40,000 ustun zekali bireyin 10 uzeri eksi768 verimlilik katsayisi ile calistigi gerizekali burokrasisinin insani hayattan bezdirdigi ve fakat verdigi para uzerinden vergi verilmeyen amerika'nin arpaligi...
birleşmiş milletler'e bağlı mali kuruluş olan dünya bankası 1944 yılının temmuz ayında, birleşmiş milletler para ve maliye konferansında alınan kararlar doğrultusunda kurulmuştur. haziran 1946 yılında ise resmen çalışmaya başlayan dünya bankası, öncelikli olarak ii. dünya savaşı sonrası imar etkinliklerini desteklemeye yönelik krediler vermesine karşın 1949 yılından itibaren ekonomik kalkınma amaçlı projelere kaydırmıştır. merkezi washington'dadır.amacı amerika'ya hizmet etmektir.
diğer adıyla "uluslararası imar ve kalkınma bankası" olan bu banka, 1945'te kurulmuş olup, merkezi washington'dadır. birleşmiş milletler ihtisas kuruluşlarından olan dünya bankası'nın amacı, üye ülkelere verimli yatırımlar için mali yardım sağlamak, onların gelişmesine yardımcı olmak, dünya ticaretinin uzun vadede artışına katkıda bulunmak, özel sermayenin birikiminin yeterli olmadığı alanlarda yatırım yapmaktır.
the world bank group catisi altinda bes ayri kurulusu bulundurur. bunlardan birincisi international bank of reconstruction and development (ibrd) grubun temel tasi ve bankaya adini veren kurulustur. ifc (international finance corporation) sadece ozel sirketlere yatirim yapar, ve genellikle en prestijli ekibe sahiptir. bunun yaninda ida (international development association), miga (multilateral investment guarantee agency) icsid (international centre for settlement of investment disputes) grubun kalan kuruluslaridir. butun bunlarin basi 1995'ten beri wolfensohn adinda bir zattir. amerika %16.41, japonya %7.87, almanya %4.49, ingiltere ve fransa %4.31 oy gucune sahiptir.
washington, d.c.'nin gobeginde bir kac binadan olusan bir kompleksi olan, cok renkli, cok kulturlu, cok dilli 10.000'den fazla personele sahip, brezilya'dan zambia'ya dunyanin 111 ulkesinde ofisi bulunan, 184 ülkenin uye oldugu uluslararasi bir mali kurulustur.
türkiye ofisinde kalkınma ve psikolojiden anlamayan bi dolu insanın çalıştığı kurum. bir aralar bu insanlarla köy köy gezmiş biri olarak şunu diyebilirim ki yurtdışından gelen birçok temsilci iyi insanlar olup aralarında eser miktarda kıl vardır(bkz: john ines).büyük bir özenle ikram edilen her çayı içmeye her yemeği yemeye çalışıp kimseyi kırmamaya dikkat ederler. ne acıdır ki bu köylüleri küçümseyenler elin yabancıları değil, türkiye ofisinden gelen ve bu kişilerle aynı kültürü, aynı dili paylaşanlardır.eğer sosyal maksatlı bir proje yapacaksanız, o insanların ihtiyaçlarını dinlerken biraz da psikoloji bilmek, empati kurmak gerekir. etrafta ben dünya bankası türkiye ofisinde çalışıyorum diye gezinmek kimseye itibar kazandırmaz.
bilal erdogan in da calismakta oldugu, ve bu ozelligiyle george w bushun tayyip erdoganla muhabbetlerine konu olmus kurum. bush tayyip erdogan'a babacan bir tavirla oglunun eve ekmek goturup goturemedigini sormustur. hakli tabi bu kurumda calisan ne cefakar insanlar vardir ki evine ekmek goturememektedir cogu zaman.
paul wolfowitzin başkanlığa getirilmesinden sonra amerikan dış siyasetinde baskı unsuru (siz bunu koz olarak okuyabilirsiniz) olarak kullanılması daha da bariz hale gelmesi olası kurum. parası olanın düdüğü öter, anladık, bu modern zamanların kanunu ama bunu bu kadar göze sokmak doğru mu bilemiyorum. amerika daha akıllıca bir tercih yapamaz mıydı, sopayı daha gizliden gösteren bir tercih? bu gelecek dönemde amerikan dış politikasının daha da sertleşeceği ve amerikanın dah açıktan tehdit edici bir tavra döneceği yönünde okunabilir mi? bilmem, onu uluslararası ilişkiler uzmanlarına sormak lazım, ben altı üstü doktorum.
çalışanlarının müşterilerine imfe göre daha "kibar" davrandığı, son zamanlarda varlığı sorgulanan, hatta kapatılması da gündemde olan kalkınma finansörü.
türkiye'nin sağlık politikasına doğrudan müdahale etmenin ötesinde bugün tartıştığımız, yaşadığımız bütün olguları doğrudan hükümetlere dikte eden kuruluş. (burada özel olarak bir akp eleştirisi görülmemelidir, ister milliyetçi olsun (mhp-dsp), ister dinci (akp-rp), ister liberal (anap-dyp), ister de sosyal demokrat (chp *) her hükümet bu diktelere boyun eğecektir. çünkü bu diktelere boyun eğemeyecek antikapitalist bakış açısı bu sayılan ideolojilerin hiçbirinde yoktur.) dünya bankası'nın ağustos 2000 tarihli "türkiye: sürdürülebilir büyüme için yapısal reformlar" başlıklı raporunda 1999 yılında yapılan sosyal güvenlik sistemi değişiklikleri şöyle değerlendiriliyordu: "sosyal güvenlik reformu, gönüllü özel emeklilik sistemleriyle özel sektör kapılarını açmaktadır. sosyal güvenlik reformunun kazandığı ivme, sağlık sektöründe daha geniş reformu başlatma potansiyeline sahiptir. (şimdi tartıştığımız gss budur. (bkz: #9259380) ) bunun bir parçası sonuç-kalite yönetimini kontrol edebilecek bir sağlık bakanlığı oluşturulması, bir yönü de rekabete dayalı bir hizmet piyasasından bir temel paketi satın alan ve finanse eden sosyal güvenlik sistemidir. (kamuoyunda recep tayyip erdogan dan yabanci doktor sozu diye tartışılan ve konuşmanın içinde artık devletin özel'den hizmet satın alan hale geleceğini de söyleyen konuşmada kastedilen ve yeni bir buluşmuş gibi sunulan öneri 2000 yılında dünya bankası'nın önerisidir. 2006 yılında hükümetin başının önerisi değildir. antikapitalist bir mantığı olmayan hiçbir hükümet başı da bu öneriye karşı duramaz. buna milliyetçilikle karşı çıkmaya çalışanlar ise bu karşı çıkışlarını sadece bir muhalefet aracı olarak sürdürebilirler.) üçüncüsü ise, ilave sigorta acenteleriyle yapılan anlaşmalara uygun şekilde hizmetleri satarak bu piyasada rekabet eden iyi düzenlenmiş bir özel sektördür. (ilk önce bir alıcı olarak devlet ortaya çıkarılır, sonra da sağlık satan bir özel sektör. özel sektörden sağlığı satın alan devletin bunu vatandaşına nasıl vereceği, ne pahasına vereceği sorularının yanıtı için ise (bkz: #8411793) )
dünya bankasının bu sağlık deneyi ukrayna ve rusya'da 9000000 kişinin ölümüne sebep olmuştur. türkiye'de ise 70000000 kişi bizi izliyor..
eğitimle ilgili açıkladıkları rapora (me bakanına göre) eğitim sektörü adını vermiş kurum. değildir kardeşim eğitim alınıp satılabilen ve bir sektör oluşturacak bir yapı değildir. eğitim herkesin parasız bir şekilde edinmesi gereken bir haktır. köhneleşmiş öss sistemine laf etmek güzel bir şey fakat öss'yi çözeceğiz diye eğitimi satmaya çalışmak iş değildir kardeşim.