cani sikilan zibidinin degil, insan hakki ihlaline ugrayanlarin dava actigi mahkeme. her cani sikilanin dava acmamasi icin davacinin kendi ulkesindeki butun makamlara basvurmus olmasi gerekiyor (turkiyede yargitaya kadar). turkiyede yasayan her insanin potansiyel olarak bir gun basvurmasi gerekebilecek olan mahkeme.
cani sikilan zibidinin buraya basvurmasi icin hakikaten ciddi bir insan haklari ihlali iddiasina sahip olmasi gerekmektedir. oyle "cok canim sikildi, nete girecegime aihmye basvurayim" diyen her kisi oglunun basvurabilecegi bir yer degildir.
bir kere ic hukukta tum yollarin tuketilmis olmasi gerekmektedir, sonra yaptiginiz basvuru insan haklari mahkemesinin ilgili dairelerince dava konusu olup olamayacagi yonunden incelenir. daha sonra dava acilir ve surer. dolayisiyla en az bir kac senelik bu hengameye katlanabilecek bir cani sikkin zibidi yoktur ki herhangi bir ulkede yasasin.
ikinci olarak, insan haklari sozlesmesi turk anayasasi ile celiski icinde degildir.
anayasamizin 91. maddesi itibarince ic hukuk sistemimizin bir parcasi ve anayasa maddelerimiz denkliginde hiyerarsik onemde bir yerdedir.
ustune turk anayasasini alip avrupa insan haklari sozlesmesi ile karsilikli okuyan birinin oyle derin celiskiler bulmasida mumkun degildir.
sorun, turkiye'de uygulunan hukuk maddelerinin yorumu ile avrupa'da uygulunan hukuki yaklasim arasinda kimi yerlerde fark olmasidir ki bu yorum farkliligi avrupa ici ulkelerde de vardir. avrupa insan haklari mahkemesine basvurulmasi turkiyenin anti demokratik bir ulke oldugunu da gostermez ustelik, sadece turkiyenin demokratik olarak verdigi bir hakkin vatandaslari tarafindan kullanildigini gosterir.
avrupa insan haklari mahkemesine tek basvuran da turkler degildir. avrupa insan haklari sozlesmesine taraf olan tum devletlerin vatandaslari bu mahkemeye basvurma hakkina maliktir.
ingiltere'nin, fransa'nin, italya'nin da insan haklarinda aldigi yol bu mahkeme tarafindan alinan kararlarla dogru orantilidir denilebilir ki, vakti olan http://www.echr.coe.int/ sitesine bir gecis yapip ulkelerin nasil bir yol almakta oldugu da gorulebilir.
hic bir mahkeme insan haklarinda alinan yola emsal olamaz, avrupa insan haklari mahkemesi de oyledir ancak avrupa insan haklari mahkemesi verdigi ictihatlarla tum ic hukuk duzenine etki eder. hukuk anlayisini gelistirir, ic hukuktaki mahkemelerin daha dikkatli olarak olaya bakmasini saglar. ancak bununla bir ulkenin insan haklarinda aldigi yol bambaska seylerdir.
birincisi kendi mahkemelerinin ustunde bir baska mahkemeyi, kendi mahkemelerinin verdigi tum kararlari bozabilecek bir mertebeye koyan bir ulke avrupa insan haklari sozlesmesine de imza attiysa zaten insan haklari hususunda belirli bir seviyede demektir.
ustelik terorle mucadele zamanlarinda (bkz: ispanya) (bkz: ingiltere) her ulkede insan haklari ihlalleri tirmanmakta, avrupa insan haklari mahkemesinin de ustune dusen is yuku artmaktadir. bu ozlenen bir durum olmasa ve arzu edilen bir hal olarak algilanmasa dahi butun ulkeler icin bir vakia olarak ortadadir.
subjektif ve hissi degerlendirmelerden arinirsak sunu da rahatlikla gorebiliriz ki bir insan ve devlet oldugu surece ihtilaf her zaman olacaktir. bu ihtilaflarin bir kismi kimi zaman devletlerinde sanik koltuguna oturmasini saglar. bu turkiye icin boyleyken, almanya icinde, italya icinde, isvec icinde boyledir.
2000de, mahkemeyi ziyaretimde, en çok şikayetin türkiye ve rusya hakkında yapıldığı (şu anki durumu tam bilemiyorum) , türkiyenin kendini savunmayarak, belki de şuradan aşağı kasımpaşa mantığı ile, iddiaları çürütecek delil bulma konusunda zayıf kaldığı ve bu nedenle "daha önce benzer davada sorumlu olduğu ortaya çıkmıştı, bunda da öyledir nasılsa" mantığı ile sorumlu tutulup tazminat ödemeye mahkum edildiği (ki böyle olduğunu kendi raportörleri de teyid etmiştir), kabarık dosyaları nedeniyle karar öncesinde o çok sağlam yerimizin olduğunu sandığımız "avrupa konseyi nden atalım gitsin şu türkiyeyi" tartışmalarının yaşandığı bi nevi supranationaldivan .
yer yer haklılar. ör. raportörler incelemek için bi cezaevi ne geliyolar, görüşme yapmak istedikleri 700 mahkumun nasıl oluyosa artık aynı anda sağlık muayenesi için vizite aldıkları, yerlerinde olmadıkları cevabını alıyorlar...kös kös geri dönüyorlar.
köy yakma olayları ile ilgili olarak mahallinde inceleme yapmak için geldiklerinde, lehimize kanıt görmek istemelerine karşın, hiçbi hükümet yetkilisi ya da yerel yönetici "o öyle diil böyledir" demiyor, dese de iddialarını güçlendirecek bişi ortaya koyamıyor.onlar da aleyhte ne varsa heybelerine koyup gidiyor sonra da ardı ardına gelsin tazminat kararları....
çok yakın zamana kadar bizi orada savunacak avukat bulmakta bile zorlanıyordu devlet.
bir dönem bu mahkemede türkiye'nin avukatlığı görevini yapan bakır çağlar bir süre sonra "ulan ben bu türkiye'nin yaptığı saçmalıklardan hangi birini, niye savunacam?" demiş ve görevinden ayrılmıştır.
(the beatles, 08.11.2003 23:46 ~ 26.02.2007 19:56)
türkiye'de aradığı adaleti bulamayan insanların son çare olarak başvurduğu, türkiye'den giden bir sürü dosyanın bulunduğu, ne yazık ki bu ülkede adalet mekanizmasının yeterli olmadığını, hukuk devleti olmanın şartlarının yerine getirilmediğini bizlere gösteren yüce makam.
sürekli olarak başvurulan bir yerdir.. (bkz: başvurmak) hatta hiç unutmam apartmanda çıkan bir hortum kavgası üzerine alt komşumuz hanfendi, yan komşumuz hanfendinin gözünü bununla korkutmuştu; e biz de korkmuştuk tabi o zamanlar dört kollu pervane zannediyorduk avrupa yı, mahkemelerini de motor..
yuksek zam verilmedi diye memurlarin da basvurmakla tehdit ettigi mahkeme. artik ayaga dusmustur, dilekce yazmasini bile bilmeyen insanlar aba altindan sopa gostermek icin aihm'ye gidecegim diye beyanat verirler... bir turk ozurlu bir sebeple turkiye'yi dava edip 10 milyar mi ne kazaninca yuzlerce ozurlu bu firsat kacmaz diye o kisinin basvurusunu kopyeleyip basvurmustu en son, ve de herhangi bir avrupa ulkesi vatandasligi istiyorlardi. (bkz: oldu gozlerim doldu)
hakkında kamuoyu ve sozluk yazarları tarafından varılan birçok yorumun büyük olcüde yöntemsel yanlışlar içeridiğini düşündüğüm mahkemedir..
öncelikle bu mahkeme 44 adet yargıctan olusur ve bu 44 yargıc 4 e bolunup gelen davalara bu şkelide yetişmeye çalışırlar.. bu çalışma gruplarının yanında alınan kararları onaylayan 4 kişlik temyiz vazifesi gören bir üst kurum daha vardır.. mahkemenin ikinci dunya savası ertesinde kuruldugunu lakin bireysel basvuruların kabulunun 1980 lere sarkdıgını bilmek faydalı olabilir.. yani bu tarihten evvel sözleşmeye uyacagını kabul etmiş ülkeler, diğer ulkelerce şikayet edildiklerinde yargılanmaları mumkun olmakta idi.. bireysel başvurular kabul edilmesi ertesinde ve yapılan yönetmelik yamaları sayesinde son seklini 1990ların sonlarında aldıgını bilmemiz önemlidir..
amerikanın henuz kabul etmediği bu mahkeme, sözleşmeyi kabul eden ülkelerin sınırları içerisindeki insan hakları ihlalerini basvuruldugu taktirde yargılama ve anayasal olarak olmasa da sözleşmeyi ihlal eden ülkelere maddi, cezai yaptırımlar uygulama hakkına sahiptir..ama bu sınırlamayı toprak ile yapmaktansa ülkelrin somut varlıkları ile yapmak daha faydalı olacaktır cunku bazı devletlerin işgal ettikleri diğer ulkelerde ne zalimlikler yaptıkları bilinmektedir..(ingilterenin su an ırakta işlediği suclar)
aynı paralelde mahkemenin kurulus asamasından önce gercekleşmiş olaylar hala tekerrur etmekte ise mahkeme geriye donuk yaptırımları da uygulayabilmektedir.. ornegin turkiye cumhuriyetinin kıbrıslı rumlardan zorla aldıgı evler hakkında karar verbilir cunku turkler bu evlere yerleştirilmişlerdir ve hala bu evlerde ikamet etmektedirler..
türkiye de basın yoluyla oluşturulan algılamanın aslında ne kadar yanlış oldugunun vurgulanması gereken mahkemedir.. şerefli türk basının avrupa insan hakları mahkemesine bakış açısı tamamiyle gercekten uzak, kalın camlı siyasi gözlüklerinin yarrattıgı buguda kaybolmaktadır..
örneğin aihm türkiyenin sistematik işkence yaptıgına dair bir karar verdiğinde ve bu karar sonrasında yüklü bir meblag ceza verdiyse kimse bu kararın içeriğini, mahkemenin ne hakkında oldugunu sorgulamak ve sunmaksızın yalnızca işkence yapılan kişinin aldıgı paraya dikkat çekerek geçiştime haberler verir ki bu nokta birincil sorundur..
serefli turk basının yanısıra ülke içerisindeki briçok kanatta bu mahkeme ile ilgili yanlıs algımalar mevcuutur.. örneğin erbakan davası ve dini sembollerin kamusal alan içerisinde kullanılmasına dair dosya aihm den dondugunde islamcılar bu mahkemeyi siyasi davranmakla suclamıslar ve yerden yere vurmuslar idi.. lakin bilinmesi gerek bir sey vardır.. aihm davaların içerik bakımından incelenmesinden cok daha evvel gerceklestirilen yargılama surecinin ne kadar dogru işleyip işlemediğiyle ilgilenirler.. örneğin türk mahkemeleri tarafından verilmiş bir karar daha evvelden sorusturulmus mudur yoksa sorusturma yapılmadan karar mı verilmiştir.. aihm bununla daha fazla ilgilidir..yani işin siyasal boyutundan cok yargılama sürecinin teknik aşamalar bazında ne kadar yerine getirildiğine dair çalışır.. ve son zamanlara kadar da içerik ile yuzde yuz baglantı gerektiren davalar sürekli askıda kalmıstır (e.g. eşcinsel evlilikler)..
aynı hatayı layla zana davası hakkında atıp tutanlar da yapmışlardır.. leyla zana nın yeniden yargılanması kararının siyasal oldugunu düşünenler bu dava sonrasında herhangi bir sorusturma yapılmadıgı ve dosyada şahit olmadıgını hatta son anda türk yargıclarının yaptıkları suclamayı degistirdiklerini bilmezler.. hatta tbbm de tukceden farklı bir dilde kurusuden konusmanın cezasının bir oturum boyunca meclis dışında bırakılmak oldugunu da bilmezler..
yukarıda bahsettiğim algılama sorunun birincil musebbibi turk medyasının teknik bilgi yoksunlugu ve kendi politik goruslerini dogrulayıcı malzeme olarak kullanmak konusunda cekmeye zahmet etmedikleri sıkıntıdır..
her ne kadar zalimlerin neler yaptıklarının global olarak açıga vurulmasında onemli rol oynasa da avrupanın kendi içerisinde de onemini koruması ve daha yetkili olması için bir takım duzenlemelerin gercekleştirilmesi zorunlu olan kuruluştur.. burda vurgulamaya çalıştıgım sey sudur: aihm sözleşmeye imza atmış olan ülkelerin anayasal duzenlemeleri hakkında yaptırım gucune sahip olabilmelidir.. bu mahkeme türkiye de sistematik işkencenin yapıldıgına kanaat getirmişse, ve bu sucların devlet mahkemeleri tarafında dogru bir şekilde yargılanmadıgı, suc işleyenlerin gerekli cezayı almadıklarını tespit buyurmuşsa, türkiyeyi gerekli düzenlemeleri yapmadıgı sürece sözleşmenin dışında tutabilmelidir.. bu yaptırım olmadıgı surece turkeyi vb ulkeler fahiste olsa parasını odeyip sucları işleybilmektedirler.. bu ancak ve ancak avrupa anyasası yururluge girdiğinde mumkun olacaktır.. ozlemle ve merakla beklemekten baska care yoktur..
bireysel basvuru ve devlet basvurularinin kabuledildigi bu mahkemede turkiye en cok davasi olan ve en cok hukum giyen taraf ulkelerden biridir...bu mahkemenin otoritesi dünya tarafindan kabuledilmekte ve insan haklari bakimindan cok onemli bir kriter sayilmaktadir...kararları baglayıcı olup aksiligi de ileri surulememektedir...