bir gazetedeki röportajında (ref. hürriyet gazetesi kelebek eki) bu filmini ömer lütfi akad'a armağan ettiğini, onun gelin ve düğün filmlerinden çok etkilendiğini ve bu filmin mustafa hakkında herşey'den daha çok halka yakın olduğunu belirtmiştir
http://www.babamveoglum.com/ filmin fragmanı burdan izlenebilir şerif sezer ve fikret kuşkan'ın çağan ırmak için vazgeçilmez olduklarını bi kez daha görüyoruz merakla bekliyorum vizyona girmesini
insanı yıkıp geçen, benim diyen delikanlıyı salya sümük ağlatabilecek kapasiteye sahip çağan ırmak harikası.oyuncular, oyuncu.yönetmen, yönetmen."bu adamın yaptıkları yapacaklarının teminatıdır" diyordum hala aynı şeyi söylüyorum.bu film görülmeli, çıkınca da düşünülmeli " böyle filmler yapabilen adamlar varken nasıl beş paralık bazı yönetmenler türkiye de is yapabiliyorlar?" diye.
"yine olsun yine izlerim" ve de akabinde "olmus bu adam" dedirterek cagan irmaki tebrik etme sebebi film. izleyeni aglamaktan gulmeye o kadar hizli surukluyor ki, kahkahaniz gozyasiniza karisiyor cok fena.
hayalle gercegin birbirine gecisi dengeli ve eglenceli. oyunculariyla yonetmenini bile aglatan, yikip sarsan cok guzel, film gibi bir film... bir film cikisinda bu kadar kirmizi gozlu ve burunlu insani hic gormemistim.
o ne humeyra'dir oyle, ne fikret kuskan'dir; ne serif sezer, binnur kaya, cetin tekindor, yetkin dikinciler ve de ege tanman'dir... cok yalin, sade, dogal ama derdini iyi anlatan, eli-yuzu duzgun bir film olmus. hem oyunculuk, hem yonetmenlik hem de senaryo dort dortluk, ayrintilar yine titizlikle yakalanmis. daha cok film bekliyoruz bu ekipten. bu arada, minik ege'ye (filmdeki deniz) dikkat! traktor ve telsiz kullanan humeyra ise evlere senlik!
--- spoiler --- nuran: mahsul 1'den mahsul 2'ye, beni duyuyonuz mu? mahsul 1'den mahsul 2'ye... cevap verin giz! hanife: anne sen misin? duyuyom, tamam nuran: sadik geldi sadik! hanife: neeee, tamam --- spoiler ---
--- spoiler --- ona bir oda ver baba, gidecek hicbir yeri yok --- spoiler ---
yapımcısından yönetmenine oyuncusundan ışıkçısına emeği geçen herkese helal olsun dedirten film. herkes göz kamaştırıyor.
gülmekten ve ağlamaktan bitap düştüm.
bu ülkede sinema adına güzel şeyler yapiliyor dedirten filmin gişe başarısı maskeli beşler intikam peşinde isimli filmin altında kalırsa yürekten çok üzeleceğim. herkes bu filmi seyretmeli.
ağlamaya niyeti olanın salya sümük çıktığı, olmayanı bile hüzünlendiren film. hikaye çemberimde gül oyanın bittiği vakit başlıyor.* ama yaratıcılık açısından ona yaklaşamamış sanki. özellikle filmin sonunda, çağan ırmak kendini tekrar mı ediyor acaba diye düşünmeden edemiyor insan.
çemberimde gül oya'sını 15 bölüm her hafta şarap ve gözyaşı eşliğinde izleyip en sonunda psikolojim bozulduğu için bıraktığım çağan ırmak'ın 1,5 saat sonra beyoğlu sinepop sineması'nda izleyecek olduğum filmidir. çemberimde gül oya zamanı bu projeyi duyunca mendillerimi hazırlmış ve heyecandan ve mutluluktan ağzım kulaklarıma varmıştı. çemberimde gül oya'ya hasta olup çağan'ın sinema diline aşık olan bir ege kasabasında büyüme olarak herkesten bir kat daha fazla heyecanlanmayı hakettiğimi düşünüyorum. açıkçası o zamanlar bu projeyi duyduğumda çok ağlayacağımı ve bayılacağımı tahmin etmiştim ama, özellikle entellektüel kitleyi bu kadar sarmalamayı başarabileceğini sanmıyordum. babam ve oğlum, basın gösteriminde duyduğumuza göre, şimdiye kadar tüm basının benzer bir surat ifadesi ile, kıpkırmızı gözlerle çıktığı ilk film olduğu söyleniyor, en bağımsızcısından en islamcısına kadar... şimdi efendim, yıllarca milliyetçi faşizan, ya da kapitalist liberal söylemlerin, sinemada, dizilerde bu kadar aleni yapılıp takdir gördüğü bir ülkede, gayet düzeyli, ince ince mesajlı barışçı mesajları veren, bir sürü "pembe dizi", "pembe film" izleyicilerine bu şekilde zihninde farkında olarak veya olmayarak bu soruları bırkan çağan'ın filmine gidiyoruz. son duyumlardan sonra 1 paketten iki pakete çıkardık mendilleri, bir de minik poşet alıyoruz yanımıza ıslak mendilleri atmak için...
butun oyuncularin performanslarinin cok iyi oldugu salya sumuk bi film.sinemaya gitsekte aglasak diyosaniz hic durmayin bu filme gidin aslinda ne duruyosunuz gidin lan guzel film iste.
nefis bir film. izlerken sarsılıyorsunuz ama sessizce; hıçkırma sarsıntısı mı, yoksa gülmenin verdiği bir sarsılmamı, işte bunlar iç içe geçiyor. --- spoiler --- tema çaresizlik içerince, en çok akılda iki sahne kalıyor; yerde kanlar içinde yatan, ölü bir anne; ayakta kollarını açan ve engel olamayan baba. --- spoiler ---
filmin bazı yerlerinde ışık hataları var gündüz ile gece karışıyor. onun dışında muhteşem bir öykünün üzerine gidilmiş. karakter çözümlemeleri o kadar doğal, acele etmeden ve yarım bırakılmadan yapılmış ki, film bittiği zaman acaba şimdi ne olacak diye sormaktan çok, egenin o köyündeki bu insanların gerçekliğini sorgulamaya başlıyorsunuz. ailenin iç dinamikleri senaryoda güzel yazıldığı gibi, çok güzel oyunculuklarla süslenmiş. zaten oyuncu kadrosundaki bazı isimler üzerine bahsetmeye bile gerek yok. filmin çekildiği yerler ege'nin ruhunu çok güzel yansıtıyor.
sinema salonunun ciki$ kapisina agir adimlarla, burnunu habire ceke ceke ve gozya$larini mendilleriyle sile sile yuruyen bir guruh yaratan filmdir babam ve oglum.. cok film vardir, mukemmel oyunculuk sergilenen fakat siradan bir senaryoya sahip ya da tam tersi cok saglam bir senaryosu olup vasat oyunculuk performansinin sergilendigi.. bu film bunlar gibi degil.. izleyiciyi sikmadan, ilgisini dagitmadan, anlatmak istedigini kisa ve oz bir sekilde, son derece inandirici ve etkileyici birer oyunculukla harmanlayip, siyasi olaylarin sadece arka fonda kalarak insanı ve ili$kilerini anlatan bir film olmu$.. $unu rahatlikla soyleyebilirim ki hayatimda izledigim en iyi bir kac turk filminden birisi bu film.. belki 5 dk daha kisa olsaydi izleyiciyi film bitiminde dakikalarca koltuklarina civiletmi$ olacakti..
bir zamanlar aykut oray gozcu gazetesinin reklamlarina ciktiginda "hic okuyanla okumayan bir olur mu sayin abim?" diye sorardi.. tabiki olmaz sayin abim.. neden olmayacaginin en guzel ornegini filmdeki kucuk deniz veriyor.. o ne hayal gucu, o ne ya$indan buyuk du$lere ve du$uncelere sahip olmaktir oyle.. allah herkese filmdeki kucuk cocuk gibi birer evlat nasip etsin..
--- spoiler --- filmin bana gore en carpici iki ani; herkesin hem fikir oldugu film sonundaki cetin tekindor'un kollarini iki yana acitigi sahne, ikincisi ise kucuk cocugun dedesi ile ilk yakinla$masi ve onun elini tuttugu anki hal, davrani$ ve konu$malari.. --- spoiler ---
"bu filmi seyrediniz, seyrettiriniz, seyretmeyenleri uyariniz" - di ney$inil sinematografir
- gişe rekoru kırmak için yeteneksiz televizyon ünlülerini, yakışıklılığı-güzelliğiyle tanınan kazmaları oynatmaya gerek olmadığını - halka mal olmuş bir takım 30-40 yıllık eserleri sömürmeye gerek olmadığını, filmciliğin özgün kurgu yapmak olduğunu - bir filmin çok seyredilmesi için her dakika ve her fırsatta reklam yapılmasına gerek olmadığını, en iyi reklamın seyircinin kendisi olduğunu
cok fazla reklami yapilmadigi halde iyi is yapacagini dusundugum film. sicak, dogal, gercek ve ozgun bir hikayeden yola cikmis cunku. tum karakterler cok inandirici. insanlarin birbirine tavsiye ederek gidecegi, kulaktan kulaga anlatacagi, sinemada yanindakine mendil uzatacagi bir film bu. en iyi referans da seyirci degil midir zaten? *
türk sinemasında yılardan beri süregelen eleştirmenin sevdiğini seyrci,seyircinin sevdiğini eleştirmen sevmiyor sorununu kesinlikle yaşamayan film. hem sinemasal açıdan hem anlattığı hikaye hem de oyunculuklar açısından son derece başarılı, sıcak ve içten bir film. --- spoiler --- küçük deniz in kilitli oda için kurduğu hayaller ve kurtuluş savaşı hayali hem çok farklı hem de çok keyifliydi. küçük bir çocuğun neler hayal edebileceğini filmin bütünlüğünü bozmadan verebildiği için ayrıca helal olsun çağan ırmağa. --- spoiler ---
basit, sade ve belki de sıradan bir öykünün inanılmaz bir kurgu, anlatım ve oyunculukla insanın duygularına saldırdığı, türk sinemasının klasikleri arasında yerini alacağından emin olduğum film.
filmdeki duygu akışını, kaynar sudan çıkıp buz gibi sulara girmek ve bu hareketi sürekli tekrarlamak olarak özetleyebiliriz.
özellikle, filmde kullanılan başarılı ege şivesi ve kullanılan "fıytırmak", "fiştiklemek" gibi detaylar bu şiveye aşina olanları çok eğlendirecektir.
izleyenlerde babalarına ve/veya oğullarına sımsıkı sarılma isteği uyandıran filmdir. eğer izleyenlerin babaları ve/veya oğulları hayatta değilse, mezarlarına gönderip toprağa kapaklandıracaktır mutlaka. ama en önemlisi de izleyen herkes daha çok hayal kuracak ve kurdukları hayallere kendileri de inanıp ağlamanın gücünden teselli bulacaktır.
hiçbir abartı ve zorlama espri olmadan; mizahını da, hüznünü de hayatın doğal akışından alan; arada iyi film nedir, nasıl yapılırı, nasıl bizden olur sorularını da cevaplayıveren eli yüzü düzgün bir film. yılmaz erdoğan vizontele'de neyi yapamadıysa çağan ırmak bu film de onu yapmış desek hiç de fena olmaz. samimiyet derseniz samimiyet, oyunculuk derseniz oyunculuk, senaryo derseniz senaryo; hepsi var, hiçbiri aksamıyor, çağan ırmak yine yanıltmıyor.
edit: bir de türk sinemasında klasik sahneler arasındaki yerini alacağına neredeyse emin olduğum nefis bir sahne var; görebilene. spoiler olmasın deyu söylemiyorum.