bir zamanlardan (annelerimizin, teyzelerimizin erol evgin'e aşık oldukları zamanlardan) kalma, hoş şarkı...kimse sözlerini yazmadan yazayım hemen (başka işim yok sanki)...
"... nerden aklıma esti kimbilir gezdim dün gece şehri şöyle bir herkes evinde kendi halinde heryerde huzur her yerde neşe
bir ben uykusuz bir ben huzursuz bir ben çaresiz bir ben sensiz
gel sen ne çektiğimi bir de bana sor nerde nasıl yaşarım bir de bana sor evlerin ışıkları bir bir yanarken bendeki karanlığı gel de bana sor
nerden aklıma esti kimbilir gezdim dün gece şehri şöyle bir eski sokaklar yerli yerinde dostlar oturmuş kır kahvesinde her yerde huzur her yerde neşe bir ben uykusuz bir ben huzursuz bir ben çaresiz bir ben sensiz
gel sen ne çektiğimi bir de bana sor sensiz yaşamak neymiş bir de bana sor ak düşen saçlarımı bir bir sayarken bunca yıl nasıl geçmiş bir de bana sor ..."
insanı inanılmaz etkileme gücüne sahip parcalardan biri..
"eski sokaklar yerli yerinde dostlar oturmuş kır kahvesinde her yerde huzur her yerde neşe bir ben uykusuz bir ben huzursuz" .. bir de bana sor diyerek haykırır ama o kişi asla sormayacaktır..kimse bunca yılın nasıl geçtiğini bilmez, acısı çok olan konuşamaz, içine kanar..sonra dolaşırsın şehri, şehir senin kalbine dolaşır.. (bkz: kordugum)
"nerden aklıma esti kimbilir gezdim dün gece şehri şöyle bir eski sokaklar yerli yerinde dostlar oturmuş kır kahvesinde her yerde huzur her yerde neşe bir ben uykusuz bir ben huzursuz bir ben çaresiz bir ben sensiz" .....
ak düşen saçlarımı bir bir sayarken bunca yıl nasıl geçmiş bir de bana sor
ole aniden yollarda arabayla sebepsiz turlayip evlerin isiklarina takili bakarken radyoda calmasiyla yaslari costurma nedeni olan sarkidir .
"ak düşen saçlarımı bir bir sayarken bunca yıl nasıl geçmiş bir de bana sor"
genelde romantik şarkı sözleriyle her daim alay etme huyu olan bir insan olarak bu şarkının yukarıda alıntıladığım kısmı anlamlandıramadığım bir biçimde sinirlerimi bozuyor. şöyle bir tip geliyor aklıma her dinlediğimde:
hiçbir yerlere sığamayan, yerleşemeyen, yersiz yurtsuz işi gereği (daha doğrusu gezebileceği bir iş seçmiş) sürekli yurdu değişen bir adam düşlüyorum. hiç unutmamış, evlenememiş...en yakın arkadaşlarının karıları tarafından bekar olduğu gerekçesiyle aforoz edilmiş. nezaketen kırk yılda bir ortamlara çağrılıyor. çağrıldığında da saçmalıyor. evlilikle alay ediyor, evlilere laf sokuyor. evin hanımları hafiften "bunu niye çağırdılar ki" gibisinden bakıyor. çapkın bir insan da. tek eşli değil. o defteri kapamış. yataktan her geçen kadın ak düşen saçlarını sayarken içine düştüğü çıkmaza tahammül sağlıyor. o kadar. bazan o'ndan konuşabilmek için ortamlara davet ettiriyor kendini. istenmediğini bilerek. lafı ona getirebilmek için türlü maymunluklar yapıyor. bir yerde rastlamaktan hem korkuyor, hem onu görebileceği ortamlara gitmek istiyor. yaşamayan, oyalanan bir erkek düşlüyorum. acıyorum o erkeğe, hem de çok...