henri cartier-bresson un çömezi. istanbul'un unutulmaz nostaljik fotoğraflarıyla tanınır. son zamanlarda sinemaya el attı (bkz: iz) (bkz: günese yolculuk). artık genclere yer acsın.
su siralar turkcell reklamlarinda oynayan fakat rol yapmayan, icinden geldigi gibi davranan ermeni asilli turk fotografci. zaten reklamlar da 1 kerede cekilmis.
galatasaraydaki ofisini ararsınız "foto muaabiri ara güyleriyyyn offiysi" diye çok tatlı bir aksan ve inanılmaz tatlı bir üstatla konuşursunuz. sözünü sakınmaz. ve asla kırılamazsınız. bir yerden bir yere dialarını yollayacak olursa üstünde muhakkak şu not vardır...
dikkat!!!
grafiker, resim seçici, redaksiyon, matbaa işlemlerinde çalışanlara mühim nottur. elinizdekiler birer ara güler fotoğrafıdır. bu fotoğraflar işlemde iken çay, kahve, gazoz, fanta ve benzeri meşrubatlarla fotoğraflara yaklaşılmaz, fotoğrafların civarında yemek yenmez ve içki içilemez, fotoğraflar ıslak veya sıcak yere, örneğin vantilatör veya kalorifer üzerine konulamaz, üzerine öksürülemez, ıslak veya pis ellerle tutulamaz, yakınında sigara içilemez ve yüksek sesle konuşulamaz.
ayrıca türkiyede içinde hiç insan olmayan manzara resimleri, cami resimleri yerine bu temaya insanı da katarak fotoğraf çekmeyi daha doğru bulmuş ve uygulamış ilk sanatçıdır.
"ara kafe" nin sahibi. masamda duran ve doktor çocuğu olmanın kaçınılmaz promosyonlarından biri olan klacid-mr (klaritromisin) sponsorlu takvimin sayflarını dekore eden siyah beyaz istanbul fotoğraflarını çekmiş olan dede.
yurdum insaninin benimsedigi, halka mal olmus fotograf sanatcisi. sokaktan cevirip bir fotografci soracaginiz on kisiden altisi ara guler der diger 4 kiside meshum bir gulumseme ile size erol atar'in isimini verecektir. halbuki ne yetenekli fotograf sanatcilarimiz vardir onlari kimse bilmez hatirlamaz. bu tabiki unlu olanlarin sucu degildir fakat bir izzet keribar neden taninmaz kimse bilmez..
papelonen verç bidi abrink isimli bir de oyku kitabi vardir. kitap ermenice olup, 1995 agustosunda aras yayincilik tarafindan yayinlanmi$tir. aras yayincilik soz konusu kitabi, icindeki 16 oykuden onbirinin turkce cevirisini sirvart malhasyan cevirisiyle babilden sonra ya$ayacagiz ismiyle eylul 1996'da yayinlami$tir. kitapta bu cevirilere ek olarak guler'in turkce yazdigi iki oyku* de bulunmaktadir.
*bu iki oykuden birisi, guler'in 1978'de eritre 'de sava$ muhabiri iken "karaladigi" colde ay anisi,
digeri ise william saroyanin olumu nedeniyle kaleme aldigi "bir yaratici amerikalimi kaybettim" ba$likli ve gosteri dergisi'nin sayi: 9/agustos 1981'de yayinlanan yazisinin bir bolumunun "babamin oykusu" ismiyle derlenip toplanmasidir.
ara güler hakkındaki bir ayrıntı da sanatçı olduğunu hiç kabul etmemesidir. adam yıllarca ben sanatçı değilim demesine rağmen herkes sanatçı olduğunda ısrar eder, "yok yok sen sanatçısın, biz biliyoruz seni, mütevazi olduğun için kabul etmiyorsun" gibi laflar ederler. eğer sözlükte yazsaydı kendine sözlük yazarı demezdi eminim. süser'i tercih eder miydi bilemem.
dobra konusmasinin gosterdigi bir samimiyeti ve sevimliligi olan guzel insan. fotografci yani abartildigi kadar degildir *, sadece bir iki resmi dunya capinda eser kategorisine girer. ultra genis aci objektiflerinin yarattigi, insan gozune tuhaf gorununen abartili perspektif isini erken kesfetmis, cokca kullanmistir. churchill, picasso gibi unlulerin portrelerini cekmistir lakin bunlar siradan resimler olmaktan oteye pek gitmemistir, bu isin dunyada ustadi yousuf karsh'tir. ayrica benzer tarzi olan harbi ustatlar icin (bkz: dorothea lange) (bkz: eugene smith).
picasso gibi aksi bir ressamı bile dize getirmiş; çektiği resimleri time'a kapak olmuş*; istanbul için 'hergele bir şehir oldu' diyen huysuz ihtiyar, eski toprak... umursamaz ve kendinden emin tavırlarıyla, insanı sinirlendirmek yerine neşelendiren hafif agresifliğiyle, değerini bilemediğimiz onlarca sanatcımızdan birisi... uzun ömürler diliyorum...