yaptığım tarihi bir yanlışı tüm sözlüğün gözü önünde afişe etmekten çekinmeyen hataya tahammülü olmayan tavrıyla bana büyük bir hayat dersi veren insandır kendisi.yer yarılsa da içine girsem diyorum hazır yarılmış yer varsa o daha makbule geçer diyorum.tekrar başta sayın aziz yıldıvım olmak üzere tüm fenevbahce spor kulubu camiasından ve siz değerli sözlük kullanıcılarından özür diliyorum.
son derece aydın,olayları,hayatı özümsemiş bir kişiliğe sahip suser.hangi olayın neyin bir yansıması olarak ortaya çıktığını gayet iyi anlamış ve karşısındakine gayet rahat bir şekilde anlatan,msg muhabbeti gayet iyi olan şahsiyet.sevgiler saygılar gönderiyorum.ayrıca galatasaray taraftarı olmasına rağmen karşısındakileri aşağılık kompleksi'ne kapılmakla itham etmeyen ve bonus olarak biraz daha saygı uyandıran suser.
(az evvel baktım) ilk entrysini 2002'de girmiş olup, toplam 1593 başlıkta entrysi bulunan, bu surette sözlüğün en üretken yazarlarından olan bir sözlük kullanıcısı. bunca entrye rağmen hep belli bir seviyenin üstünde, özenli ve daha ilk cümleden tanınabilecek bir üslup ile yazmasıyla yeni dönem (ki esasen artık o kadar yeni değil ya...) sözlük yazarları arasında direk dikkat çekenlerden, takdir toplayanlardan birisi.
sosyal ortamı içinde karşı cins ile rahat ilişkiler kuran kimselerin yakınında çoğunlukla bu gerçeği küçümsemek için "onun ağzı iyi laf yapıyor canım." gibi yarım ağız bir kabullenme gösteren hödükler olduğu görülebilir. bu kimseler, ortada "ağzın iyi laf yapması" tanımının, kendisini oluşturan dört sözcüğü aşan bir maharet gerektirdiğini domuz gibi görmezden gelmektedirler. yukarıdaki satırları özümsedikten sonra "arbalest beni her entirisinde kıkır kıkır güldüren biridir." yargımı değerlendirmek daha makul olacaktır.
mürebbiyelerle ilgili anılar anlatmama, piyano derslerinden nasıl bir nefret ettiğimden bahsetmeme, ne kadar naif nazik asilzade birisi olduğumdan dem vurmama neden olmuş şahıs. yok tabii bunların astarı. yüzü var. bilahare bol bol çukulata yememe neden olacak, spin filan mes'elelerinde de örnekleşeceğiz. işte öyle biri...
saygıdeğer, dürüst , sense of humour sahibi ( özür dilerim bu kalıbı çok seviyor ve türkçeleştirmek istemiyorum sanki anlamı eksiliyor) , güldüren, güldürürken kesinlikle düşündüren , şimdiye kadar tanıdığım kadarı ile de yapaylık, çirkinlik , yozlaşma, yüzeysellik, haksız kazanç , göz boyama, iki yüzlülük gibi şeylere gerekli yeterli ve tutarlı tepkiyi veren biri.. üstüne bir de galatasaraylı . ayrıca uzun yıllar sonra bile* kahve içip sohbet edeceğim, kaymaklı ekmek kadayıfı yerken zeka ve yaratıcılık ürünü esprilerine güleceğim dost.
henuz toy bir arkadas o yüzden bazi seyleri inatla gormek istemiyor ama potansiyeli var elbet zamanı geldiğinde days in nur yüzünden yayılan ışığa kendini bırakacak hak yolunu bulacaktır. ışık ve sevgiyle //(º_º)\\
fantastik tesadüfler eseri tanıştığım, sonraları yazılarına denk geldikçe nedense, anlamsızca 'aha bizim arbalest' diye keyiflendiğim, kendine has -ve lezzetli- üslubu, mizah anlayışı, 'nokta atış' tesbitleri ile okuması da konuşması da -her ne kadar son dönemde nadiren denk gelsek de- keyifli adam.
sadece pazarlik etmek suretiyle travestinin kestirip kestirmemi$ oldugunu anlayabilen tesbit insani... ba$arilarinin devamini diliyoruz... bir de dikkat et diyoruz...
kendisine kendimce bir isim hâlâ bulamadigim içindir ki yeisten kafami yiyesim gelmektedir. kisaca bogaçhan filan demem icabetmekte bu yazara. bütün isim analik hünerlerim yelle bir oldu. (yerle bir olmadi rüzgâra garisti) kendimi acz içre hissetmekteyim kerem.
bu vatandasin bi süfer kalemi var, (efenim kendisi vaktiyle kalem ile ilgili entariyi biçmis dikmis sözlükte görücüye çikarmis, lakin su lahza lafzima gelemiyor kalemin adi) o doldurmak gibi emellere alet edilebiliyor. beyle yüzlerce büyük o içeren metinlerin olarini doldurabiliyosunuz. ucu da iki be mi üç be mi ne öyle biseydi. kalemin silgisi ucunu degil kiçini döndürmek muhalefetiyle meydana çikiyordu.
yakinda uluslararasi arenada bogaç gürestirecek. (sahi ben buna kisaca bogaç diyim ya... heh bu entari isim meselesine vesile oldu. allahim sana süküller olsun. nehayet bi dafisel isim bulduk.) vekil ariyor gendine. neetsek bilmiyorum...
pazarlik ederek travestinin yokettirip ettirmedigini anliyor ama, sormali; acep sileceklerini döndüren ipnenin taklavatinin yerinde olup olmadigini kestirebiliyor mu?
uzaktan mesai arkadaşlığı yaptığımız insan. gayet seviyeli eserlere imza atacağız kendisiyle inşallah. bazı şeylerin aramızda kalması gerektiği konusunda imzasız bir anlaşmamız da bulunur bu "güzel kalem" ile. (aman abi, aramızda kalsın bak! her bünye kaldıramaz bu yazı dilini) *
gecenin bir saatine kadar bir dürümcüde hayatın anlamını bulmama bütün iyi niyetiyle yardımcı olmaya çalışmış, mamafih başarılı olamamış muhabbet insanı. kafasını ütülememe rağmen gösterdiği anlayış için tekrar teşekkür ederim.
çevirmenler ve çevirgenler zirvesi sayesinde tanışma şerefine nail olduğum hoşsohbet bir insandır kendisi hatta hidiv kasrı civarında soya soslu tavuk yeme sözü de almış bulunuyorum kendisinden
alnımın yazısı zalım şeyzadem, gönlümün sızısı zulum şeyzadem.... ha bi de sözünde durmaz ha. vaadettiği çiklotaları dafiye değil familiye yedirir... hıh...
asker olmaz bundan baba olurmuş. ben demedim kendi dedi vallahi...
o günün anısına *: bigün bizi pazar gezmesine götürmüştü. çok güzel gezdirmişti. sonra acıkmıştık. yemeğe de götürmüştü. yemekler çok güzeldi. ama biz çok yemiştik. bize türk kahvesi de almıştı. kahve içtik. çekinmeyin, kapatın falları demişti. biz de kapatmıştık. bize fal bakmıştı. benim falımda kafası kopuk bir tavuk görmüştü ama ben hiç korkmamıştım. yine baksa, yine kafası kopuk ve koşan bir tavuk görse yine korkmam. çünküm bana küfretmeyi de öğretmişti. seni çok seviyorum arbalestim babacım. yine gezmeye gidelim...