ilk öğrenimini izmir’de gördü. odtü mimarlık fakültesi’ni bitirdi. mimarlık yaptı. 1980’den itibaren şiirleri dergilerde yayınlandı. şiir kitapları; ilk kan (1984), köpüklü bir kan bir duman (1989), voyıcır (lale müldür’le birlikte, 1990), romeo ve romeo (1995), ikili tekrar (1999).
çok basit bir şey arıyor: senin beni aramanı, itirazım yok, sürdürecek bana itirazını, senin aradığın gibi aramıyorum, ben, seni, aradığım, beni, istediğim şekilde arıyor.
çok basit, ben, bunu bana, sen göstereceksin, aradığın gibi aradıkça bekleyeceğim, seni, gelen neyse, götürüp göster, beni, aradığım yerde, beni, bulup döneceğim.
çok basit, aradığım saf, sende yok, değilsin bende, sen gel, bul beni, uykudayım ben, sende, uykumda uyutuyordun, beni, benden, gel benim uykumda uyu, sen, beni arıyorsun.
çok basit, senin uykunu, uyutacak, bana, kime olduğunu bilmeden aşık oluyorum sana, aradığını anlamadı, biri, beni, uyut onu, gösterme, tekrar herkese.
tekrar başa dönmek istiyorum, yat, unutmak istiyorsan, yat, öyleyse, unut, yanında, bilen, bilebilen var mı senin, uyuyorsun sen, beni, artık unut.
"modern şehirlerin gündelik dilini şiire dahil etme" dalında arka arkaya 4 sene şampiyonluğu hak eden bir şairdir. onun şiirlerinde rock şarkıları virginia dönemi kadınlarıyla, mitoloji kahramanları holivud aktristleriyle raks eder. kuşağının en 'kreatif' şairlerinden.
kitap-lık'ın aralık 2003 sayısında esrariler üzerine kendisi ile yapılmış söyleşide lale müldür'e verdiği yanıtlarla beni -yine- kendine hayran bırakmış şair...
"... allah'ın mucizelerine inanırım tabii, suyun seyri bir mucizedir, ağaçların seyri bir mucizedir, havanın seyri bir mucizedir, benim hayretim tabiattan beslenir. insana hayret şikâyete girer, ben sevmem. insanların dünyasındaki tek sürpriz doğmak, sonrası malum, gün doğar, gün biter, gün doğar, gün biter, biliyorsun."
yky'da depodan çıkarttırdığım, alıp alıp herkese hediye ettiğim ilk kan şiir kitabının yazarı/şairi. pek bilinmez ama don kişot'ta yer alan şiirleri o çevirmiştir.
susarlar, sustular mı konuşmazlar bir daha, ses, yırtıcı bir hayvan olur, dağından iner, vurur pençesini üzerlerine. o yüzden
kırgındırlar, yorulmuş düşüncenin ağırlığından. güneşin ışığını ararlar, öyle sıradan, herkesi ısıtan, ama bulamazlar. artık ondan
çay içerler, çay saatleri durma saatleridir. bir yazı sayfasının kenarında düşünürler: düşünmek durarak damıtmak mıdır? kımıldamadan
bir şehirde yaşarlar, şeytanın evinde kiracıdırlar. düşlerinden çözülen ince dekorda, bir başka dünyaya bakar gözleri. vakti gelince
severler, ateşli bir silah patlar sevince, ses vurulur. yazlık elbiseler giyerler; bürünüp beyazlara şeytanın bir adım önünde dans ederler. belki şimdi o başka dünyada hâlâ...
güzel ahmet. bebek'teki türk ticaret bankasi ile vefa'daki kirazlimescit sokagini birbirine baglayan tünel gibi bir sey var aramizda: bir süredir altina uzandigim mese ile onun mesesinin köklerinin birbirine bagli oldugunu düsünüyorum. mese kardesligi. bilgide gedik açan karar anlarini tetikleyen esrarli ayna. "adalet olan yere kim siginmaz ki"
yaklaşık bir sene önce tavsiye sonucu okuduğum, temas edemeyeceğim "olmuş" bir karakter. ben hala hesaplaşabilmek zorunda kaldığım şeylere sahipken-ki bu bende ciddi bir gerilim üretiyor; onu bu gerilime taşıyacak herhangi birşeyin hayatında olmaması oldukça ilginç ve kıskandırıcı. kendi çizdiği bir yoldan öte, kendini yol"suz" olarak tanımlayan ve yola mahkumiyetin insanı bir yerden bir yere götürdüğünün farkında olan insan. o sadece orda olduğu için o"rda" olan gibi geliyor. herşeyden öte beni hetorodoksi geleneğimizi öğrenmek için zorlayan insan. "esrariler"i yazdığı için ellerine sağlık.
lale müldür şiirleri için, kristal bir ytong benzetmesinde bulunmuş. (kaynak: fatih özgüven) kristalliği, güneşin altında radyo dinleyen 16 yaşındaki çocuğun hayallerindeyse eğer, beton etkisi o çocuğun artık "genç güzel ve karnı aşağıya dümdüz inenler"den olamadığı zamana rastlıyordur belki de. ben bilmem, lale bilir. hem teşbihte hata olmaz.
''bir edebiyat türü olarak şiir''i değil, ''bir karın ağrısı olarak şiir''i seçtiğini söyleyen; ''bir şair haz için yaratmaz, hayret için yaratır'' diyen hakiki şair, sahici adam.
cümle.sinden apartırsak, kurmadığı cümle kalmadı.. esas muhalefet hakkını kullanıyor.. kalpten kalbe bir şeyler akıtıyor.. cümlelerin etrafını boşaltarak onları görünür kılıyor.. bir şair olarak toplumun sustuğu anı arıyor.. türk şiirinin geleceği yankılayan sesi.. iyi ki var ve iyi ki yazıyor..
piyasadaki paul weller kapaklı roll'un 33 no.lu sayfasında bir fotoğrafı var kendisinin..* çizgilerin bu kadar güzellik kattığı kişiler listesinde paul weller'la başabaş gidiyor, çizgileri daha da bir ortaya çıkaran gülümsemesi -her ikisinin de- yüzünden hiç eksilmesin dileğini yineletiyor..