insanin elinde kelime ve fiillerle oynayabilme kabiliyetiyle bir cok yabanci dilden cok daha rahat bir arac haline gelen superior bi dil derim. (bkz: ustun alman teknolojisi)
kistas yani diyorum ki mesela bi seyi bi cok sekilde ifade etme ve bi cumlenin bi cok anlama gelebilmesi.. hayir bu butun dillerde var belki ama dediim gibi turkcedeki ve almancadaki kadar bi elastikiyet sezinleyemedim ben. demek ki ben (bkz: barbie) de bi kistas burda. yabanciyi severim, dilini de.
ne kadar kaba olsada fick scheiss ve arsch dan başka küfür yok. oysa güzel dilimiz bu konuda hem çok zengin hem de değişik kombinasyonlar oluşturulabiliyor
yedi yil on yil egitimini alan olsun, porno filmlerden duyup bilen olsun, kenarina kiyisina bulasmis bir cok insanin yarim yamalak konusup da bunun rahatsizligini duymadigi dil.
hint avrupa dilleri'nin ingilizce gibi, dutch gibi, norveççe gibi cermen altgrubundandır ve dünyada yaklaşık yüz milyon insan tarafından anadil olarak konuşularak en yaygın diller sıralamasında ilk ona girmeyi başarmıştır. fraktur diye anılan ve kendi içinde bir dizi çeşitleri olan gotik yazıları hitler tarafından çok alman bulunduğu için önce özendirilmiş, sonra neden bilmem ikinci dünya savaşı sırasında yasaklanmıştır. yine de bugün bu harflerin çağrışımının aklı başında almanlar için hiç de hoşa gidici olmadığını, ayrıca internet'te faşist, neo-nazi, hitler sempatizanı ne kadar site varsa hepsinin fraktur çeşitlemeleriyle bezeli olduğunu belirtelim. eğer dilbilimcilere inanacak olursam, almanca şu anda dünyada cins isimlerin de büyük harfle başlatıldığı tek dildir (diyelim ki şu dizelerin almanca dengini yazıyorsunuz: "kimbilir bu gidişin dönüşü olacak mı/ ah nasıl yollarına bakacağım kimbilir". işte; gidiş, dönüş ve yol kelimelerini büyük harfle başlatmanız gerekir. chat bağımlısı alman yeniyetmelerinin bu kaideye ne kadar riayet ettikleri konu dışıdır tabii). 1948 yılına kadar danca'da da vardır bu arada aynı kural, ama onlar "zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız" ilkesi uyarınca bunu dilin bünyesinden atmayı başarabilmişlerdir. oysa almanlar yakın geçmişte rechtschreibreform adı altında yaptıkları ve almanca'yı basitleştirmeyi ve daha kurallı bir hale getirmeyi hedefledikleri dil devriminde bu noktaya hiç temas etmemişlerdir. ingilizce'yle dutch ya da frisian kadar olmasa da yakın akraba olan almanca'da ingilizce'ye çok benzeyen kelimelerin dışında, telaffuzları farklı ama yazılışları aynı da bir küme kelime vardır. (bkz: warm), (bkz: finger), (bkz: hand), (bkz: winter), (bkz: mild), (bkz: name), (bkz: ring), (bkz: butter), (bkz: blind) bunların sadece bir kısmı. almanca hakkında belirtmek istediğim son husus da bu dilin adının başka dillerdeki karşılıklarının çok varyans göstermesidir. almanlar'ın deutsch dediğine; anglo-saksonlar german, fransızlar allemand (ispanyollar "alemán"), italyanlar tedesco, iskandinavyalılar tysk, ruslar ise nemetsky derler(miş). alman dili dile gelse de konuşsa, herhalde asırlardır kaba olmakla itham edilmekten nasıl tiksindiğini anlatmaya başlayacak, "sanki arapça, portekizce, rusça daha mı zarif tınılı diller" diye soracaktır bizlere.