gunbatimi, sessizlikte o kadar guzel oluyorki yerle$im birimlerinin di$inda romanin ba$langicinda bir yerlerde denizi izlerken.. turkiye'nin en guzel yerlerinden biri.
keyif adami mekani motorlu arac yok, hayvanlar sere serpe, insan insandan, hayvan hayvandan, hayvan insandan ve insan hayvandan cekinmeden geziyor tozuyor
kalabalıktan uzak sokaklarında.. sessizliğinde.. yokuşlara inat varılan tepelerinde.. kimseciklerin olmadığı bir pazar sabahı.. aşkı.. düşlemeyi.. yeniden gülümsemeyi..düşkırıklıkları olmadan birine dokunabilmeyi..özlemeyi, kendimi ve kelimelerimi suskunlukta paylaşabilmeyi, tüm hüznümle sevebilmeyi yaşadığım düşülkesi..
aya yorgi kilisesinin yanındaki ızgara yapan yere gitmek ve onların özel kırmızı şaraplarından içmek,* oturup tepeden manzaraya bakıp "işte herşey bundan ibaret!" demek ve huzur bulmak için gidilen ada.
1-cennet. 2-her tarafinda lutfen ormana girmeyiniz, ormanda piknik yapmayiniz, ormana dokunmayiniz tabelalari olan yer. 3-bir apartmanin ust katinda evlere mazot servisi tabelasi bulunan, adadaki tek araclar polis araclari oldugu icin onlara hizmet ettigini dusundugum bu dukkanla yaran yer. 4-cocuklarinin delirdigi yer. su tabancasiyla donerciyi kedilerden koruyanlari mi istersin, futbol oynarken topu eshedu enlaaa diye karsilayani mi, isteginiz kabul edilecektir.
zevkli bir vapur yolculugundan sonra, varıldıgında önce büyük bir kalabalıkla karsılasılıp korkulan ancak fayton sefasında ya da yokus yukarı tırmanmaya baslayınca yalnızlıgınızı yogun bir biçimde hissettiginiz ve bunu aya yorgi'nin yanındaki yerde özel yapım kırmızı sarap ve arkadaslarınızla, sözcüklere gerek duymadan paylastıgınız mükemmel yer.
osmanlının eli değene kadar akıl hastalarını tedavi etmekte kullanılmakta ve keşişlere mekanlık yapmaktaymış ayrıca bizans burayı sürgün yeri olarak da kullanmaktaymış. tahta geçemeyen prensler bu adaya sürülürmüş, prens adaları ismi de burdan gelmektedir kimilerine göre. istanbulu aldıktan 2 ay sonra felan zaptetmişiz burayı, nüfusu 3000 civarındaymış o sıralar. burayı zapteden kaptan bi güzel yağmalayınca güzelim adayı, adada yaşayan insanların büyük kısmı avrupa'ya kaçmış. 1800 lere kadar adanın pek yüzüne bakan olmamış. bu tarihe kadar osmanlı içinde yaşayan azınlıklar kullanmış burayı. onların yaptığı kiliseler (ortodoks ve katolik) adaya başka bi güzellik katmıştır. günümüzde ada daha çok yazlık yerleşimi olarak kullanılmakta. kışın 7000 olan nüfus yazın 100000' i bulmaktadır. bu da adanın günümüzde paranın gölgesinde kalmış bir yer olduğunu göstermektedir. istanbul'da yaşayanlar için iyi bir haftasonu kaçamağı olarak görülebilir ve böyle görülmesi de şiddetle tavsiye olunur...
büyükada'da kedilerin sağ gözleri oyulmuştur. bir adet garsona "nedendir sence" diye sorulduğunda "genetiktir" şeklinde bir cevap alınır ve sessizce martı çığlıkları dinlemeye devam edilir. ahtapotları çok lezzetlidir. özellikle elli yaşından sonra yaşamın geri kalan yıllarını faytonlar ve karıncalarla geçirmek gibi bir hedefi olanlar için kesin çözümdür...bir de yanınızda hayatınızın erkeği*, çoluk çocuk, torunlar varsa herşey tamamdır. (bkz: balık mıyım ben)
hemen hemen her yani at boku kokmasina ragmen özellikle yaz sonu yazlikçilar gittiginde kesinlikle güzellesen ada. bisikletle dolasirken ormanin heybeli'ye bakan kisminda (hatiri sayilir bir geziyolu vardir bu istikamette, yazin bile pek insan ugramaz) günesi batirmak keyiflidir. yaz disinda her mevsim huzur ihtiva eder bu ada..
hiç bir aktiviteyi barındırmaması dolayısıyla insanın içini uzun süreli ziyaretlerde (3 günden fazla süren konaklama) sıkan,uzun vadede günübirlik gelen bireylerin ballandıra ballandıra anlattıkları kadar muhteşem ötesi giga nefis olmayan 1 mekan.
lunapark diye bir yer vardir bu adada. beni kücükken dedemlerle lunaparka gitmek icin buraya gelmistik. megersem bu lunapark bizim lunapark degilmis atlarin bulundugu yerin adiymis. o gün baya bir üzülmüstüm. (bkz: entrye ani serpistirmek)