kendisi türkiye'ye son dönemde gelmiş geçmiş en cesur, en karakterli, en gözü kara adamıdır. polis zihniyetinin yapısına çok uymayan bir karakteri vardır. yani çoğuları gibi hırsız, yalaka ve koltuk sevdalısı değildir.
işkence meselesine gelince; organize suçlara düşen adamdan zaten hayır gelmez. onları balık tutarken gelip oturtmamışlardır şubeye. her dili yanan işkence yapıldı der zaten ne açıklama yapacak eşine dostuna " evet hayatım beni şubeye aldılar ama benim hiç günahım yok valla.. balık tutuyordum ben. işkenceyle şuçu kabul ettirdiler." vah vah kim şerefsizmiş anlaşılıyor sanırım, ayrıca türkiyenin en büyük şerefsizlerini anlatan da bir kitabı çıkmış ak babalar örgütü gördüğü yerde aldım, sonuna kadar da okudum... hayranlığım bir değil bin kat arttı. bazıların vucüt dili diğerlerine uymayınca ciğer pis olur.
mesut yılmaz'ın talimatıyla, henüz siyasete girmemişken tayyip erdoğan aleyhine davalar açılabilmesi, mahkum olabilmesi için albayrakların anasını ağlatan, tufan mengi'ye tayyip aleyhinde şahitlik yapması için anlatılamayacak işkenceler yaptığı iddia edildi. öyle ki, tufan mengi, serbest kalır kalmaz bir basın toplantısı yapıp işkenceyi anlattı. sonra da "bu adam peşimi bırakmaz" deyip soluğu italya'da aldı.
aktif görevi sırasında fırtına gibi esen,daha sonra çok güçlü çıkar çevrelerinin üstüne kararlılıkla gitmesi ve muhtemelen gerçek bir kemalist yurtsever olmasının doğal sonucu olarak işi bitirilen dürüst,cesur polis. diğer bir deyişle hayalimdeki türkiye'nin emniyet genel müdürü.
"organize suçlar istanbul şube eski müdürü adil serdar saçan, polis teşkilatını topa tuttu: 'bunlar devletin değil fethullah'ın emrinde' organize suçlaristanbul şube eski müdürüadil serdar saçan açikliyor:“emniyetteki örgütün adı: f (fethullah) tipiyöneten: ramazan akyürek”“ben f tipi örgütten bahsediyorum. istihbarat dairesi, terör dairesi,kaçakçılık dairesi ve eğitim dairesi’nde örgütlenmiş durumdalar ve illerin istihbarat teşkilatları bunların elinde. teknik dinleme yapan polisbirimleri tamamen bunların elinde. dinlemeyi polis mi yapıyor, yoksa polis üniforması giymiş f tipi adam mı yapıyor? bunu merak eden savcı varsa ben onları isim isim veririm.”işte aydınlık dergisinde yayınlanan röportajın bütün detayları:18 yıl boyunca emniyet teşkilatında çeşitli görevler üstlenen saçan açıkkonuştu: “yaşanan gelişmeler emniyet içinde yuvalanmış fethullahçıkadrolar tarafından örgütleniyor”. saçan, tertibin başındaki ismi deveriyor: 1978–79 yıllarında polis koleji’ndeki polis adaylarını işıkevleri’ne götüren, bugünün emniyet istihbarat daire başkanı ramazanakyürek.türkiye’de ilk kaçakçılık ve organize suçlar müdürlüğü 1998 yılındakuruldu. müdürlüğün istanbul’daki şubesinin kurucusu adil serdar saçan. 5 yıllık görev süresince ömer lütfi topal cinayeti, malki cinayeti, korkmazyiğit, albayraklar holding, igdaş, akbil ve istaç gibi operasyonlarıyürüten saçan, akp’nin iktidar olmasıyla birlikte görevden alındı.saçan’ın ifadesine göre bunun nedeni, “emniyetteki irticai kadrolaşmayakarşı olması”adil serdar saçan’la danıştay’a yapılan saldırısı sonrası, hükümet yetkilileri ve kimi basın organları tarafından ulusalcılara karşı yapılan psikolojik savaşı görüştük. saçan’la yaptığımız ilk telefon görüşmesinde, gazete sayfalarına yansıyan iddialarla ilgili görüşünü sorduk. 18 yıl boyunca emniyet teşkilatında çeşitli görevler yürüten saçan lafını “eveleyip-gevelemeden” söyledi: “danıştaya yapılan saldırı sonrası yaşanan“kamuoyunu yönlendirme” faaliyetini emniyet içindeki fethullahçı yapılanmaörgütledi. bu örgütlenmenin başında emniyet istihbarat daire başkanıramazan akyürek bulunuyor.aydinlik: telefon görüşmemizde “danıştay saldırısı sonrası yaşanangelişmeleri emniyet içindeki fethullahçı yuvalanmanın organize ettiğini” söylediniz. bu örgütlenmeyi ve bu olay içindeki rolünü anlatır mısınız?a. serdar saçan: polis koleji’ne 1978 yılında girdim. birden işıkevleri’ni buldum karşımda. bu yıllar polis koleji’nin bu örgüt tarafındanele geçirilme dönemidir. polis akademisi’nden o dönem mezun ilk komiser yardımcıları -seçilmiş bir grup- polis kolejine gelmişti. şimdi kolejdeki örgütlenmeyi yapan bu kişilerin hepsi şu anda emniyet müdürü. bunlardan birisi de şu anki istihbarat daire başkanı ramazan akyürek.iki yil içinde il emniyet müdürü olacaklarkomiserler, kolej’deki öğrencileri işık evleri’ne götürmeye başladılar.bizim dönemimizden işık evi eğitimi almış birçok kişi var. önümüzdeki 2yıl içinde onlar il emniyet müdürü seviyesine çıkacaklar. şu anda müdüryardımcısı durumundalar. o tarihten sonra polis koleji ve polis akademisi,daha sonra polis okulları bu f tipi örgütlenmenin (fethullah gülenörgütlenmesi – aydınlık’ın notu) eline geçti. ve emniyet örgütününyönetici kesiminin büyük bir bölümü, bunlardan oldu.özal döneminde çikan özel yasa1985 yılında, “özel sınıf” adı altında polis koleji değil, üniversiteyibitirmiş olan kişileri de aldılar. bir sene eğitip, 1986 yılında amiryaptılar. atatürk, polis koleji’ni, cumhuriyet’e bağlı bir polis teşkilatıyetişsin diye kurmuştu. ama 1985 yılında. özal döneminde bir yasaçıkarıldı. böylece; örneğin ilahiyatı bitirmiş adam polis koleji’ne girmeden, sınavla polis akademisi’ne girdi. 8 ay eğitim görüp, kolej ve akademi mezunları gibi yetki sahibi oldular. bunların büyük bir bölümü “f tipi”dir (fethullah tipi). bunlar şu anda il emniyet müdür yardımcısı düzeyindeler. önümüzdeki sene itibariyle birinci sınıf emniyet müdürü olacaklar. emniyet örgütlenmesi içindeki üst yapılanmanın büyük bir bölümüşu anda ne yazık ki, örgütün kontrolüne geçti. dolayısıyla emniyetbirimleri de f tipi örgütlenmenin kontrolüne geçti.işık evleri eğitiminden geçmiş emniyet müdürleri, imam emniyet müdürleri... üzerlerinde resmi üniforma var ama üniformanın arkasında çok ciddi bir örgütlenmeye bağlı emniyet mensupları var.“savcilara isim veririm”aydinlik: emniyet genel müdürü, danıştay’a saldırı olayının arkasında, adı belli olmayan bir örgütün varlığından bahsediyor?saçan: ben f tipi örgütten bahsediyorum. istihbarat dairesi, terör dairesi, kaçakçılık dairesi ve eğitim dairesi’nde örgütlenmiş durumdalar ve illerin istihbarat teşkilatları bunların elinde. teknik dinleme yapan polis birimleri tamamen bunların elinde. dinlemeyi polis mi yapıyor, yoksa polis üniforması giymiş f tipi adam mı yapıyor? bunu merak eden savcı varsa ben onları isim isim veririm.f tipi örgüt sokaklari izliyordinleme kapsamında mobese (mobil elektronik sistem entegrasyonu) diye bir sistem kurdular. bu sistem bütün sokakları izliyor. yasal alt yapısı yok.her yere bir kamera koydular ama her sokağa kamera koyan devlet danıştay’a kamera koymayı unutmuş. mobese’yi kuran firma, bu sistemi kuran örgüt, biraz önce bahsetmiş olduğum grubun kontrolünde.daniştay saldirisi ve öncesison olayda cumhuriyete doğrudan sıkılmış bir kurşun var. atatürkçü olduğu, cumhuriyetçi olduğu, laik olduğu kesin olan bir üst yargıya cumhuriyet tarihinde ilk defa sıkılmış bir kurşun. danıştaya yapılan saldırı sonrasıyaşanan “kamuoyunu yönlendirme” faaliyetini emniyet içindeki fethullahçıyapılanma örgütledi. bu örgütlenmenin başında emniyet istihbarat dairebaşkanı ramazan akyürek bulunuyor.ancak son olaylar yaşanmadan önce türkiye’de bir takım olaylar oldu.bunlardan bazı örnekler vereceğim.bir terörle mücadele komiseri, 2001 veya 2002 senesinde çağdaş eğitimvakfı’nda bir kaset buluyor. önce sızıyor oraya güya komiser. ve sonraarama yapılıyor vakıfta ve orada kaset bulunuyor. kaseti bir dinliyorlar.fethullah gülen’le ilgili soruşturma yapmakta olan nuh mete yüksel’in seks kaseti. tesadüfe bakın şimdi. kim yapıyor operasyonu? devlet yapıyor ama; devlete sızma, üniforma giyme budur yani. peşinden nuh mete yükselgörevden alınıyor, sürülüyor.yüksek yargiya saldirinin merkezi de aynipeşinden tekniğe dayalı bir istihbarat operasyonu daha. yargıtay başkanıeraslan özkaya olayı. yöntemi bildiğim için söylüyorum. özkaya laiklikleilgili bir konuşma yapıyor, laikliği başka tarif eden grup bunubeğenmiyor. ve eraslan özkaya birden bire alaaddin çakıcı ile ilişkilendiriliveriyor. soruşturma yapılınca adamın suçsuzluğu ortayaçıkıyor ama daha evraklar adliyeye gitmeden basında çarşaf çarşaf yazıyor.burada da operasyonu yapan istihbarat ve kaçakçılık daireleri.danıştaya silahlı saldırı yapıldı. fakat yüksek yargıya yapılan silahsızsaldırılar daha önemli. yüksek yargıya yargıtay başkanının şahsında saldırı yapıldı.hemen devamında akp’nin bir milletvekili (tbmm dokunulmazlıkları araştırma komisyonu başkanı hüsrev kutlu – aydınlık’ın notu) diyor ki “yargıya güvenmiyoruz”. akabinde kaçakçılık, istihbarat daire başkanlıkları “neşter” diye bir operasyon başlatıyorlar. yargıtay’a otomatik tüfekle saldırı gibi bir olay. “yargıtay’ın yargıçları, rüşvet aldı” diye telefon görüşmeleri yayınlanıyor. yüksek yargıçlar karalanıyor. yargıtay genel sekreterliği topa tutuluyor. sonuçta hepsi beraat ediyor.bddk operasyonubunun peşinden bddk başkanı engin akçakoca ele alındı. adamın evininyanında bir depo bulunuyor. evraklar bulunuyor ihbar gelmiş falan filan.adam “lanet olsun” dedi gitti. hedef gösteriliyor. polis hazır. polisdediğim, bizim türkiye cumhuriyeti polisi değil.ferhat sarikaya işik evlerine gitmiş mi? araştirilsindevam ediyorum... van 100. yıl üniversitesi meselesi. orada hedef kim? üniversiteler. neden çete’ye sokuldu orada rektör. çünkü o tarihteki mevzuata göre telefonları dinlemek için çete mensubu olması lazım. hemen istihbarat dairesi ve malum örgüt faaliyete başladı. daha enteresan bir şey. rektör aşkın’ın avukatı (tbb eski başkanı teoman evren-aydınlık’ın notu) ankara’da, şimdiki barolar birliği başkanı özdemir özok’la birlikte aynı büroyu kullanıyor. bu büroya giriliyor, talan ediliyor. bu da yüksek teknik kullanabilecek kişiler tarafından yapılabilecek bir arama. ondansonra da şemdinli olayı meydana geliyor. burada da askere kurşunsıkılıyor. herkes bu savcı yetkisini aştı falan filan dedi. peki bu savcı kim? son olayda muzaffer tekin’in dedesine kadar araştırıyorsun. bu savcıyı araştırdılar mı? bu savcı ışık evlerine hiç gitmiş mi acaba? şemdinli’de bir güç gösterisi var. tsk’nın en üst düzeydeki paşasıçetecilikle suçlanıyor. bu güce kim sahip türkiye’de.dikkat edin. şemdinli’de savcı iddianameyi yazmadan önce, meclis araştırma komisyonu’na istihbarat dairesinin başkanı geliyor. diyor ki, “hırsız içeride dışarıda aramaya gerek yok” onu alıyorlar onun yerine sicilinde “fethullahçı” yazan birini atıyorlar. adamlarda hiçbir değişiklik yok. şemdinli iddianamesi, f tipi örgütünün araştırmalarına göre yazıldı.savci istanbul polisi hakkinda soruşturma açmaliaydinlik: son soruşturmada da bakan mehmet ali şahin, “süprizlere hazırolun” dedi.saçan: somut olay şu. cumhuriyet gazetesi üç defa bombalandı. birincibombalamada, tamam, polis olarak bu eylemi yersiniz. ikinciyi yemezsin,gazetenin önünde tedbirini alırsın. bu olay örneğin zaman gazetesi’neolsaydı, ikinci eylem yapılabilir miydi? iddia ediyorum yapılamazdı. nedenoraya bir izleme aracı atmıyorsunuz. üçüncüyü de attılar. ekipler oradaduruyor, adamlar yürüyüp gitti. aynı adamlar danıştay’da cumhuriyet’inhâkimini katletti. ondan sonra polis çıkıp “biz başarılıyız” diyor. aynıyerde üç olay oluyorsa bir kere bu görevlilerin yakasından tutacaksın. hiçsoruşturma açıldı mı bunlar hakkında? aksine ödüller veriliyor. istanbulcumhuriyet başsavcısı’nın bu konuda soruşturma açması lazım. en azından“görevi ihmal” var burada. ondan sonra ankara adamı yakalayınca istanbul polisi, “ben bu adamları vermem, bu adamlar cumhuriyet gazetesi’ne bomba attı” diyor. ankara’daki eylem olmasaydı sen yakalayamıyordun ki bunu.bence o adam oraya yakalanmak için gitti zaten. bu ya görevi ihmaldir, yada acemilik sebebiyle ölüme sebebiyettir. bir komplo varsa komplo buradan başlıyor.istihbarat dairesi’nin olanaklarini kullaniyorlaraydinlik: komplo, fethullahçı yuvalanmadan sağlanan imkânlarla mıyapılıyor?saçan: tabii tabii. istihbarat dairesi, kaçakçılık dairesi. dikkat edinhepsi tekniğe dayalı. telefon görüşmeleri... eraslan özkaya telefonla görüşmüş, bir avukatın bürosunda nuh mete yüksel’le ilgili kaset çekiliyor. planlı...danıştay saldırısı öncesi de başbakan, “danıştay 2. daire’nin kararı şöyleböyle” dedi saldırı oldu. polis yargıtay’a operasyon yaptı.basin işin psikolojik harekatini yapiyoraydinlik: basın, polisten gelen bilgileri sorgulamadan bunun peşincekoşturup gidiyor. muzaffer tekin bağlantısı diye bir şey ortaya atıldı.basının bilgi yetersizliğinden mi?saçan: basın ne veriliyorsa onu yazıyor. o merkez aynı zamanda bu işin psikolojik harekâtını da yapıyor. onlar ne verirse basın da onu yazıyor.aydinlik: tüm bunları kim planlıyor?saçan: şemdinli olayıyla bu iki olaya baktığınızda bu olaydan zarargörenlerden biri kabul etsek de etmesek de hükümet. ikincisi, ulusalcıolan bir yargıç öldü, ulusalcı olan bir grup zarar gördü. bir de askerebağladılar işi. bu iki gücü “istediğim an kafa kafaya tokuştururum” diyenüçüncü bir güç çıkıyor ortaya. bu üçüncü gücü destekleyen yer neresi?biraz evvel bahsettiğim devlete sızmış olan, “biz x imamına bağlıyız”diyen grup. bunlar taşeron. planlayan kim peki? iran meselesinde hemhükümet hem ordu bir merkezin verdiği işi yapmadılar veya geciktiriyorlar.devletin belirli kademeleri ele geçirilmiş. bu örgütün başı, bir başkaülkenin istihbarat servisi ne derse onu yapıyor. o ülke, o örgüt vasıtasıyla bizim ülkemize operasyon yapıyor. burada hem hükümete operasyon yapılıyor, hem de bize yani ulusalcı güçlere…o güç diyor ki, “siz biz ne dersek yapmak zorundasınız. yapmadığınız zaman biz artık sizin ülkenizde danıştay’ı basacak güçteyiz. yarın kafamızı bozarsanız milli güvenlik kurulunu da basarız” diyor adam yani."
albayraklar mevzuunu ortaya cikarmasinin ardindan muteakip iktidar doneminin baslamasiyla evvela erol kohen'e faturalarini odettigi sucu isnad edilip yipratilmaya calisilan, foto-film adli subeye alinip muattal birakilmaya calisilan, hemen akabinde emniyet mudurlugu imtihanina girerek 100 uzerinden 12 puan almis olan; fakat itirazleri neticesinde tekrar okunan sinav kagidindan 98 puan cikip da rekorlari tarumar kilan, bunun uzerine hemen polislikten azledilen, sayisiz kereler tehdit edilen; vakur, cesur, hem fikr u zikr, avukat, ogretim gorevlisi, eski organize suclar sube muduru zat.
"- polis tarafından sorgulandınız. birtakım ifadeler ortaya çıktı. tayyip erdoğan'ı iktidara getirmek gibi büyük hayaliniz olduğu, yoktan var olduğunuz, sahte belgelerle ihalelere girdiğiniz, belediyeden para hortumladığınız, hazırlanan ihale şartnamelerini bile erdoğan'ın talimatlarıyla sizin şirketlerin kazanacağı şeklinde değiştirdiğiniz gibi iddialar. tüm bunlara ne diyeceksiniz? söyleyen değil, söyletene bakın. ben 100 bin satan bir gazetenin sahibiyim. operasyonların yapıldığı dönemde, altı bin kişi çalışan türkiye'ye ciddi katma değer kazandıran bir firmanın da yönetim kurulu başkanıyım. türkiye'de o günler sorgulanacak. o alınan ifadeler sorgulanacak. o gün hukuksuzluk yapanlar hesabını verecek. insanlara ve bana işkence yapılmıştır.
- işkence mi gördünüz? bana elektrik verilmiştir. bunun yorumu çok nettir. bana tayyip erdoğan'ın aleyhinde ifade vermem için elektrik verilmiştir. yalan ifade vermem için elektrik verilmiştir. doktor raporlarıyla sabittir. türkiye'de ne olmuştur biliyor musunuz? türkiye'de "bu adama işkence yapılmıştır" diyen doktor sorgulanmış, ağır ceza'da yargılanmıştır. ama bu işkenceyi yapan adamlar yargılanmamıştır. bunlar yargılanacak. en azından biz bu yolu açacağız. bunlarla ilgili şikâyetlerimizde bulunduk en azından.
- niye işkence yapıldı size? kimler yaptı? bugüne baktığınız zaman kimlerin yaptığı ortada.
- siyasi bir yönü mü var? tabii ki.
- siyasette mi arayacağız faillerini? tabii siyasidir. meclis'in içine bakın, o günkü iktidara bakın, çok net ortadadır. türkiye'de 1995 ile 2003 arasında çok ciddi anlamda karanlık bir dönem geçmiştir. bu karanlık dönemde türkiye'nin zararı 100 milyar dolardır. türkiye'de mücadele tamamen ekonomiktir. türkiye'de rejim mücadelesi yoktur. gazetenin bir tanesinin sahibi demiş, okuyorum aynen haberi: "doğrudur bana ait olan bankayı 400 milyon dolar batırdım, dolandırdım ama sorun niye, laiklik adına. irticayla mücadele adına." şimdi bunların söylendiği komik bir ülkede, siz hâlâ birtakım rejim sıkıntılarının olduğuna inanıyor musunuz? türkiye'de bol miktarda hırsız var. bu hırsızlar korunup kollanmıştır. kimler tarafından? bu hırsızlar bize işkence yapma talimatını verenler tarafından korunup kollanmıştır. bu hırsızlar bugün bu ülkeye mevcut iktidarın gelmesini istemeyenler tarafından korunup kollanmıştır.
- ortaya çıkan ifadeler işkenceyle mi alındı? tamamıyla.
- bugün poliste işkence var mı diyorsunuz? dün poliste işkence vardı, eminim bugün de poliste işkence vardır. ötesini de söyleyeyim, polis böyle giderse yarın da işkence olacaktır. bugün bizim gönül verdiğimiz bir hareket var. ben bir sempatizanım. sempati duyduğum siyasi parti iktidarda diye dün ankara'da coplanan talebeyi ben görmezlikten gelemem. dün ankara'da kameraların önünde garibin bin tanesini almışlar polis dövüyor. öbür taraftan polis gazetecinin kamerasını almış kafasında kırıyor. halkın, medyanın önünde bu cüreti gösteren polis, beş tane polisin tek bir sanığın olduğu bir yerde nelere tevessül eder? kimse kalkıp da "dün poliste işkence vardı ama bugün her şey mükemmel" demesin. dün vardı, bugün de var. türkiye'de bu polis eğitilmeli. işkence yapan gerekli cezayı görmeli ve caydırıcı olmalı.
- işkence anına dönersek, sizi nasıl etkiledi? işkencenin ayrıntıları nelerdir? sağlık sorunu falan yaşamadım. polis işini çok iyi biliyor, uzmanlar konularında. bayılma falan olmadı. elektrik verdiler, aşağı yukarı beş dakika falan sürdü bu.
- kaç gün içerideydiniz ve işkence ne kadar sürdü? dört gün.
- her gün işkence gördünüz mü? olmadı. bana iki kere elektrik verildi. taşların üzerinde oturmak zorundasınız dört gün. sorgu dediğiniz hepsinin toplamı bir saat sürmüştür. eminim herkesi öyle sorguluyorlardır. o bir kültür olmuştur orada. onların psikolojik dengeleri falan bozuktur. onlar normal insan değil. o operasyonda görev alanların büyük kısmının bana kalırsa başka sorunları var.
- ismi en çok gündeme gelen isim adil serdar saçan'dı. ne diyeceksiniz? operasyonun içinde birebir kendisi tetikçi olarak görev almıştır. bir adam buna cesaret edemez. çünkü korunmuştur, mahkemeler bunun yargılanmasına müsaade etmemişlerdir. adil serdar saçan bunu yapmıştır. eminim o gün bu soruşturmayı yürüten dgm savcısı da bu kumpasın içindeydi. "
zamanında yürüttüğü soruşturmalar dolayısıyla yeni gelen hükümet tarafından 1 günde organize şube'den foto-film şube gibi son derece pasif bir şubeye gönderilip ardından görevden ihraç edilen, hükümeti dava edip bütün davalarında kendi savunmasını yapıp beraat eden ama göreve geri dönmeyen kişi.kendisi has ve has bir elaziğ'lı olup polis koleji ve polis akademisi'ni dereceyle bitirmiş, yüksek lisans yapmıştır.şu anda doçentliğini vermektedir.döneminin en başarılı emniyet müdürü olup hala adına çamur atılmaktadır.bırakın da adam rahat etsin yahu!!!
trafik kazasını duyunca acaba dediğim içeriğini okuyunca "adil serdar saçan ve oğlu kerim bedri saçan'ın içinde bulunduğu otomobile yanlarından geçen bir tir'dan düşen çöp konteyneri çarptı" kazadan çok suikast girişimi olduğu izlenimi veren bir durumla karşılaştığım kişi. allah acil şifalar versin...
ergenekon operasyonu kapsaminda ilhan selcuk gozaltina alininca "polis neden boyle gecenin bi yarisi hem yasli hem de saygin birini gozaltina aliyor" diyerek bir anda ozgurluk sevdalisi oluveren basinin hatirlamadigi kisi. sozluk yazarlarina lafim yok cunku muhtemelen bu adamin o donem albayraklara yaptigindan haberi yok cogunun.
kendisi naci, nuri ve muzaffer albayrak i sorgulamak icin geceyarisi gozaltina aldiginda, adamlarin eslerini ve cocuklarini da kodese tikmisti. albayrak gozaltindan cikinca basin toplantisi yapip basindan gecenleri, esinin ve cocuklarinin da kodese alindigini aglamakli bi halde anlattiginda orada onu dinleyen tek televizyon kanal 7ydi. demokrasi sevdalisi (!) basinimizin yerinde yeller esiyordu tabii ki. sartlar onu gerektiriyormus demek ki.
ilginç bir röportaj vermiş milliyet'e. dikkat çekici ifadeler var. veli küçük için soruşturma izni aldığından ama soruşturmanın kendi iradesi dışında kapatıldığından bahsediyor. dikkat çeken bir başka husus da kendi ifadesine göre, veli küçük ve avanesinin soruşturulması için aldığı çok gizli izin yetkisiyle ilgili yazının veli küçük'ün evinde bulunması.
emniyet yetkililerin "işi kitabına uydurma" yeteneği bağlamında temkinli analiz edilmesi gereken bir röportaj vermiş kişi.
ancak bu röportajda da hissettiğim, veli küçük çevresindeki yapılanmaların "nasıl olsa bize kimse dokunamaz" pişkinliğidir. nitekim, adil serdar saçan, "susurluk'un askeri kanadı" olarak tarif ettiği oluşuma yönelik güçlü bulgular elde etmiş ve soruşturma izni istemiş. izin çıkınca, bunu üst yetkililerine bildirmiş. ancak sonra dosya kapanmış. daha sonra ise bu "izin belgesi"nin dahi veli küçük'ün evinde bulunduğunu öğrenmiş.
buradan çıkardığım sonuç;
1- "susurluk'un askeri kanadı"nın emniyet içindeki yapılanması mevcuttur.
2- veli küçük, nedense hem askerden hem de polis'ten korkmamaktadır. çünkü kimsenin ona dokunamayacağından emindir.
3- başbakan da olsa, mit de, emniyet de olsa bu pisliklere dokunmaya cesaret edememektedir.
4- "ergenekon da ne ya? bunların hepsi tasfiye hacım!!"dır. ---
(veli küçük ile ilgili dosyayı kastediyor) ama kapanmış işte. acaba siyasi bir baskı mı oldu?
bir sene sonra istihbaratın yazdığı yazı üzerine kapatıldı. istihbarat şube müdürlüğü ve daire başkanlığı’nın teknik takip birimlerinde kim görev yapmışsa onlara soracaksınız. yani, ben bu soruşturmayı kapatacak olsam belgeleri alırım savcılığa hiç bildirmem, derim ki kapattım... bu arada dikkatinizi çekerim; benim veli küçük’ün ve adamlarının soruşturulması için aldığım bu çok gizli izin yetkisiyle ilgili yazı veli küçük’ün evinde bulunuyor. küçük ile ilgili izin kâğıdı ona nasıl gitmiş bunu da araştırmak lazım...
ergenekon olayıyla ilgili son zamanlara basına sıkça konuşan eski polis. milliyet'teki röportajından bir hafta önce de tempo'dan eyüp erdoğan'a konuşmuş. http://www.tempodergisi.com.tr/politika/16107/