, blogger ve yine bu servislere bağlı sitelere erişim engellenmiş, erişilmeye çalışılan blogların tamamı o meşhur "bu siteye erişim mahkeme kararı ile engellenmiştir." kırmızı yazısıyla süslenmiştir. şu dakika sitelere ulaşılamıyor hiçbir şekilde. yani o yazı da yok ama, birkaç dakika önce varmış. şimdi yok. ben yazıları görebilmiş değilim. arkadaşım bizzat şahit olmuş. iyi ki görmemişim. böylesi daha "iyimser" olmamı sağlıyor.
yine hangi sevdiğimiz "aydın" hangi blogdaki yazıyı dava etti, merak ediyorum. şu dakika türkiye internetinin cılkı çıkmıştır. ne isteniyor, ben anlamıyorum. "internete girmek yasak." desinler de, herkes rahat etsin. teslim oluyoruz, tamam. teslim oluyoruz... ülkeye bak, internet anlayışına bak! ayşegül serisine eklenebilir galiba.
http://www.ktunnel.com üzerinden girilebiliyor. evet ama, ben bıktım ktunnel'den. internetimiz yasaklarla doldu artık. yoruldum ben.
hotspot shield programıyla usa dan ip alarak erişebileceğiniz sitelerden bir tanesinin engellenmesi olayı. hem pc hem mac versiyonu var. blog sitelerine bir kere girmişliğim yoktur, arada youtube için kullanırım bu minik programı.
internet varsa yasak diye bişey yoktur. bazı aklıevveller bunu algılayıp hazmedemiyorlar, biri bunu kafalarına vura vura anlatana kadar da anlamayacaklar; yine benim parasını, vergisini ödediğim bağlantımla nereye girip nereye giremeyeceğime karar vermeye çalışacaklar heralde. biz de buradan vuralım biraz belki bigun "neye yasak kime yasak herkes heryere giriyor amirim" derler.
yeni bir engelleme, yeni bir tat. denmiş çok şey var bu engellemelerle ilgili, lakin denilebilecek nitelikte önemi olan bir şey kalmadı. yani ben, sadece küfrediyorum. laf anlatamayacağımızı biliyorum; ben küfretmekten yanayım. bu yüzden sözlük moderasyonunun da engellenmekten, bizim engellenmemizden korkmayarak bu küfürlere karşı duyarlı olmamasını istiyorum. bu pek muhterem blokçu arkadaşlara bir blogçu olarak küfretmek; saydırmak, tek arzum şu saatten sonra. tüm sözlüğe kendilerinin yedi cedleriyle, sülaleleriyle yaşadıklarımı aktarmak; bilgi paylaşımında bulunmak istiyorum. götümüze girebilir gereçkesiyle silinmesin istiyorum, evet.
bu gidişle bu kış kitaplarımızı yakarak ısınacağımızın habercisi olan hadise. düşünüyorum(ki bu da beni direk suçlu kılıyor bu durumda?), neyse, düşünüyorum, sırada herhalde kitap yasaklama filan vardır. boku çıktı. çok net.
henüz bir iki ay önce gelecegin internetinin onizlemesini yapiyoruz kampanaysı dahilinde bloğunu geçici süreyle kapatan blogculara daha da koymuş olay. önce video zevkimi çaldın, sonra cinsel tatmin araçlarımı kapattın, gazete kapattın, bilimsel sayfa kapattın, bir ara sözlüğüme bile salça oldun. şimdi de bloğumu aldın benden, geriye ne kaldı? mail adresimi de veriyim tam olsun, monitörü artık kanepenin önüne koyar ayak uzatırım. işin tek iyi yönüyse yasaklamalara tepkisiz hatta habersiz kalan binleri harekete geçirecek tarzda geniş bir yasaklama olması. (atarax verin küfür edicem ben ya ucundan baş verdi)
iran yöresinin ünlü halk şarkısı: "utanın çocuklar utanın. babalarınız neler yaptı" eşliğinde kafamı iki yana sallayarak ve yüzümü buruşturarak izlediğim yasak.
artık ezberledigimiz hatta yeni gelistirdigimiz yontemlerle bir sekilde asacagımız -hatta astıgımız- engelleme.lakin beni asıl dusunduren bu yasaklar karsısında gelisitirdigimiz yontemlerle bir sure sonra bu yasaklı sitelerin yasagının kaldırılması icin hic bir sey yapmadıgımız. evet yasaklıyorlar bi sure sonra alısıyoruz ve oyle kalakalıyor.aynen youtube de oldugu gibi. sanırım bir seyler yapmanın sesi yukseltmenin zamanı geldi hatta gecmekte..
canım yurdum, güzel anadolumun son bombası. boyalı basında x okuluna y kadar bilgisayar alıp z kadar öğrenciyi teknoloji manyağı yaptık etiketleri gün aşırı dönerken, türkiye cumhuriyeti vatandaşının direkmen okuma - yazma özgürlüğüne kast etmek hangi akla minnettir ? acaba hangi mantaliteye hizmettir ?
lan şaka yaptık gerçek oldu dedirtmiş eylemdir. sabahtan beri hiçbir telekom kırmızısı yazı görmeden giremiyordum üstelik de bu hadise yeni bir yazı yazdığım sırada olmuştu. sonunda olan oldu.
beğenmeyen gider afacanlığını okşayıp da bi siktirip gitme hazırlığı içersinde iken artık içimin her anlamda rahat olmasını sağlamış bişi. hayır şimdi böyle işlerle uğraşıp da sonra özgürlük filan diye vıyıklayınca size kimin inanacağını sanıyorsunuz diyende aklıma ankara'nın 20 yıllık suyunun olduğuna can ı gönülden inanan adamcıklar geliyor. işte o noktada diyorum ki böyle beyne böyle yarrak. evet. demek ki ilk önce kadir inanır arkadaşlar, kendimizi kandırmayalım.
ha şu noktadan sonra da hala beyin göçünden, milli duyguların yokluğundan, özgürlükten filan vikvikleyen dallamanın önde gidenidir.
aslında hakkında 24 ekim 2008 taksim olayları ile birlikte yazacak çok şey var da, karşımıza dinleyecek aklı selim birileri lazım önce. tek bakınızla yetinelim o halde :
kapatılması o kadar önemli değil de, telekom yetkililierinden hiç olmazsa daha güzel bir sayfa koymalarını bekliyoruz. nitekim ekranda aniden beliren kocaman kırmızı yazının internet aleminde bizi rezil kepaze ettiği malumunuzdur. yoksa yeni nesil istediği siteye istediği zaman girer, orda problem yok.
netice itibariyle bu halimizle bizi avrupa birliğine alırlarsa kendilerine zehir zemberek bir mektup yollayarak yaptıkları hatadan bir an evvel dönmelerini ve bizi kendi halimize bırakmalarını isteyeceğim. haketmiyoruz kardeşim avrupaymış, muasır medeniyet seviyesiymiş falan...
yahu bundan önce yüzlerce kez söylenenleri tekrar etmeye lüzum yok, farkındayım da, tüm kapatılmalar içinde şahsımı en ileri derecede rahatsız edeni bu oldu bak. wordpress kapatıldığında da bayağı koymuştu; ama blogger dedin mi benim can damarlarımdan birini kesmiş oldun be yavrum. internet keyfimin büyük oranda bloglara (hem yazdıklarım, hem de günü gününe takip ettiklerim var) bağlı olması gibi bir durum var. sen şimdi çıkıyorsun oradan alakasız bir şekilde kesip atıyorsun benim damarlarımdan birini... olacak iş değil yahu!
yani tabii, giriyoruz ediyoruz, bi sürü yolu var falan fıstık da, daha önce söylendi, "oh girebiliyoruz nasıl olsa türlü çeşit alengirli yöntemle!" demek, buna sığınıp sessiz kalmak, sinsi sinsi sürdürmek yaşantımızı, bunlar çözüm değil. burayı ağlama duvarına çevirmeye de gerek yok, artık her kapatılışta verdiğimiz tepkiler de default oldu, işte bir yerler kapatılıyor, harala gürele dalıyoruz, tepkimizi veriyoruz; lakin bu da alışılagelmiş bir süreç haline dönüştü. beni en çok rahatsız eden bu aslında. bu "gösterilen tepkinin işe yaramazlığı ve rutine dönüşmesi hali" çok sinir bozucu.
bugün bir şekilde önünü kesemezsek bu yasaklamaların, yarın internetin (özgür düşüncenin halen ayakta olan son kalesi kendisi kanımca, ve hatta insanlığı evriminin bir sonraki aşamasına götürecek müthiş bir şey, en azından daha ilerisi için temel teşkil edecek) devlet otoritesi altında daha fazla sansüre uğraması gayet mümkün. belki eldeki imkanların, yaptırım gücü olan kurumlar tarafından daha da etkili kullanılması ile bugün sansürleri delmekte kullandığımız yöntemler de işe yaramaz hale gelecek ve hepten uzuvlarından biri kesilmiş bir toplum olacağız. bir şeyler yitip gitmiş olacak o vakit. hepimiz bilgiye ve iletişime bu denli açken hepten engellendiğimizi, sadece izin verilen alanlarda dolaşabildiğimizi düşünsenize. böyle bir gelecek nefret edilesi olur bence.
bu gudik gidişata dur demek lazım. internet, bu farazi diyarın getirdiği özgürlük, geniş kitlelerin, düşük ekonomik imkanlara haiz sınıfların bilinçlenmesi adına elimizdeki en etkili ve yek kaynak. devletlerin, kurumların yahut bireylerin, üzerinde böylesi bir tahakküme haiz olması son derece korkutucu ve zihinde distopik tahayyüler peydah edici.