isim olarak dusunuldugunde aklima ilk olarak hayat agacinin erkek karakteri "adam marshall"i getiren kelime (soyadini varsaydim, yanlis bilgi olmasi muhtemel).
mustafa sandal'in sozlerini yazdigi $arki . sesi de $arki boyunca duyuluyor arkada . kendisinin sapitmadan once son zamanlarinda yaptigi en iyi i$ sanirim .
sibe lalaş ın bu şarkısında aksayan ibiş gibi fırlayan bir nakarat bölümü vardır. bu bölümü mustafa sandal bestelemiştir. melodisi de aşağı yukarı "gelin çiçek derelim, yollarına serelim, saygıylarla tilkilerle annemize verelim" isimli şarkıdan apartmadır. mustafa bunu farkeden, bu şehirde sana gıcık sana takan biri var.
cinsiyetini sonradan degi$tirebilse de -$imdilik- ba$tan kendisi secemeyen ama cinsel tercihi sonradan/zamanla olu$an, geli$en re$it "ki$i"nin ciplak fiziksel gorunu$u açisindan eril kimliklisi.
doksanlı yılların ortasında parlayıp sönen,aslına bakılırsa güzel bir parçaydı.adını şimdi hatırlayamadığım bayan sanatçılardan biri söylüyordu.sözleri şöyle bişiidi yanılmıyorsam yağmur bulutu unutursa.. dalında çiçeği kurutursa.. yar benden utanırsa.. düşündüm düşümden ayrı kaldım.. ayrıca çok ta güzel bir klibi vardı bu parçanın.böyle ressam bir hatun vardı,duvara çizdiği resim canlanıyordu falan..güzeldi.
sibel alas'ın "adam" parçasına çektiği klipte, kırmızı boyaya bastıktan sonra yürüdüğü yerde ayak izini bırakma sahnesi taylor dane'in tell it to my heart klibinden araktır.
bazı kaynaklarda adı aşk sonrası serenadı diye de geçen, ama benim adam olarak bildigim, çok sevdiğim bir şiir.
bana bakıp bakıp acıma, yanılıyorsun gayri senin bildiğin adam değilim. islanıyorsam bulvarlarda bir başıma bu benim kendi itliğim.. zaten istesen de sevemezsin beni senden sonra anlamını da yitirdi gözlerim. şimdi dünya güzeli gelse yanıma usulca tutup «aşk» dese «hoşt» derim.. ama beni seviyordun diyeceksin, olabilir mesela ben baklavayı da severdim. bakardım -züğürtlük bu ya- kısmet olmazdı ondan geçer, salyalarımı yerdim.. geçenlerde n’oldu biliyor musun şey; hani palmiyeler vardı, yaslanıp seni beklediğim hani diplerinde yemin bile etmiştik sadakatımız üstüne sıkışmışım -insan hali- diplerine işedim.. bizim tekçi rifat’a verdim mektuplarını takas yollu dört tek şarabını içtim. bir karım vardır -tanımazsın- topal zeyno aynı gece onunla dalgamı geçtim.. resimlerinin de hesabı görüldü ogün şaraba kül atacaktım, cıgaram yoktu. derken onlar geldi aklıma, bir güzel yaktım yanarken bile gözlerin gülüyordu.. yoo, «vicdan azabı çekiyorum» deme değmez buna onların hiçbiri. sen şimdi geleceğe bak boylu-boyunca çıkar aklından o eski çapraz günleri.. sana beddua ettiğimi de nerden çıkardın duam geçmez ki benim, bedduam geçsin. hem sana yüzük alacak param mı vardı. tabii başkasını seveceksin.. aşk maşk aslı yok, görüyorsun ya iyisi mi hadi dön doğru geldiğin yere. kocana sım-sıkı sarıl, gerisini boşver
aklın ermez senin böyle işlere.. bana bakıp bakıp acıma, yanılıyorsun gayri senin bildiğin adam değilim. islanıyorsam bulvarlarda bir başıma bu benim kendi itliğim..
"... adam şapkasına rasladı sokakta kimbilir kimin şapkası adam ne yapıp yapıp hatırladı bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar bir kadın kimbilir kimin karısı adam ne yapıp yapıp hatırladı yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı adam bulut gibiydi, hatırladı adamın ayaklarının altında yıldızların yıldız olduğu vardı adam yıldızlara basa basa yürüdü çünkü biraz önce yağmur yağmıştı ..."