bulutları beklerken *

/ 2 >>
orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. türkiye, fransa almanya ve yunanistan ortak yapımı olarak çekilecek bir yeşim ustaoğlu filmi.
    bu filmin senaryosu ustaoğluna sundance'de ödül kazandırmıştır.
    (maryjane, 29.01.2003 12:04 ~ 14:10)
  2. su siralarda firtina vadisinde cekimlerine baslanan, merakla bekledigim film.
    (ile, 29.05.2003 19:38)
  3. sanirim karadenizde cekilen ilk film ..
    bu aralar 3500m yükseklikte çamlıhemşinde bir laz yaylasında elektriksiz susuz bi ortamda soğuktan donularak çekimleri yapılmakta.
    (shalala, 20.07.2003 15:58 ~ 06.01.2005 16:20)
  4. herşeyden soyut tanım: yağmur duasına çıkan, imamın arkasında bağdaş kurarak ve havaya bakarak bekleşen köylüleri resmeden bir fotoğrafın olası adı.. *
    (jengshimishiva, 20.07.2003 16:08 ~ 02.01.2005 20:29)
  5. (bkz: ruchan caliskur)
    (july12, 29.07.2004 19:30)
  6. bu cuma gosterime girecek, merakla bekledigim ustaoglu filmi. pontusun yitik kizi tamama'dan esinlendigi oykuyu cok iyi kotardigina eminim.
    (kediaman, 02.01.2005 19:05)
  7. (bkz: sirtlarindaki hayat)
    (queasiness, 02.01.2005 19:11)
  8. (bkz: bulut olmak)
    (hepatrol, 02.01.2005 19:12)
  9. 7. uçan süpürge kadın filmleri festivalinde * gösterilen hatta yeşim ustaoğlunun da gösteriminde yer aldığı film.
    (theoria, 02.01.2005 20:24)
  10. 7 ocak ta gösterime girmesi gereken film
    (non person, 05.01.2005 01:02)
  11. waiting for clouds

    ben de cok merak ediyorum filmi.. ve tebrik ediyorum yesim hanimi..
    (myth, 06.01.2005 22:38)
  12. gunese yolculuk tan hatırlanabilecek yesim ustaoglu nun karadenizden zorla göç ettirilmiş rumları anlattıgı filmi.. (bkz: mubadele).. kimlik konusunu anlatmak isteyecektir muhtemelen.. bugun itibarıyle de vizyona girmiştir..

    kendisi goc ettirilmiş pontus rumları ile hem turkiyede hem de yunanistanda roportajlar yapmıs, sag kalanlarının hikayelerini dinlemiştir.. anllattıgı kadarıyla filmin hikayesi de gerçektir, biyografiktir.. yesim hanım yine tabuları yıkma niyetinde oldugu açık ya yorumları filmin sonrasına bırakalım..
    (ne mutlagim ne de muglak, 07.01.2005 13:52 ~ 13.01.2005 13:39)
  13. (bkz: karpuz kabugundan gemiler yapmak)
    (eski sevgili, 08.01.2005 13:14)
  14. yerel oyuncuların biraz fazla göze batan "amatörlük"lerine rağmen şimdiye kadar bize hiç anlatılmayan konusuyla,yönetimi ve görüntü mükemmelliğiyle başarılı bir film.."karadeniz rumları" gibi pek de uzak olmayan ama gizlenen bir tarihi konu alan yeşim ustaoğlu,"tabu yıkıcı" özelliğini devam ettiriyor..
    (meeneesee, 13.01.2005 13:03)
  15. hala izleyememiş olmakla birlikte, pontusun yukarıdan görüntüsünü kullanan bir sinematografi beklediğim yapıt.
    (bkz: sümela manastırı)
    (atlantis, 15.01.2005 01:42 ~ 01:43)
  16. son donem; edebiyata, siyaset bilimine, sosyolojiye vb. damgasini vurmus "kimlik" konusunu somurmeden isleyen; bir yandan ulke topraklarinin pek kurcalanmayan bir konusunu desen fakat bunu yaparken politik bir mesaj vermeye calisip ona buna laf atmayan, bir yandan karadeniz'in guzelligini fotografcilik alt yapisi ile filmin icine guzelce yediren ama filmi bu guzellikler kurtarsin diye de beklemeyen, seyirciye mudahale etmeden rahat rahat konuyu dusunebilmesini saglayan en bir harbi yonetmenlerden ustaoglu'nun pek guzel filmi... muzikler de in the mood for love saheserini yaratan michael galasso'dan cikmadir ve film ile muzikler ancak bu kadar uygun duserdi dedirtmelik muziklerdir...
    (remedios, 15.01.2005 23:00)
  17. anlattığı hikayeyi filmin kahramanları nasıl kendi hikayelerini gizliyorlarsa öyle gizliyor. bu güzel. ama yine de alıp götüremiyor seyirciyi. 1975'lerin havasını vermek için kullanılan afiş asan solcular o havayı vermek için fazlasıyla naif. kasabaya yıllar sonra dönen rum'un gezdiği eski ev - ki biz haliyle evi onun eski evi sanıyoruz- bir türk evi. evin alnındaki yazılar osmanlıca. ıslahevindenık her nasılsa sahilde ustasının martı isimli teknesini buluyor. yine tanadias- şu eski evi gezen rum- sahilden kasabaya bakarken, eski evlerin hemen yanında 2000'ler yapıldığı belli bir apartman öylece duruyor. mekan kullanımını iyi bulmadım ben açıkcası. hani hikayenin 1975'te geçtiğini söylemeseler bir de filmin başında televizyondaki haber görüntüleri olmasa zaman algımız bugüne dair olacak.
    (izci, 18.01.2005 11:37)
  18. hep kadın, kadınlar vardır filmde. erkeklerse ya horon teper, ya da cocukturlar. ilk yarı renkler ve golgeyken, sonra yuzler ve bir fotografla biter...
    (coquille, 18.01.2005 18:15)
  19. sabahattin ali ile sait faik kafa kafaya verip bir öykü yazmışlar da, genç bir hanım onu usulca filme çekmiş gibi bir şey. o kadar güzel yani...
    (taimsten, 25.01.2005 00:12)
  20. hepimiz uçmak isteriz zaman zaman özgürlüğe, veya memleketimize; onbir parmaklıyız hepimiz. ama unutmamak gerekir ki bulutları beklerken bile güneşin varlığı bâkidir. ne olursa olsun, doğudan doğacaktır güneş bir gün. geçmişi silemezsiniz, silmek istemezsiniz; dileseniz de çıkar karşınıza, bir sararmış yaprakta, belki bir dolunayda, bir gece mavisinde, bir fotoğrafta.
    -

    hakikaten oyunculukların amatörlükleri zaman zaman doğal dışı, diyaloglar ve hareketler çabucak ekrandan kayıyor, gerçeküstü gibi, bir yerlerde eksikler var gibi, ama, acı kahve gibi bir sonu olmamasına rağmen dolu gözler bıraktığına göre ufak bir sihir var bu filmde.
    (hergele, 25.01.2005 23:24)
  21. etkileyici olmasıyla beraber etkiden kurtulduğu zaman bile insanın dialoglarına karakterlerinin ustalığına , konusuna ve senaryosuna hayran olduğu film. renkler ve görüntülerin insanı sürüklediği ve yeşim ustaoğlunun beklenenden daha yumuşak ve anlayışlı bir anlatımla fazla eleştiri toplamadığı filmi.
    gidilesi, görülesi yapıt.
    (irie, 26.01.2005 18:22)
  22. fotoğrafik görüntüleriyle kartpostal etkisi bırakan film. ama o kadar. senaryo olarak içi boşaltılmış, daha doğrusu doldurulamamış, ne yazık ki, yeşim ustaoğlu bu filmi konuyla ilgili yeterli donanıma sahip olmaya gerek duymadan çekmiş. sanırım amacı karadenizin büyüleyücü görüntülerinden faydalanarak bir film kotarmaktı, son zamanların en prim yapan konularından göç, sürgün, mübadele gibi tarihsel kavramlar da senaryoya yerleştirilince ortaya film çıkıverdi ama keşke bu kadar sığ işlenmeseydi ve biraz konu üzerine çalışılsaydı.
    (seroxatking, 29.01.2005 10:23)
  23. zorlu doğa koşullarıyla mücadele edilerek çekilmiş; görselliğiyle takdir edilesi yeşim ustaoğlu filmi. lakin izleyeni karadeniz'e aşık etmek yetmiyor, filme tamam demek için. bir şeyler eksik kalmış sanki. senaryoda giriş-gelişme-sonuç diye bir şey yok ve bu durum bence izleyiciyi belgesel izliyor havasına sokuyor. çünkü pekala böyle muazzam görüntülerle * * * bir belgesel film çıkarmış, dedirtiyor insana. rüçhan çalışkur 'un performansına ya da küçük çocukların yeteneklerine laf yok, her şey olması gerektiği gibi. ama işte mübadele yılları, göç… pek işlenememiş konu. belki de ben hiçbir şeyden anlamıyorumdur, sanat nedir bilmiyorumdur. * *
    (kukuletali, 30.01.2005 01:29)
  24. icinde sayisiz adet alip duvara asilacak guzellikte fotograf karesi bulunduran yesim ustaoglu filmi.. sinemasal olarak degerlendirilebilecek bu kadar nokta varken filmi dusundugunde insanin aklina bu durum geliyor.. ancak bu filmi elestirirken iyi bir nokta mi yoksa diger eksikliklerin arasindan siyrilmayi basarmis ender guzelliklerden biri mi bunun icin daha derin dusunmek gerekiyor..

    oncelikle filme dair elestirilerde bulunurken insanlar genellikle senaryoya temas ediyorlar.. lakin bunun ne kadar dogru bir tespit oldugu tartisilmasi gereken bir unsur.. zira belirli bir senaryo yolu cizmis yonetmen kendine ve o bu senaryoyu uzun metraj haline getirmek istiyor.. yani "neden daha derine inilmemis, soyut kavramlar uzerinde durulmus da politikaya hic bulasilmamis" gibi sorulara cevap olarak soylenebilecek tek sey bu durumun aslolan noktasinin bu sorular uzerinde durmanin yerine bu senaryo uzerinden konuya dikkat edilmesi gercegidir.. cunku yonetmen bu senaryoyu uygun gormus, bunu tercih etmistir..

    senaryodan bagimsiz olarak dusundugumde etkileyicilik kismi gercekten de zayif.. yani bunun uzerinden yillar gectikten sonra bu filmi hatirlamak icin gercekten cok sıkı bir beyin jimnastigine ihtiyacim olacak.. cunku filmin gidisati bu etkileyiciligi saglamaktan ote, zayif bir bicimde ilerliyor ve sekanslar arasi gecisler de, filmin akisi da seyirciyi sarip sarmalama etkisi yaratamiyor.. sahnelerde ve kurguda da bazi zorlamalar goruluyor.. sanki bu noktada verilmek istenen mesaj daha iyi algilansin cabasi icine girilmis bir tat birakiyor..

    oyunculuk icin kotu denemez sanirim.. lakin super olarak adlandirilacak rol keseni de gormedim.. ama kanimca boyle bir istek de yok yonetmende.. yani oyunculuk dogal olsun yeter gibi bir durum soz konusu.. bu nedenle oyunculari elestirmek pek akil kari diilmis gibi gozukuyor.. yine de istenileni vermis olduklarini dusunuyorum yani yesim ustaoglunun kafasinda dusundukleri oyunculari yansitmayi basariyor..

    filmdeki muzikler tuyleri diken diken edici cinsten.. bize yakin bir muzik kulturu olan yunanlilarin o muthis ezgileri insani oldukca buyuluyor.. ustelik bir de boyle bir mubadele konusu islenirken oldukca huzunlendiriyor ve filmden duygusal acidan zaten kopulmuyor da butunlugu iyi sagliyor..

    sonuc olarak hos bir filmdi bulutlari beklerken... gittigimde daha cok sey bekliyor olsam da, bitis sahnesiyle aniden biten festival filmlerini hatirlatti, son sahnesiyle koltuga mihlanip kalmami sagladi.. ve o anda film hakkindaki butun olumsuz fikirler cikti gitti aklimdan, film uzerine dusundukce geri geldiler.. lakin soyle de bir soz vardir.. bir film bittigi an izleyiciyi etkileyip etkilemedigine gore guzeldir.. bu acidan baktigimda film bittigi an ve bunu muteakip birkac saat icerisinde boyle bir izlenim icerisinde birakti.. eksikleri olsa da, hatalari noktalar bolca bulunsa da en azindan o karadeniz fotograflari icin bile izlemeye deger..
    (lovehippi, 20.02.2005 01:08 ~ 01:09)
  25. allahnın belası nüfus mübadelesinde binlerce rum gittiyse, bir o kadar da ,hatta diğer balkan göçleri ile beraber daha fazla türk-müslüman oradan gönderildi, neden bu "güya" hesaplaşmalar bizim başımıza patlıyor dedirten film.

    neden girit'te, selanik'de, kırım'da, bosna'da yapılan katliamın hesaplaşması olmuyor da, karşılıklı göçen rum'un hesaplaşması oluyor.

    kendilerinin götünü yalamayana ödül vermiyor bu herifler, bu kadar basit.

    yahu, bir tane de yunanistan'da çekilsin böyle bir film, hiç mi "aydın" insan yok "medeniyetin beşiğinde"
    adamlar bırakın geçmişle hesaplaşmayı, halen orada yaşayan türkler'in türk olduğunu kabul etmiyor.

    bulgarlar daha 10 sene evvel kovudlar türkler'i trenlere tıkıştırarak, sırplar'ın bosna'da akıttıkları boşnak kanı daha adriyatik'ten akdenize çıkmadı.

    (bkz: #14127044)
    (galatyphoon, 26.02.2005 07:39 ~ 02.10.2008 18:03)
/ 2 >>


copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment