bence de cok fazla abartiliyor. bi halta yaradigini dusunmuyorum. sanki "0" hayalgucune sahip bir adama gitmisler ve "uc abi. fantastik bi$iiler yaz. ruyalarini yaz" falan demi$ler gibi yaziyor. ama nedense ulkemizin bunalmi$ teenage'leri cok sevdi...
bukowski anlatılmaz.ya da kabul edilemez.cünkü yazdıklarını sadece potansiyel bukowskiler okur ve hisseder.eger siz de de bi parca hank'lık yoksa onu cok bo$ ya da cok iğrenc bulursunuz.iyidir ya sevin onu :)
"......benim hakkimda bir sey biliyordu.butun ahlaksiz oykulerime ragmen, o tecavuzcu krurkun altinda ahlakci birinin yattigini...." charles bukowski "sheakspeare bunu asla yapmazdi"
"... hakkımda yazilanlara gelince;bazi tanitma yazilari ,makaleler,bir kitap ve bibliyografi sayılabilir;ancak onlar bu duvarin arkasindaki dolapta biryerdeler ve şimdi gidip ararsam terler ve sıkılırım.siz de bunu istemezsiniz biliyorum.saolun.ayrica daktilo ve imla yanlisşari için ozur dilerim.ikisine de hiçbir zaman ilgi duyamadim..." c.bukowski.
"pis moruk" lakaplı alkolik amerikan yazar. 5 sene kadar önce öldü. postmodern yazdığı iddia edilir ama biliyorsunuz günümüzde herşey postmodern diye nitelenir. bence özellikle kadınlar kitabı berbattır, ilk sayfayı okuyarak kitabı okumuş kadar olursunuz. kısa öyküleri daha ilginçtir. babam bu adamın kitaplarını kitaplığımdan almış okumuş ve yaşlı başlı arkadaşlarına götürüp "bakın evladım neler okuyor bu da edebiyat mı cık cık" modunda gençliği tartışmışlardır. ama ben o yaşlı doktorlar gürühunun kitabı gizlice zevk alarak okuyup sonra yeni kitaplarını aldıklarına eminim.
ekmek arası iyidir bir iki kısa öyküsü iyidir bi de barfly senaryosu iyidir diğerleri diildir binlerce fahişeyle yattığı da söylenir. iyi de içer ama jack london kadar değil
kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu,hergeleyi.iyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı,kıravatlı tiplerden hoşlanmam.ümitsiz adamları severim,dişleri kırık,usları kırık,yolları kırık adamları.küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar.adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış,makyajları akmış,sarhoş ve küfürbaz kadınlardan.serserilerin yanında rahatımdır,çünkü bende serseriyim.kanun sevmem,ahlak sevmem,din sevmem,kural sevmem.toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam.... diyen şair,yazar..
"ask bir önyargidir" lafini sarf eden adam. "yazar olmak, enfes güzellikte bir kadınla sevisip üstüne para almak gibi bir sey" diyen; ikili iliskilerini, cinselligini yalnizlik gibi yasayan adam.
sözlüğe her girdiğimde yazasımın geldiği,"nesini seviyosun bu adamın" sorularına,yetersiz kalacağımdan korkarak cevap veremediğim,boşvermiş görünen ama hisli,açıksözlü ama rahat olmayan,küfreden ama deliler gibi de seven adam."ayakkabı boyacısı için bir tane" şiirinden: -bazen sert biri oluyorum ama tadıma bakarsanız hala tatlı.bütün mesele söylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size, "beni sevdiğini söyle" der de söyleyemezsiniz ya aynen öyle
şu an elime geçen bana aşkını getir isimli kitabını merakla okuyorum tarzi hoşuma giden yazar bol argosu baya başarılı kendimden parçalar buldum. richard bach serisinden sonra elime aldığım ikinci yazar.
"... kendimize işkence etmek için kullanmak isteyeceğimiz bir şey hep bulunur sanırım. hipodromda başkalarının hislerini paylaşırsın; o ümitsiz karanlığı, pes edip vazgeçmenin kolaylığını. bahisçilerin dünyası gerçek dünyanın makul ölçülere indirgenmiş şeklidir; hayatın ölümle sürtüşmesi ve kaybetmesidir. sonuçta kimse kazanmaz. geciktirmektir tek isteğimiz, o göz kamaştırıcı ışıktan gözlerimizi bir an için kaçırmak. allah kahretsin, amaçsızlık üzerine düşünürken sigaramın yanık ucu parmağıma çarptı. bu da beni uyandırıp sartre havasından çıkardı. mizah gerek bize, kahkaha gerek. eskiden daha çok gülerdim, herşeyi daha çok yapardım. yazmak hariç. artık yazıyorum, yazıyorum ve yazıyorum. yaşlandıkça daha çok yazıyor, ölümle dans ediyorum. iyi bir gösteri. iyi de yazdığımı düşünüyorum. bir gün "bukowski ölmüş" diyecekler ve gerçekten keşfedilip yaldızlanacağım. ne fayda? ölümsüzlük fanilerin aptal bir icadıdır. hipodromun işlevini anlayabiliyor musunuz? dizelerin yuvarlanmalarını sağlar. talih kuşu. bülbülün son ötüşü. ağzımdan çıkan her söz mükemmeldir çünkü yazarken kumar oynarım. çok fazla yazar çok dikkatli yazıyor. çalışıyorlar, öğretiyorlar ve başarısız oluyorlar. alışılagelmiş kalıplar ateşlerini söndürüyor. burada ikinci katta macintosh'umla mutluyum şimdi. dostumla. ve radyoda mahler çalıyor; kolaylıkla süzülen, büyük risklere giren bir müzik. risk gereklidir bazen. şimdi de o güçlü uzun dalgaları gönderiyor. sağol mahler; senden ödünç alıyorum ve borcumu asla ödeyemeyeceğim. çok fazla sigara içiyorum, çok fazla içki içiyorum, ama çok fazla yazmam mümkün değil. durmadan geliyor ve doyamıyorum ve herşey mahler'e karışıyor. bazen durdururum kendimi. dur bir dakika derim, git yat ya da dokuz kedini seyret ya da karınla otur biraz. ya hipodromdasın ya da macintosh'un başında. ve dururum, frene basıp park ederim. kitaplarımın devam etmelerine yardımcı olduklarını söyleyen mektuplar alırım bazen. benim de devam etmeme yardımcı oldular. yazmak, atlar ve dokuz kedi. bu odanın küçük bir balkonu var, şu anda kapısı açık ve harbor karayolunda seyreden arabaların ışıklarını görebiliyorum. sonu gelmeyen bir ışık akışı. bu kadar insan. ne yaparlar? ne düşünürler? hepimiz öleceğiz, hepimiz, ne sirk! bunu bilmek birbirimizi daha çok sevmemiz için bir yeterli bir neden olmalı, ama değil. son derece önemsiz şeyler bizi dehşete sürükleyip dümdüz ediyor, yutuyor. devam et mahler! harikulade kıldın geceyi. durma, orospu çocuğu! durma!" (charles bukowski, 'kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi' sf. 7-8)
bukowski böyle bir adam işte. şeffaf ama dürüst değil. dürüst ama şeffaf değil. bu yüzden çok seveni, bu yüzden çok nefret edeni var.
"ilgi duymuyordum.hiçbirşeye ilgi duymuyordum.nasıl kaçabileceğime dair fikrim yoktu.diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa.benim anlamadığım birşeyi anlamışlardı sanki.bende bir eksiklik vardı belkide..mümkündü..sıksık aşağılık duygusuna kapılırdım.onlardan uzak olmak istiyordum.gidecek yerim yoktu ama..intihar?..tanrım,çaba gerektiriyordu..beş yıl uyumak isterdim ama izin vermezlerdi." (ekmek arası romanından) rahat uyu bukowski 5 yıl değil 5000 yıl helal olsun..
ilk kitabini okuduktan sonra "hmm ilginc", ikinciden sonra "eh aynisi gibi", ucuncuden sonra "baydi bu issizlik, kari goturmek vs geyikleri" dedirten adam
"kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi" adlı romanındaki yeni dünya düzenini tek kelimeyle özetliyen sayfalaları kelimelere sığdıran yazar.
jean genet ve jean paul sartre'a göre amerika'nın en iyi şairi.
1920’de almanya'nın andernach şehrinde doğan bukowski’nin babası polonya asıllı bir amerikan askeri, annesiyse sıradan bir alman kadındı. bukowski 3 yaşına geldiğinde aile, los angeles’a yerleşmek üzere amerika'ya taşındı.hayatının büyük kısmını los angeles'da geçirdi.babası ve sivilceleri onun hayatını mahvetti (belki de onu bu kadar ünlü yaptı). 24 yaşındayken ilk defa bir hikayesi yayınlandı. ilk şiirleri o 35 yaşındayken yayınlandı.1956 yılında los angeles hastanesinde hastalanmış karaciğeriyle ölümden döndü. doktorlar bundan sonra tek bir kadehin bile ölümüne sebep olacağını söylemişlerdi ama o ayağa kalkarkalmaz içmeye devam etti.60larda tanınmaya başladı ve yeraltı edebiyatının kahramanları arasına girdi. bukowski her zaman yalın,gerçekçi ve alaycı bir dil kullandı. bazen kaba, bazen sıradan, bazen çok basit görülsede o birçok eleştirmenden iyi not aldı.
"içmek, tembellik, sevişmek... kısacası yaşamak. içine çok fazla katkı almadan mümkün olduğunca sek içmek yaşamı..." demiş hayranlarından biri bukowski'yi anlatırken. kadınlar, içki,at yarışları onun vazgeçilmezleriydi.
iyiliği kötülüğü, sıkıcılığı sürükleyiciliği, yapaylığı gerçekliği... tartışılsa da gerçekten merak etmeye değecek bir insan.
hikayelerinden birinde misafir olarak bir kız yurduna yerleştirildikten sonra içip kafayı bulduğunu, aleti eline alıp aletiyle tek tek bütün kızların kapısını çaldığını anlatan ilginç ötesi bi herif
"bir kadın olarak doğmuş olsaydım, kesinlikle orospu olurdum. erkek olarak doğduğum için sürekli kadınları arzuladım, ne kadar aşağılardaysan o kadar iyidir... ben güçlü değilim. böylece kadınlarla, kadın düşüncesiyle uğraştım durdum."