insanlarin bu komplekslerini farketmemesi icin, radikal bir ozguven segilemeye calisip onlari surekli olarak kendinden uzak tutmaya calisir problemli sujemiz
insanın kendisini yeterince sevememesi durumu. bu komplekse sahip olan insanlar kendi benliklerine yeterince güvenemezler. başka insanlara duyulan aşırı hayranlık şeklinde etkileri olabilir.
bir ki$inin kendini ortamdaki diger insanlardan a$agi gormesi sonucu onlarla aslinda ayni seviyede oldugunu ispat etmeye cali$masi. bir konuda her zaman "en" olmaya kasan insanlarda bulunan $ey.
az gelismis ulkelere gelisme hep ithal bir meta olarak geldiginden her zaman icin insanlar son urun ile karsılasmaktadırlar. o urunun ya da hizmetın nasıl olustugunu ve gelistigini; ne kadar emek ve enerjı harcandıgını bilmemektedirler. bu sebep ile sanki bir anda yoktan var edilmis bir son urun ile karsılasmıs gibi hissetmektedirler. yoktan var etmek sadece insanustu guclerin bir becerisi oldugundan o urunu vareden toplumlar sadece tuketici olarak var olan toplumların gozunde birer yarı tanrı kisilige burunebilmektedirler. bu tek taraflı tuketimin sureklı bir hal alması durumunda ise surekli tuketici olan toplumlarda asagılık kompleksi gelismektedir.
herkesin benden kat be kat iyi tanim yaptigina $ahit oldugum konu. hayir cok iyi tasvirler yaparim ben de arada ama benden iyileri gormek de sevindirdi bi bakima i$te.
-lora buş boğaza hayran kaldı.. ay ne güzelmiş corc valla, gene gelelim dedi.. -şirak türk mutfağına bayıldı.. şef, hünkar beğendinin tarifini vermeyince küstü.. -bileir'in karısı topkapı'nın büyüsünden kurtulamadı.. vudu mu ne bu dedi.. -tom hanks kuşadasına taptı.. karısıyla kızı alışveriş sırasında mutluluktan yere çöküp ağladı.. -uma thurman, valla böylesini görmedim sevgilim, kurban bayramına da buraya gelelim dedi.. -pink ne demişti la? du ona da bişey uyduralım..
zaten harika olduğunu bildiğin şeyleri, önemli olduğu düşünülen kişiler söyleyince ne de tadından yenmez olur, ülkenin yine en bi önemli olduğu düşünülen gazetelerinde, hem de ilk sayfalarında koca puntolarla görürsün.. yahu bari arka sayfaya, ara sayfaya falan koy.. şişirme..
bir de şakşaklar vardır bayıldığımız... sırt sıvazlarlar, pek mutlu olursun.. yaşasın der hoplarsın....hemen yazalım, ne büyük mutluluk.. ilk sayfa.. büyük punto.. zırt pırt.. -kredi notunu kim artırıyosa aha o, eferin adam oluyosunuz dedi... -siz möhömsünüz bizim için dedi.. -sizsiz olmasss dedi.. -vay bu ne ilerleme diye şeeettirdi..
okuyunca mutlu mu olmak gerekiyor? gururlanmak mı gerekiyor? oldu!... düşününce benim aklıma pekçok şeyin yanısıra, tam da şu yukarıdaki başlık geliyor..
(bkz: inferiority complex) alfred adler 'in bir kavramı. adler'in teorisine göre bebekliğinde ebeveynlerine fazlasıyla bağımlı olan her çocuk -insan- geliştikçe bir aşağılık kompleksi de geliştirir ve onu aşmak için hayatı boyunca çabalar. teorinin gelişime inanan temelince, aşağılık kompleksi her insanda doğal olarak bulunan fakat bazı insanlarda fazlaca bulunan bir özelliktir ve bu özellik kişinin kendini geliştirmesi için tetikleyicidir. örnek olarak fiziksel bir engelinden dolayı sporla ilgilenemeyen bir insanın kendini matematikte geliştirmesini ya da tam tersi akademik konularda başarısız bir öğrencinin sporda başarıyı yakalama çabasını verir. kişi eksikliğini duyduğu şeyi başka bir alanda kapatmak ister. (bkz: compensation). bir konudaki eksikliğini başka bir konuda fazladan çaba göstererek örtmek ister. kimi teorisyenlerce olumsuz algılanan bu durum adler'in teorisinde kişinin kendisini geliştirmesine katkı sağladığından olumlu da addedilebilir. şişman insanların aşağılık komplekslerinden dolayı bunu kapatmak için sempatik oldukları gibi günümüzde çok dönen muhabbetler aslında bu kavramdan hareketledir. freud'un aksine adler kişinin gelişimine ve iyiye gidişine inanır, dolayısıyla kompleksleri de yıkıcı değil yapıcı olabilecek gibi yorumlar. herkesin pek çok konuda bireyleşme süreciyle aşmaya çabaladığı kompleksleri vardır ve bunlar herkesin kendi algısında değişen eksiklikleridir. psikolojideki önemli kavramlardan biridir. adler kadar olumlu bakmadığımızda kişinin komplekslerini kapatamaz olduğu durumlarda daha da yıkıcı etkiler yapabileceğini de değerlendirmeliyiz.
- muharrem! bizim oyuncu sakatlandı gel olum sen oyna. (muharrem sağına soluna bakıp kendini gösterir) - ben mi? - evet olum gel hadi - ama b b ben bilmem ki futbol oynamayı. - olum geeeel. biz biliyoruz da mı oynuyoruz. - ama abi... - geeel!!!!
- muharrem geç kaleye sen - ama abi ben onu hiç beceremem - tamam arif sen geç kaleye muharrem sen defans oyna - ama abi ben onu da hiç beceremem - ne becerirsin ulan sen! (yusuf yusuf olmuş muharrem) - kkkk kaleciliği abi - tamam geç kaleye! - ama abi... - geç ulaaaağn! - tamam abi.
- kaleciii... degaj. - ben degaj yapamam ki - vursana kaleciiiieee - ben degaj yapamaaaaağğğm - vuuuuuuur. - ama abiiii. - degaj ulaaaaağn degaaaaaaj. (muharrem vurur ve top muharremin koruduğu kaleye gol olur) - ulan muharrem! - allan belamı versin abi benim.
adler'in, freud'un ödipal kompleks olarak adlandırdığı kavramın altında yatan asıl şey olduğunu belirterek daha elle tutulur ve statü gereksinimi gibi sosyolojik meseleler de tezatlaşmadan ortaya koyduğu kuram...öte yandan adler'in hatası homoseksüelliğin de temelinde böyle bir şey olduğu iddiasıdır ki artık kim sallar bu budala normalist psikiyatr muhafazakar söylemi, her neyse efendim beni ilgilendiren asıl taraf şudur ki, aslında modernite bağlamında bu kavramın karşısında da bir tür kölelik arzusu gibi bir şey durur ama her halukarda aşağılık kompleksi de kölelik arzusu da disipliner ya da otoriter bir iktidarın foucault'nun belirttiği anlamda aşadığan güdümlü olarak işlemesinin bir koşuludur...
kendini olumlatma pahasına her şeyi yapma potansiyeli taşıyan bünye..
kafamda iki ayrı uç var ama: i) birinci gruptakiler, "evet, sen de bizdensin" kabulünü alana kadar durmadan hedefe nokta atışı yapma gayretindedir -ki, genellikle polisiye/savaş filmlerinde de karşımıza çıkar böyle bi durum: filmin/dizinin kırılma noktasıdır aynı zamanda bu an: çaylak, ekibe katılmıştır: buradan faşizme de kapı açlabilir sanki -neysse,,
ii) ikinci gruptakiler ise, aşağı olmadığını ispatlamak için kasar.. bi böyle, "ayh, işte yeni klibimi maldivler'de çektim" şeysi ile özetlenebilir.. buradan da sadizmden, tecavüze, işkenceye kadar uzanan bi kapı daha açılabilir sanki.. de, neysse,,
iki grubun da ortak noktası muhakkak vardır: bilinçaltını yadsıma -halbuse, bilinçaltı egemenliğini kabul etse, ortada hiçbi sorun kalmayacak.. kıskançlık da en sık bu kompleksten mustarip olanlarda görülür..
egosu olduğunun farkına varabilirse hep bana diyen bi kurabiye canavarı'na dönüşmesi mümkündür.
gayet normal ve sağlıklı bir şeydir. hemen her bireyde yoğun olarak mevcuttur. kişiye ayakta kalma ve mücadele etme gücü ve hırsını sağlayan psikolojik kaynaktır.
ama aşağılık kompleksinin yararı onu yaşayanadır. çevresindekilere zararlıdır tabii ki.