kendisine bayan denilmesinden hiç hoşlanmayan inadına bayan denilen, yaptığı makarnalar tadından yenilemeyen , fevkalade muhterem bir o kadar harikulade insan. (bkz: olsa da yesek)*
her kadın gibi haksız olup da "ama ben haklıyım" diye söylenmesine rağmen önüne çeşit çeşit sözlük açarak anca ikna edebildiğim, boş olmadığı her halinden belli une femme francaise. arkadaşımın* arkadaşı.
tabu oynarken "biz bunları ezmeliydik" diye aşşağılarken dahi bunu oldukça saf bir şekilde yapan ve kötü bir düşüncesi olmadığı rahatlıkla anlaşılan pozitif enerji yuvası. hiperaktif kişiliği bazen yoruyor ve hatta "bir dakikalığına sessizlik istirham ediyorum" dediğimi bile bilirim ama beraber vakit geçirmek kesinlikle çok zevkli ve monotonluktan çok uzak..
vermeden almak bir allaha, bir de ona mahsustur. anlat ister herşeyi, en ince ayrıntısına kadar... kendine gelince ya geçiştirir, ya da bir cümleyle kapatır konuyu, meraklı, tatlı fıstık. böyle kabul ettim, böyle sevdim kendisini.
décaféinée asıl ismi değil sanki... o bir "fée"* aslında. edalı bir sihirli çubuk hareketi ve... mekanlar kapılarını açarlar. ince bir hareket daha; masalar donanır, muhabbet şenlenir. asıl ismi de, hoş bir işaret de araya girince, söyle yazılır : fée – ince eda.
şunca zamandır buraya hiç bir şey yazmamış oluşum, kesinlikle decafeinee efendinin buna layık olmamasından kaynaklanan bir durum değil, tamamen benim ibişliğimdendir.
inşaatçılıktan balıkçılığa giden yolda zerafetinden dirhem kaybetmemiş, lezzetli muhabbetlerin mekandan ve dahi zamandan bağımsız olduğunun yürüyen kanıtıdır dekaf hanım. yüzü gülesice.