'' gecende evde agirlikli dambil calisiyodum, kapi caldi, gittim baktim, mualif partiden bir secmen suratina terminator maskesi takmis, ulu orta yerde 'fak yu mak yu' diye bagiriyor... hemen silahimi cekip vurup oldurdum... bunlara bu kadar yuz verilmez, yarin birgun kafama s.car bunlar, oorayt?
fermuar ekibinde başarılı olmasını dilediğim çizer. lombakta ayda bir çizdiği karakterleri her hafta çizmek durumunda kalması umarım ki kalite düşmesine neden olmaz. zira kendisi uretim surecinin çok zor olduğunu, bazen 1 ayın son gunu iş yetiştirebildiğini bizzat bana soylemiştir ( kankasıyım gibi anlattım durumu ama değil, fuarda imza atıyodu adam işte, o kadar). tübitak köşesi, şerafettin ve macerayı seven adam durumuna düşmez inşallah.
sözüm meclisten dışarı kendisine fırsatını bulup sormuştum tubitak mı yoksa tek karelik karikatürler mi daha zor diye. tubitak daha zor demişti. lakin benim beklediğim yanıt karikatürlerin daha zor çıkacağı yönünde idi. çizgi roman türü işler önünde direnç peşinde kapasitör olan bir devre gibi olduğundan okuyucuyu tutmak için önce direnci aşmak gerekir. lakin tek karelik karikatürler aynen kısa devre gibidir, okuyucuyu daha ilk anda içeri çekebilirsiniz ve özel bir frekans yakaladığınızda okuyucunun o frekansa kitlenmesini sağlayabilirsiniz. şahsen severek okumama rağmen tubitakta ne oldu ne bitti kesinlikle hatırlamam, gelgelelim lavabo aç kullanan darth vader hafızamda hala taze. bu itibarla* kendisinden daha çok karikatür beklemekteyim... kimden? çizer işte daha yeni fermuarda çizmeye başladı.
bir süredir kendisini yönetmenlik olayına kaptırmış olan usta çizer. kısa film çekerek olaya başlayan sayın ablak, şu anda klip yönetmenliği olayına doğru kaymış gibi görünmekte. arkadaşları olduğunu öğrendiğim less isimli gruba iki adet video klip çektiği duyumunu da almış bulunmaktayım. yine birbirinden hin fikirlerle kendisini izleten işlere imza koymuş. devamını bekliyorum(z), ona göre...
çizgi dizilerinde aslında klişe kişiler ve durumlar vardır. mesela cahil adamla okumuş adamın çekişmesi (psiko'da hamit ve psikolog, tübitak'ta bayram ve profesor). ama hikaye klişeye dönmez. bi sayfayı elli kareye bölüp sinema tadı yaşatır okuyucuya. her karede çok iyi yakalanmış mimik ve jestler adamı kopartır (bayram efendinin tripleri mesela).
karikatürlerinde kadın sadece seks unsuru olarak vardır. türk karikatüründe zaten erillik vardır fakat emrah ablak bunu abartır. cinsellik uyandırmayan bi kadın, mesela bi teyze, emrah ablak karikatürlerine kolay kolay konu olmaz. kadın varsa seks vardır. çok da guzel kadın çizer. göğüsler falan.
l-manyak'da çizdiği "psiko" hikayelerindeki hamit ve doktor, lombak dergisinde çizdiği tübitak'ın temelini oluşturmuştur. penguen dergisindeki "murat ile izzet" karikatürleri çoğu insanda parça tesirli bomba etkisi yaratmasına neden olan bu saygıdeğer çizer, dört karelik karikatür maceraları ile "boyu değil işlevi önemlidir" diye düşünmemizi sağlar.
espiri ve canlandırma yeteneği gayet kolay seçilebilen çizer.
sanırsam hıbır ya da pişmiş kelle döneminde bi karikatürü vardı. tipik ablak karikatürü denebilir.
bir düğün var, işte "pastadan dansöz çıkma" atraksiyonu yapılacak, yalnız dansözü içerde çok bekletmişler. neyse sonunda pastanın tepesi açılıyor. yalnız pastanın etrafındaki gayet bıyıklı düğün sahipleri kıllanıyor, pis bir koku var..
- ?!!! - lan? naaptın? - (bıyıklılardan bi tanesi kutunun içine doğru bakar, sonra burnunu tıkayarak) sıçmış abi - mna kodumun..
benzer şekilde başka bi karikatürü vardı, bi tane kocaman cüsseli adam, sevgilisiyle foreplay aşamasındalar.. 2 kare halinde çizmiş.. birinde kadın adamın kulağını yalıyor, adam gıdıklanıyor haliyle.. öteki karede adam kadına bi koymuş, kolunu dirsekten mesnetli çevirerek, geriye doğru, kadın uçmuş ama küçücük çizmiş göklere gitmiş kadın..
penguen'de çizdiği zaman, ana karikatürlere geçmeden böyle bi giriş için kendi gündemiyle ilgili bişeyler çizerdi, işte çenesi çok uzun onunla ilgili bişeyler çizer, ya da bıyığıyla ilgili filan.. bi sefer de evlendiği zamanlardı sanrım, dedikodu olmasın ben öyle bi izlenim almıştım çizdiğinden, bıyığını sever sanırsam, eşi de kesmesini istemiş sanırım, o giriş bölümünde bıyığını kuş gibi uçarken çizmiş.. kendisini de bıyıksız gözünden yaş akarken çizmiş.. böyle güzel ayrıntıları da vardı..
bu hafta fermuardaki köşesinde sineklerin milyonlarca yıldır süregelen feryadını ve insanoğlunun bunu anlamamak konusundaki ısrarını dile getirmiştir,yarmıştır,dağıtmıştır. (bkz: yedik bi bok)
geçen cumartesi akşamı, iran üzerinden hindistan'a yapacağı ulvi yolculuğun arifesinde, nevizade'de kendisine "güle güle git, güle güle ve tek parça gel", dediğimiz; eğlendiğimiz, dağıttığımız, kafaları dokuşturduğumuz dostumuz.
diğer pek çok karikatürist, komedyen, şovmen vs. gibi normal zamanda son derece ciddi ve aklıbaşında biri. minimal bir manyaklık barındıran karikatürlerinde çok az çizgi fakat bununla tezat olacak şekilde çok fazla ifade ve komedi unsuru bulunabilir. öyle ki konuşma balonuna bile ihtiyaç duymaz çoğu kez ve bu zor zenaati başaran nadir karikatüristlerdendir.
kendileri su siralar beynelmilel bir motor seyahatine cikmistir. hatta su siralar sivas i gecmis olmalilar. iki arkadas... adlari da sari ceketliler. yollari uzun, tam emin olmamakla birlikte hindistan'in guneyine kadar inip donecekler diye biliyorum. gule gule git gule gule gel ablak. gelirken de kımız filan getirirsen sevinirim. olmadi kırgız votkasi da olabilir...