ilk 2 albumunde $arki sozleriyle etkileyen, "tum haklari yalnizligima aittir" isimli son albumundeki "dibe vuran $arkilar"la of be naptin sen dedirten $ahsiyet
bazi albumlerin boyle ozelligi vardir... sessizce sokulurlar size. iddiassiz gibi gorunup sonsuza dek baglarlar kendilerini sizlere. "hayat" denilen eglenceli, huzunlu, surprizli garip seruvende iyi bir yol arkadasi oluverirler sizlere. onlar gercektirler, gercekleri anlatirlar. gunluk yasamimizda kucuk ayrintilara dikkat cekerler. gormedigimiz ya da gorup de fark edemediklerimize... kendi hikayesi olmasina ragmen bizi anlatirlar aslinda bizlere. sozleri kafamizdakileri teyit ederken muzikleri de ruhumuzu hafifletir. feridun duzagac'in "kopruden once son cikis" isimli albumu iste bu ozellikleri tasiyor. ilk albumu "beni rahatta dinleyin"deki gibi dinamik bir duraganliga, yalinliga sahip olan ikinci albümüyle müzikseverleri yaniltmiyor duzagac. ulkemizde fazla ismin giremediği bir kategoriye uzun yillardan sonra en son katilan feridun duzagac, kendi sozu, kendi müzigi, kendi fikri olan biri... ve o, albumunu bence turkiye'nin en onemli sarki yazari olan mazhar alanson'a adarken yonunu ve "tarafini" zaten net bicimde anlatiyor. genc muzisyen dunyaya bakis acisini, ic dunyasindaki catismalari aktarirken bir anlamda cozuyor sizi. tabi biz de onu... ilk albumunde ve genelde dunyaya "huzunlu" gozlerle bakan duzagac, bu albumde biraz daha rahatlamisa benziyor. ama bu aldatmasin sizi... sarkılar yine ilginc ve onceden kestirilmesi guc bir yyorungedeler. "kopruden once son cikis"i degerlendirmek isteyenler bunu yapabilirler elbette, ama duzagaci kopruden sonrası ilgilendiriyor aslinda. sarkilar sizi cogu zaman bir gece yolculuguna cikariyor, ama zaman bazen gunduze de donebiliyor. ve siz bu surecte bir ara keyifle disariyi seyrediyorsunuz ancak buyuk bir istekle yeniden gecenin buyusune kapilip, "gittiginiz yere kadar" duşunmekten alamiyorsunuz kendinizi. unut beni, golge, oysa ellerin, hep uzaklara, duslerime kal, sor gibi sarkilar sizi gecenin karanliginda guvende tutuyor cunku... albumun altyapisina gelince...bir sarki yazarinin dilinden en basta onunla calisan muzisyenler anlamali ve duzagac ile calisan hakan erken, can alper, benan ekici, levent altındag ve mustafa suder gibi isimler onu iyi anlamislar dogrusu. yavasca, ama kararli bir bicimde size sokulan yalansiz tinilarin kalitesi mukemmel. duzagac, soylem olarak müzigin rock kanadinda yer alan iddialı bir isim ama tanriya sukur ki bir ilah, bir yildiz olma havasindan cok uzaklarda... o'nu farkli ve ozel kilan da iste bu özelligi... lale barcin imerin yazisi 1998 hurriyet
sarkı sozlerinin her bir misrasi ayri ayri anlamlar tasiyan mukemmel parcalara imza atan en favori turk sarkicisi bence. askın e hali gibi ne kadar dinlenilsede vazgecemeyeceginiz super bir parcasi var. sarki soylemeye devam etmesini istedigim nadir turklerden
sarki soylemesin. berbat bir ses. konusurken bile fisildiyormus gibi gelen bi insan nasil olur sarki soyler anlayabilmis degilim. soz yazsin, beste yapsin otursun.
ama yine de müziğini sadece kendi içinde yaşadıklarıyla açıklamak hatasına düşmemek gerek. her aşık olan kişinin şiir yazamaması gibi her acı çeken de derin ve hüzünlü şarkılar yapamaz. kabiliyetli ve dahi kaliteli bir müzisyen.
" aradığım bulunmayan, haykırdığım duyulmayan , sen asla dün olmayan bir yaşanmamış an " deyiverip, her fırsatta " ah bulmak o kadar kolay mı sandın, aramak bana aşktır artık " muammasına nail olduğunu söze getiren hayatımın en değerli anlarına tanık, olası ölümümden dolayı sanık, hep sevdiğim, özlediğim kişi...
kent ozanı yakıştırmasının sebep taşlarından bir müzikalite. . .
şu sıralar her cuma saklıkentte sahne alan odtu bahar şenliğinde stadyumda gezinirken kimse tarafından farkedilmeyen insan. "acaba ankaraya mı taşındı" sorusu akıllara gelmiyor değil*.