geçen hafta ülkenin çeşitli yerlerinde kendiliğinden gündeme giren kimi eylemlerin patlamaya hazır milliyetçi tepkileri dile getirmesi, medyada kaygılar ve korkular yarattı.
milliyetçiliğin faşizme dönüşmesi olasılığını vurgulayan çok sayıda yayının basınımızda yer alması her bakımdan ilginçtir; elbette bu yaklaşımın haklı yönleri de vardır.
ancak ülkemizde ulusçu, ulusalcı ya da milliyetçi tepkilerin gerekçelerini de serinkanlı ve sağduyulu bir tutumla gözden geçirmek gerekmez mi?
**
'milliyetçilik' için önce ortada bir 'millet' bulunması gerekir.
ne yazık ki türkler bu yolda çok geç kaldılar, osmanlı imparatorluğu'nda yaşayan çeşitli halklardan sonra uluslaşma sürecine girebildiler ve milli kurtuluş savaşı ile 'ümmet' likten 'millet' liğe terfi edebildiler; ama, bu gecikmenin nedenleri malumdur.
21'inci yüzyılın başında ülkemizde tek başına iktidara geçebilen siyasal partide, ne yazık ki ''islamcılık, dincilik, ümmetçilik'' kavramlarının tartışılıp ağır basması ise, içinde yaşadığımız siyasal ortamın anakronik niteliğini vurgulamaktadır.
üstelik ''ilımlı islam devleti modeli'' tasarımının yanı sıra yine dış destekli 'etnikçilik' rüzgârlarının ortalığı sarması, halkımızda milliyetçiliği tahrik etmektedir.
ulusalcılığın yükselmesi, laik türkiye cumhuriyeti'nin varoluşunu savunmak güdüsünün dışavurumu sayılmaktadır.
**
dinciliği ve etnikçiliği tehlike saymayıp, halkın kendiliğinden eylemlerinde ve bayrak mitinglerinde yükselen yurtseverlik eğilimlerini 'milliyetçilik tehdidi' gibi yorumlamak ne ölçüde doğrudur?
herkesin dile getirdiği gibi başımızdaki iktidarın 'takıyyeci' olup olmadığı ağır basan bir kuşkudur; buna karşı muhalefet bölük pörçük görüntüsüyle bir denge kuramıyor; ülkede elle tutulur gözle görülür bir güvensizlik ortamının varlığı aşikâr...
ab'nin, abd'nin ve bunlara ek olarak yunanlıların, rumların, ermeni diasporasının türkiye'ye dönük siyasetleri ve talepleri çoğu zaman dostluktan, iyi niyetten uzak görünüyor...
bu kuşatmaya tepki olarak ülkede ulusal duyguların yükselmesini doğal mı sayacağız, yoksa bir 'tehlike' olarak mı yorumlayacağız?
sorunun yanıtını sağduyulu okurlarımıza ve insaf sahibi yurttaşlarımıza bırakıyoruz.
bugünkü manşeti "sıra tel afer'de" olan gazete. kürtler kerkükte nüfusta çoğunluğu ele geçirmiş, şimdi de tel aferdeki çoğunluğu ele geçiriyorlarmış, ondan bahsediyor. şöyle bişeyler var belki alakalıdır: turk solu
mhp'den reklam alması değil, başyazarının mhp'yi kastederek açık açık "ben laik atatürk cumhuriyeti'nin varoluşu ve bütünlüğü için, dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin doğal ve sade gereği sayıyorum." demesi sorgulanmalıdır.
bugun mhp'nin miting haberini manşetten öyle bir coşkuyla vermiş ki, sanırsın ortadoğu gazetesi. (sağ alttaki "akp'nin federasyon anayasası" yazı dizisine hiç girmeyeyim. eyvah eyvah.)
web portalı açmasına rağmen gazeteyi okumak için paralı üyelik devam edecekmiş. vakit'le birlikte bu saçmalığa devam eden (bildiğim kadarıyla) 2 gazeteden biri olarak kalmaya devam edecek yani.
1 ocak 2009 ankara dogalgaz faciasi & gencler ciplaktı & veysel karani demir olayında, manşete çekilebilecek onlarca olay varken, "gençler çıplaktı" gibi skandal açıklamalar varken gidip de adamın "soruları kısa kesin, cuma namazına yetişeceğim" sözünü manşete çekmiş gazete. ehy.
bugün 1 adet arkalı önlü a1 buyutunda müsvedde kağıdı hediye etmiş. promosyon. ama hediye etmeden önce kenarına karaladıklarını ("onu astık seni de asarız haa" ana fikirli, lüzumsuz.) silmeyi unutmuşlar. hediyenin fiyatı da duruyor üzerinde. ayıp bir şey.
"ortaya çıktı" kalıbını yerli yersiz kullanıyor bu gazete. aha bak bugünkü gazeteden: "türkiye liglerinin yayın ücreti olan 1.5 milyar doların avrupa liglerindeki en pahalı 6. yayın ücreti olduğu ortaya çıktı." bu ne lan şimdi? bakarsın avrupa liglerinin fiyatlarına, sıraya dizersin görünür kaçıncı sırada olduğu. "ortaya çıkmak" bu mudur yani şimdi allasen? bi de öğrenildi var böyle aynı.
tabii tek kusuru bu olsa keşke, öpüp de başıma koyarım o zaman, yalarım.