amat

/ 4 >>
orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. ihsan oktay anar' in beklenen kitabi.
    (susayaci, 03.10.2005 15:17)
  2. bir daha kitap yazmayacağından şüphelendiğimiz uzun ihsan'ın sonbahar sürprizi oldu.
    biz kendisini deccal'le beklerken, o karşımıza kadırgalarla çıktı.

    şimdilik bütün araştırmalara rağmen sadece latince'de "sevmek" kökünden gelen bir kelime olduğu, kimi doğu dillerinde ise "kesin" anlamına geldiği öğrenilen "amat" sözcüğü, bakalım ilerleyen günlerde ne gibi anlamları, hangi dillerde sırtlanıp gelecek...
    (nightling, 04.10.2005 22:59 ~ 23:07)
  3. dün beni maymuna çeviren kitap. ideefixe'teki kısa giriş alıntısını kaç kişiye yolladım bilmiyorum. iş bitişinde içimde büyüyen bir coşkuyla istiklal caddesi'ne fırlayıp küçük büyük demeden tüm kitapçılara girdim ve sordum, bir tekinde bile yoktu. ancak ben caddeyi bir uçtan diğerine kadar yürüyüp tekrar meydana döndüğümde, elimde sırf amat'ı satın alamamanın hüsranıyla, ola ki telafi eder diye (üstelik kitap fuarına günler kala!) alınmış 7 kitap vardı. gece kitapları kayıtsızca karıştırırken, belki de hayatımda ilk defa, ankara'da olamadığım ve iletişim'in kapısına dayanamadığım için hayıflandım. ha bu benden alınan neyin intikamıdır derseniz, katherine mansfield'ın a cup of tea'sini okurken "olmaz ki böyle şey" demiştim, herhalde bir edebiyat tanrısının gücüne gitmiş olacak, ondan şüpheleniyorum.
    (jazzbass, 05.10.2005 10:57)
  4. henuz kitap evlerine dagitimi yapilmayan, cagaloglu'na birisini gonderek aldirdigim, bir aksilik olmazsa bu aksam okumaya baslayacagim, tahminen is guc arasinda ancak pazar gunu bitirebilecegim kitap. 235 sayfa, iletisim yayinlari.
    (quaid, 05.10.2005 16:08)
  5. adını hatırlayamadığım için remzi kitabevi'ndeki görevliye puslu kıtalar atlası'nı göstererek "ihsan oktay anar'ın son kitabı çıktı mı?" sormam ve "sadece üç kitabı var o yazarın, yıllardır yeni kitap yazmıyor." cevabını almam üzerine henüz kitapevlerine bilgisinin verilmediği ve dağıtımının yapılmadığını anladığım kitap.

    neyse not aldı ama, getirecekler en kısa zamanda.

    edit: gelmiş kitap.
    (brunhilde, 05.10.2005 16:17 ~ 07.10.2005 00:36)
  6. bekleyenlerin gözlerinin aydığı ihsan oktay anar kitabı. 8 ekim 2005 tarihinde kitapçılarda olacağı bugün gazetelerde ilan edildi.
    (en kendini bilmez yasam formu, 05.10.2005 20:26)
  7. lat. amare* fiilinin 3. tekil sahis, simdiki zaman cekimi.
    misal;
    caecilius metellam amat. (caecilius metella'yi seviyor, sever.)
    (nesta, 06.10.2005 16:17 ~ 25.10.2005 16:23)
  8. gece gece kardeşimin (bkz: duskspiper) "al canım abim, adam benim hocam ama bu kitabı ilk sen okumalısın" cümlesiyle beraber sızdığım koltuğun kenarına bıraktığı kitap. şöyle bir iki sayfa kadar okudum da, ekliptik kurgusunu yine takdir ediyorum yine yerimde duramıyorum, bu sefer odasına gideceğim galiba ihsan hoca'nın.
    (dawnspiper, 08.10.2005 08:52)
  9. 56 gün sonra çıkılacak ilk çarşı izninde yapılacak ilk işin adını koyan kitap. yani nedir; ilkin kitapçıya gidilecek ve mümkünse çarşıdan dönmeden sakin bir ankara çayhanesinde okunacaktır. umarız uzun ihsan efendi bizi bir daha bu kadar uzun süre kitapsız bırakmayacaktır. bilenler bilir, bu hayat ne kitapsız ne kedisiz geçer.
    (ama arkadaslar iyidir, 08.10.2005 09:15 ~ 26.11.2007 13:51)
  10. bu kadar denizcilik terimini nasıl öğrenilmiş olabilir ki, okumak ne kelime! hatmedilmeli dedirten kitap.
    (in nuce, 08.10.2005 13:43 ~ 10.01.2007 22:50)
  11. yorumları, konusunu incelemeden bile satın alınacak kitap.
    ihsan usta yazar da kötü olur mu!
    kitapevinde satılmaya başladığı ilk gün aldığım ilk kitap.
    (d503, 08.10.2005 14:55 ~ 10.10.2005 10:52)
  12. ileride ilk baskısına sahip olmakla hava atabileceğim bir kitap olacağını tahmin ediyorum.
    (rhy, 08.10.2005 21:25)
  13. cok sevgili bir badimin* benim ne kadar fazla bu kitabi bekledigimi bildigi icin supriz yapip kargoyla is yerime gonderdigi bir eser i sahane... o anda kargo kolisi degilde, bil cumle frenk illerinin gumusleri ve trablus ve habes altinlarinin uzerine, hint billurlari, kafkas abanozlari, nemce topazlari, urus kehribarlari, sam akikleri, babil sedefleri kakilmis ici hindikustan gelme has kadife ve dahi cin ve macinden gelme mavi ve yesil ve kirmizi ve haki atlas kumas ile kapli sirmalarla ve incilerle suslu bir hazine sandigi acar gibi hissettim. icinde amat i gorunce frenk illerinden bir usta elinde iyice yontulmus ve billurlasmis, en bir latif nur u dunyeviye sacan yuzlerce yakut ve dahi yaninda herbiri bir kostantiniyye katibinin 3 aylik nafakasina bedel olacak cil cil duka altinlari almis gibi oldum. uzun ihsan a her turlu dunyevi muhabbeti sunmak ve pek muhterem badime ise gunahkar dilimin donmesiylen agzimdan dokulen her turlu hayir duayi sarfetmek boynumun borcudur.
    (ray kinsella, 09.10.2005 01:47)
  14. halikarnas balıkçısı'nın turgut reis ve uluç reis'inden sonra en nihayet türk edebiyatına eklenen üçüncü gerçek deniz romanı. okuduğum kadarıyla da en mükemmelleri. yazan ellere selam olsun.
    (chevalier sans peur, 09.10.2005 03:03)
  15. ihsan oktay anar'dan hayalle gercek arasinda bir sonsuz ihtimaller dunyasi daha.

    uzun ihsan efendi'nin puslu kitalar atlasi'ndan sonraki en iyi kitabi.
    (smoky, 10.10.2005 12:24)
  16. elif mim elif ve te

    nihayet dedirten kitap..
    hemen hikayenin içine çekiyor insanı, bir anda kendinizi denizlere açılmış bir kalyonun içinde hissetmeye başlıyorsunuz... artık zabit mi, gabyar mı orası size kalmış...
    yer yer denizcilik terimlerini bilmemek sıkıntı yarattığından kelli aşağıdaki tanımlamaları kitabı okumaya düşünenlere iyilik babında vermeyi uygun gördüm;

    yisa: birçok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için söylenen söz
    varda: dikkat
    seren: direkler üzerinde yelken açmak için ve isaret çekmek için yatay olarak bağlanmış gönder.
    cunda: yatay serenlerin her iki başları, uç kısımları
    usturmaç: birbirinin üzerine veya rıhtıma yanaşan teknelerin bordalarının göçmemesi veya boyalarının bozulmaması için araya koydukları agaç, lastik, plastik veya halatlardan yapılmış olan, balon, silindir biçimindeki yastık
    hisa etmek: bir şeyi yukarı kaldırmak. [hisa sancak, hisa kürek]
    mayna etmek: ağır ağır indirmek
    mizana direği: 3 direkli bir yelkenli gemide en kıçtaki direk
    kolomborne: bir tür uzun namlulu kaval top
    marinel: usta denizci
    kasara: teknelerin baş, orta ve kıç kısımlarında güverteden daha yüksek olan güverteleri veya kısımları
    gabya: ana direk ile babafingo çubugu arasındaki çubuk veya yelken
    babafingo: direklerin güverteden itibaren üçüncü çubuğudur
    gabyar: gabyadan sorumlu denizci
    palavra güvertesi: eskiden harp gemilerinde topların bulundugu güverte
    falya tavası: topları ateşlemek için ağız otunun konulduğu yer
    armadura: gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha
    volta almak: halatin veya demir zincirinin biribirine dolaşması
    alesta: hazır olmak
    alesta tramola: yelkenle seyirde rüzgarin bir kontradan diger kontraya önce pruvanın geçmesi ile yapılan dönüş
    çarmık: denizcilikte direklerin her iki bordasına bağlanabilmesi için gerilmiş tel halatlar.
    alabanda: bordanin iç kısmı veya dümenin 35° ye kadar basılması
    porsun: bir gemide güverte işlerini idare eden ve filikalar ile demir ve güverte donanımından sorumlu kişi
    iskota: yelkenlerin iskota yakalarını kullanmak, yelkeni rüzgar ile doldurmak için halat - palanga donanımı
    prasya: yelkenleri rüzgarın estiği tarafa çevirebilmek için yelkenlerin açıldığı serenlerin cundalarından donatılan hareketli halatlar.
    tavlon güvertesi: çok güverteli gemilerin üsten itibaren aşağıya dogru beşinci güvertesi.
    eski harp gemilerine ait bir güverte katı
    istinga: yelkenleri toplamak için kullanilan hareketli donanım.
    viya: gemiyi veya tekneyi istenilen rotaya döndükten sonra, istenilen yöne seyredilmesi için verilen komut
    gomina: 185 metreye tekabül eden uzunluk

    denizcilik terimlerinin daha fazlasını merak edenleri de http://www.sgk.tsk.mil.tr/dd/denizcidili_alt.htm sitesine buyur ediyorum...

    uzun ihsan efendi'nin anlatımı müthiş zenginleştiren hayali kaynakları da muhteşem;
    el müsvette fi usûlû'l livâta, silsiletü'l havadis, kavasifü'l melanet ve'l habaset...
    (bozkirin kalbini hizlandiran mizrak, 10.10.2005 12:27)
  17. daha gelmeden dnr yollarını asındırdıgım, deyimleriyle basımı donduren, asla bitmesini istemedigim , hayal otesi.
    (kuinirozi, 10.10.2005 12:32 ~ 22.10.2005 12:25)
  18. amat adinin yaldizli zemin uzerine siyah harflerle elle yazildigini okudugumda maceranin asil kahramaninin istanbul dan siyrilan karakterlerin yeni mekani olan bu kalyon olacagini kitaba adini vermesinden anlamak zor olmadi...anar efendi her zaman ki gibi kimsenin yadirgamadigi gerceküstü atmosferiyle yeni bir macerayla yuzyuze getiriyor bizi...eski zaman istanbul unun disinda bir mekan var bu sefer, ustelikte zor bir atmosfer;deniz...bizlerin ruhunda pek yer etmemis olan bu alanin icinde yasayan kahramanlar bizi epey zorlayacak gibi gorunuyor dunyalarina katilabilmemiz icin..zor metinler var terimlerle suslenmis...melville in billy budd ini okurken de benzeri bir duyguya kapiliyor insan...ayrica yazarimiz her zamanki gibi metaforu da pek seviyor; kamcili suleyman ruzgari durduran -ayette emrine alan- hz.suleyman a, marangoz nuh ta hz. nuh a, israfil, boruyu-sur u- ufuren israfil e pek kosut, isleriyle , adlariyla benzesik cizilmisler...benim simdilik favori metnim kamcili suleymanin ilk betimlendigi yer;suyun girdigi gibi cikmasi icin delinmis cizmeler kısmi...kitabi henuz bitirmedim ama aldigim zevk pek guzel...tipik bir anar klasigi....okunmali..
    (tarao, 10.10.2005 17:40 ~ 17:43)
  19. başlamaya korktuğum, çünkü başladığım andan beri diğer ihsan oktay anar kitapları*** gibi elimden düşüremeyeceğim, derslerimden geri kalacağım daha ilk cümlesinden insanı bağlayan kitap..
    (agharta, 11.10.2005 00:37)
  20. diyavol paşa'nın ağzından dökülen bir kaç sözcük ile özetlenmiş kitap.

    ' ne kadar acı, değil mi? ... her nefsin bir gün ölümü tadacak olması'

    " burda durdum. paşa'ya baktım. dudaklarım kıvrıldı, yüzüm çarpıldı. tebessüm ettim. güle konuşa ;

    -olur mu paşam? olur mu hazret? ben gibi bir ahmağa denir mi bu? her nefis bir gün ölümü tadacak diye ayakta, yaşarım ben. git kendine akıllı adam bul böyle kelam edecek. paşa sustu bana. ben sustum. "

    sonra okumaya devam ettim... bitti."
    (inadvor, 11.10.2005 22:55)
  21. ihsan oktay anar dan tam umudu kesmeye başlamışken ilaç gibi yetişen kitap. daha kitapçılarda çok sık göremeden televizyonda tüyap'ta görünce içim gitti.
    yazılanlara bakılırsa puslu kıtalar atlası tadı verecek bir kitap....
    (tofuk, 14.10.2005 01:41)
  22. (bkz: dracula)
    (bkz: kırmızı başlıklı kız)
    (sadik, 14.10.2005 10:43 ~ 10:48)
  23. "acaba uzun ihsan kendini tekrar etmek gibi bir yazar hastalığına yakalandı mı?" gibi bir soru ile korka korka okumaya başladığım kitap. ilk bir kaç sayfa bana "aman!" dedirtti açıkcası, lakin ne zaman ki uzun ihsan'ın kalemi sırtlarında tüfenkleri ile, uçları balmumu ile sivriltilmiş pala bıyıkları ile, üniformaları döktükleri kan ile boyanmış, çakmak gözlü, çift piştovlu yeniçerileri anlatmaya başladı o zaman... özletmişti kendini iyi oldu, çok iyi oldu.
    (uzunbinik, 14.10.2005 20:20)
  24. savaşta insan psikolojisini nefis bir tiradla tarif etmiş kitap; elbette bundan ibaret değil, ama taze taze yazası var insanın.
    "ilk kez öldürdüğünde bir değil sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilan eden o delikanlıyı da zavallı bir kadının kocasını da, savaş giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. ikinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişiyi öldürmüşsündür. üçüncü kez ise kimseyi öldürmüş sayılmazsın."
    (ama arkadaslar iyidir, 17.10.2005 19:00)
  25. çabuk bitmesin diye okumaya kıyamadığm fakat ne yazık ki 5 gün gibi kısa bir zamanda bitiriverdiğim kitaptır.ihsan oktay anar ın o muhteşem dili yine sizi alıp götürüyor.bu sefer amat isimli bir geminin içinde maceradan maceraya koşuyorsunuz.
    (myrkul, 18.10.2005 13:02)
/ 4 >>


copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment