duzcenin sirin tatil belediyesi. hayatimin ilk on senesinin her yazini gecirdigim yesillikli tatil beldesi. ilkbaharda sehirde yasayanlar dahil herkesin findik toplamaya tarlalara gittigi, yazin da herkesin klasiklesen findik festivaline gidip eglendigi kucuk, sirin, muhtesem ince ve yumusak kumu olan gorulesi tatil beldesi.
pederin*** bir fabrika kurmaya gittiği ve kurduğu* sonradan ilçe olan ama zamanında bolu'ya bağlı olan(yine düzce'nin bir beldesiydi sanırım), ilkokulumun 2-3-4. sınıflarını okuduğum, köyü yaşayan kısmında da şehirleşmeye çalışan kısmında da ailecek oturduğumuz sonradan taşınıp istanbul'a geri döndüğümüz yer.
ozellikle, sahil turizminin yaygin oldugu mekanlara nispet, herkesten uzak kafa dinlemek icin ideal; sessiz, sakin; henuz pek fazla kimsenin kesfetmemis oldugu insanlari oldukca medeni bir ilce. (ilceydi galiba)
denizi, suyundan yansiyan goruntu ile vesikalik fotograf cektirebilecek kadar (tras olunabilecek kadar miydi yoksa?), temiz ve berrak; kumsallari da keza. ayrica, yuzlerce metre yuzuldugunde dahi boyu gecmeyecek bir derinlige sahip. (yoksa insanalrin boyu mu uzun?) ekonomik, temiz ve sivrisineksiz pansiyonlari da hakikaten methedilmeye deger.
seksenli yıllardan günümüze dek oldukça gelişmiştir. fındık faktörü çok önemlidir, öyle ki beldenin ambleminde deniz ve yelkenli ile birlikte ön planda yer alır. her yaz festival olur buralarda, son yıllarda çarşıyı dolaşan çuf çuf treni günümüzün popüler şarkılarını çalarak bir nevi nostaljik tramvay ambiansı yaşatmaktadır.* "çarşı" kavramı ise merkezi simgeler, fakat iki tane çarşı olması yeni başlayanlar için biraz kafa karıştırıcı olabilir. sonra yıllarca halktan bağış toplanarak inşa edilmeye kasılan (2000 yılında hala tamamlanmamıştı) bir merkez camii vardır ki, farklı mimarisiyle göz doldurur. hayatında camiye gitmemiş beni bile kendine çekmeyi başarmıştır. yine bu caminin olduğu çarşıda, içinde bilumum kurbağayı ve börtüyü barındıran, çok yağmur yağdığında taşma özelliğine sahip bir deresi vardır. sahil kesiminde yaşanan sorunlara değinirsek, bunlar; denizin bir bulandı mı bir süre kendine gelememesi ve hava kötü olduğunda her şeyi silip süpürüren (şemsiye havlu vesaire) hayvani boyutta dalgaların oluşmasıdır. halk arasında bunlar için "insan yiyen" tabirinin kullanımına sıkça rastlanır. yan ürünleri pek gelişmiş değildir. fındık bağları bahçeleri vardır, yazın çatılara serilen pestiller beldeye renkli bir hava verir. buralarda tercih edilen popüler aktiviteler ise derelerden böcek toplamak, çubuklara geçirmek ve kızartmaktır. daha çok macera isteyenler kertenkele kuyruğu kopartma yoluna giderler.* sessizdir, sakindir, bir kaç yıl üstüste gideni fındıktan nefret ettirmesi dışında pek de kötü huyu yoktur.
şu sıralar denizin 9 kilometre açıklarında kurulan platformda petrol ve doğalgaz aranan karadeniz kıyısındaki tatil beldesi. beklenenden erken bir zamanda doğalgaz bulgularına rastlanılmıştır ve petrol de bulunabilmesi için sondaj çalışmaları tüm hızıyla devam edilmektedir. denizin dokuz kilometre açığında yapılan çalışmaların sona ermesinden sonra ondördüncü kilometrede de petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına devam edilecektir.*
ankara'ya en yakın tatil beldesidir. çarşının iki yanındaki mahalleler türk mahallesi ve laz mahallesi olarak bilinir. türk mahallesi ülkücü, laz mahallesi solcu olarak nam salmıştır. yalnız, rivayete göre, 12 eylül'den önce bir gün, düzceli ülkücüler akçakoca'yı basıp solcuları dövmeye kalkışınca, solcu-sağcı akçakocalılar birleşip düzce'den gelen ülkücüleri dövmüşlermiş.*
bir zamanlar, yani taa annemlerin babamların genclik zamanında, memleketin sayılı tatil beldelerinden biri olan, daha sonra popülaritesini yitiren ve turizm açısından son yıllarda yeniden toparlanmaya çalışan ilçe..
abant izzet baysal üniversitesinin turizm okulunu buraya kurması ilçede önemli değişikliklere yol açmıştır.burada okumuş biri olarak,kira gelirinin gelirler hanesindeki öneminin arttığını söyleyebilirim.kışları tam bir izolasyon,öğrencilere düşmanlık düzeyinde tavırlar yazın yerini (bkz: turistik mekan hal ve hareketleri)ne bırakır ve halkın tavırları 180 derece değişir.kışları çok şiddetli rüzgarları ile (bkz: fındık kabuğu) rezervlerinde patlamaya yol açar.
camilerine ağzınız açık bakakaldığınız (özellikle bir adet uzay tasarımı vardıki ne desem az kalır), ezzan sesini şehirin kirli gürültüsünden arınmış olarak duyup tüylerinizi diken diken eden, ağzında purosula çizgifilm karakterini andıran bi bakkal amca barındıran, yol tarifi algılama yeteneğinizi sorgulatan, bol güldüren, kalesinin içinde cok $irin bir dilek kuyusu bulunan, doğası ve manzarası büyülü, kokusu nostaljik, içinde kaybolup cok değerli birkac gün gecirdiğim yer...
turistik bir gozle yaklasmadiginiz, yani cok sey beklemediginiz takdirde sevebileceginiz, tipik karadeniz sahil kasabasi ozelliklerini barindiran, bati karadeniz'in en ucunda yer alan, etnik olarak zengin -her ne kadar kendilerini bu sifatlarla tanimlamsalar da, laz, gurcu, abaza, turk gibi- uzunca kumsallara sahip, findik uretiminin bati karadenizdeki hakimi duzce ilcesi.
ayrica akcakocada gunes denizden batar. bu yuzden gunbatimlari cok guzeldir, yolu gunesli bir gunde akcakocaya dusenlerin gunbatiminda mutlaka sahilde olmalarini tavsiye etmek gerek.
düzce'nin şirin ilçesi. ben küçükken kasaba diye anılırdı. devlet ana'yı yeniden elime aldıktan az sonra gelmek bir başka oldu bu sefer buraya. yolda gelirken dikkat ettiyseniz gectiğiniz kasabalardan biri konuralp'tir. dışarı çok çıkmadan kitaba zihnî sükunete dayalı kısa süreli bir tatil istiyorsanız burası ideal sanırım. merkeze yaklaşınca mimarisi az biraz göynük'e benziyor az biraz.
annemin düzceli gururu ile yolda hep "akçakoca'nın yarısı deniz yarısı domuz" diye tanımladığı akçakoca küçükken deniz kenarında çadırda gecesini dinlediğim, çarşısından çupra aldığım, her hafta yarı yoluna kadar gelip su alıp döndüğümüz, akçakoca da "turizm merkezi" olmuş. yılış yılış olmamaya çalışıyor elden geldiğince sanırım. halina vaktine baktım..direniyor sanki. canı yanıyor "ım-tız ım-tız" müzikler çalarken orasında burasında sanki
akçakoca ne kadar gelişse de en ünlü yeri shell istasyonu ve yanında bulunan pidecileridir. ereğli'den gelip pide yiyen vardır orada.* tabi shell'in arkasında bulunan ve pazar günleri metre kareye 8 insanın düştüğü kara don plajını da unutmamak gerekir.
bir televizyon programında "karadeniz'in bodrumu" olarak nitelendirilmiştir. yalnızca akşamlarını ve sabahlarını bilirim. satış temsilcilerinin batı karadeniz seyahatlerinde geceyi geçirmek için tercih ettikleri yegane yerdir.
50 metre mesafe içerisinde yanyana bulunan bar ve balık restoranları vardır.
düzce, bolu, zonguldak, ereğli gibi çevre il ve ilçelerin yegane kaçamak yerlerinden biridir. özellikle "nataşa" akımından da payını almıştır. kalınabilecek 2-3 tane oteli vardır. düzce ve bolu'da gece eğlenceleri ve "rus olayı" pek olmadığı için akçakoca bu aktivitelerin merkezi olmuştur.
gerek otel gerekse yiyecek-içecek fiyatları gayet makuldür.
düzce üzerinden gidecekler için bir uyarı: düzce akçakoca arasındaki yol çok virajlıdır ve radar kontrolü vardır. altı üstü yarım saatlik yoldur. bu yüzden sakin kullanın. özellikle çok yağmur aldığı için, bu yollarda sağa sola savrulan birçok araca şahit olmuşumdur. aman dikkat!
yillar once, gecenin bir vakti cantamda amiga 1200 ile, eregli-duzce kavsaginda saatlerce otostop yapip da bi araba durduramadigim, muhtelif tarihlerde daha nice zor durumlarda kaldigim sahil kasabasi.
o gece en sonunda perdeleri kapali bir midibus durmustu. agir agir geldi ve kapisi acildi. icerisi bar gibi aydinlatilmisti ve kirmizi isiklar vardi dort bir yaninda. biri sofor, biri yaninda oturan eleman, iki uc tane de arkalarda olmak uzere 5-6 kisi vardi icinde ve orhan gencebay caliyordu. cok ugrastiysam da fazla konusmadilar. sadece bolu'dan akcakoca'ya yuzmek icin gunubirlik gelmis olduklarini ve geri donuyor olduklarini ogrenebildim. epey yuzmus olacaklar ki sofor dahil hepsinin gozleri yari kapaliydi. yol boyunca birbirleriyle de hic konusmadilar. duzce'ye varinca birsey demeden kavsakta saga yanasip inmem icin durdular. benden sonra bolu'ya sag salim gidebildiler mi hala merak ederim...
kıyılarında doğalgaz arama çalışmaları bitmiş ve artık resmen dağıtımına başlacanak belde. madison oil turkey tarafından üç kuyudan çıkartılan doğalgaz düzce'deki botaş hattına bağlanacaktır. bu gazın düzce ve ereğli'ye verilmesi planlanıyor.