eskiden hürriyet gazetesinde hudaverdininde bulunduğu köşede yayınlanırdı bu çizgi macera.günde 3-4 kareyle nasıl takip edilebilirki,sürekliği korunurki bir çizgi hikayenin.bu yüzden hastası olunamazdı tam macerasinida hiç görmedim...
daha dedektif'in ne demek oldugunu bilmedigim ya$larda (bkz: 1981) dahi adini birle$ik (dedektifnik) haliyle okudugum, sadece bir tane macerasini ba$tan sona takip edebildigim (bkz: cocuklardaki bitmez enerji), bir tane kel kafali u$aga sahip dedektif'in maceralarini anlatan, 1970'lerin cizim tarzina sahip cizgi bant..
yayımlandığı sıralarda her ama her gün mutlaka okuduğum,ama günlere bölünmüş macera kareleri(çoğunlukla 3'er kare)arasındaki nedensellik bağını hiç anlamadığım,dolayısıyla her gün üç karelik yeni bi macera okuyomuşum gibi kendimi kandırdığım çizgi dizinin, gazeteci hasan cemal'i andıran cevval dedektifi.
yillar boyunca (kendimi bildim bileli) hurriyet'in kelebek ekinde, fatos, boncuk ve de bizimkilerle birlikte yayinlanan, digerlerinden farkli olarak seri maceralar halinde suren, ama hic bi sekilde hic bi macerasini takip etmeyi basaramadigim cizgi bant.
desmond isimli, ampul kafalı, dupont saçlı ibibik bir de yardımcısı vardır.. kısaca des diye çağırır bu onu.. bugüne dek ne kitabını gördüm ne bişeyini.. dalgın anlarda dedektik nif şeklinde dil sürçmesine yol açar bu adam..
hiç okumadığım, sıkıcı gelen seri. bi de "dedektifnik" gelimesinin "dedektiflik" anlamına geldiğin düşünmüştüm o küçük mantallitemle. sonra onun nik diye adlandırılan bir dedektif olduğunu öğrenince de şaşırmıştım.
hayvan gibi uzun dedektif hikayelerinin gün başına üçer kare ile anlatılmaya çalışılması dramıydı nik in hikayesi. okuyucunun yuzde 99 unun siklememesi bir yana gerçekten ırgalanan biçareler bile takip edemezdi ki öyle 3er 3er hadiseyi.
kendisi esmer, kalın cerceveli gözlük, eski model bond çanta ve pardesü insanıydı, agır abi ekolündendi ama yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı okuyanların, arada bandına gözü takılanların genel tepkisi "n'oluyo amına koyyim be??" olurdu.
bir cingözlüğü alaşağı etmek için kullanılan yapay lakaptır aynı zamanda. yıl 1982, özdemir kasedi, işletilen şahıslardan biri uyanık ya; 'numarayı bulduracağım' korkusu salarak geleceğini kontrol altına almaya çabalıyor: - sen kapama oğlum, biraz daha açık dut hele? - ne olacak ki? tespit var galiba.. (işleten şahısların 'tesbit ettireceğim' kalıbını yalama yapıp artık kısaltmaya gitmiş olmaları inanılmaz) - sen dur, dur... - ajan nik! nereye tesbit ettiriyon it ? söyle bakalım nasıl tesbit ettirilir.. (gerçekten de o yılarda telefon yeni yaygınlaşıyordu. tesbit mekanizması ağır aksak kör ve topaldı...)
3-4 gunde bir gazeteye sahip olma sansimin oldugu o gunlerde, maceralarini yarim yamalak okurdum. gelgelelim, beni en uyuz eden nokta (ki siklikla deginilmis) bir dedektif macerasinin gunluk 3 kareye sigdirilmasiydi. ana medya akim gazetelerinin imparatorluk donemlerinde yasadigimiz o yillarda elbette bunun alternatifi yoktu ve daha da kotusu eldeki malzeme en iyisi buymus gibi sunulurdu. misal, trt'de cikan bir hurriyet reklaminda cocugun biri "ben dedektif nik'i cok seviyorum" demisti de, televizyona terlik firlatasim gelmisti. ulan gunde 3 kare okuyarak ne heyecani duyuyorsun arsiz utanmaz.