depresifken iyice boka batmaniza neden olan, mutlu iken bile, bir yolunu bulup, bir aciginizi yakalayip sizi altust edecek potansiyelini ortaya cikaran boylece eninde sonunda size mutlaka bir yerden bisiler hatirlatan, sozleri ile sizi bir yerlere goturen muziktir. escinsellerin bu konuda daha basarili oldugu ise, duygusal disavurum yeteneklerinin daha iyi olmasi ve depresif ruhaniyetini olusturan etmenleri -ki bunlar beste ve guftedir- bir butun halinde, ikisinden birini degil, ama ikisini de en etkili bicimde onunuze sunmasi ile aciklanabilir. ingilizlerin populer muzikteki yeri ise tartisilmazdir. olanaklar, buyuk yentenekler, devasal bir endustri ve muzige duskun bir hedef kitle..."ibne" mevzusuna gelince de, onemli olan muziktir, ne hissettirdigidir, ne anlattigidir. cinsiyet diil... ama iyi muzigi, "escinsel" yada "homoseksuel" deme kibarligini bile gostermeyen kisilerin tabiriyle "ibne"ler yapiyosa, o zaman muzik elestirisini cinsiyet ayrimina tabi tutarak yapan bu insanlara verecek tek bakiniz vardir: (bkz: homofobi)
talihsiz bir açıklama diyebileceğim bir tanımdır. pek çok insanın ruhunun bir yerlerine dokunmayı başarmış bir müzik türünden veya bazı gruplardan bahsediyorsak, ağlakken ağlatmayı başarmış vokallerse bahsi geçen, ibneden çok başarılı müzisyenler olarak nitelendirilmeli bu şahıslar. efendim her ağlayanı görünce ağlamadığımıza, her bunalımdaki tanıdığımızın iki lafıyla "bıktım lan bu hayattan! kaçarım başka alemlere!" demediğimize göre ağlaklıktan, depresiflikten öte bişeyler vardır bu heriflerin hepsinde. o öte şeyler elbette ibnelik deildir, müzikaldir, hakları yenmemelidir.
ingiliz muzigi uzerine yapilmis kaba, saygisiz ve homofobik bir gozlem. bu tarz muzik hosunuza gitmiyor ve sizi acmiyor olabilir ama bunca insanin bir arada toplandigi ve bu insanlarin cogunun homoseksuel olabilecegi ya da olma ozgurluklerinin oldugu bir ortamda zirlak ibne erkekler icin zirlak ibne muzigi tabirini kullanmak kadar yanlis bir sey olamaz bence. lakin aglamayip, duygularini icine atan ve sert muzik dinleyip ben sertim tavri takinan erkelere de iki yuzlu zavallilar demekten baska bir sey gelmiyor aklima. the cure gibi muzikte bir revolution baslatmis ve yumusak, sert bir cok gurubun muziklerinden etkilendikleri ve radiohead gibi 21. yuzyila damgasini vurmus ve yine bircok guruba onculuk etmis ayni zaman da "hail to the thief" gibi oldukca politik bir album yapmis ve politik sarki sozleriyle bircok devlet baskanina bas kaldirmis iki gurubu bu basligin altina ornek olarak yazan insanlara bilmediginiz anlamadiginiz seyler hakkinda atip tutmayin demek istiyorum. the cure'un da, radiohead'in de sozleri oldukca felsefi, romantizmi asmis paranoyadan varolusa, yalnizliktan mutsuzluga, mutluluga umuda uzanan bir cok sarkisi varken bir iki depresif melodili ya da sozlu (lakin bu insanlarin sozleri cok dinlediklerini sanmiyorum cunku dinleselerde the cure ve radiohead e boyle bir yakistirma yapamazlardi) sarkilari yuzunden boyle bir genellemeye tabir tutulmasi da oldukca yanlis.
rock barlardan sıkılmama yolaçmış müzik türü. ilginçtir seveni de çoktur. o zaman ben de giderim serdar ortaçlı, mustafa sandallı yerlere, evimde dinlerim deep purpleımı, pink floydumu..
tarzın isimlendirilmesini bir kenara bırakırsak, birkaç sene önceye kadar güzel olan, şimdi ise sızlanan ingilizlere dönüşmüş bir müzik türü. bu tarzın güzelliğini orjinalliği ve içtenliği ortaya koyar iken artık şahsi gözlemlerime göre "şöyle tekrarlanan bir şey çalın siz ben de ağzımı açmadan bir şeyler söylemeye çalışayım bakalım neler olacak" şeklinde formülize edilip uygulanmaktadır. bu evrimin en başına ise radiohead'i koyarım çekinmeden.
sayet soz konusu muzigin ibneligi oscar wilde'dan, depresifligi james joyce'dan geliyorsa ve bu koklerden beslenen bir depresif ibne ingiliz muziginden bahsediliyorsa o zaman ilgili tanimin sahibini gunay'da huysuz virjin dinlemeye davet ediyorum. depresif ibne ingiliz muzigi basligin altina yazilacak en guzel tanim/ornek cekinmeden the smiths olacaktir ki bir eli eldiven icindeyken bile* benim diyen erkegi sikmeye muktedirdir. sahip oldugu kuvveti damarlarindaki cinsel ayrimcilik, sablonculuk ve ic sikintisindan alan bu sozde asil(?) cocuklari dinlemeyen sirke gitsin. maymunlar, filler, palyacolar, atlar vs.
sevmediğim şeye sınırsız bok atabilirim, bu tarz müzik dinleyen insanları istediğim gibi sınıflandırırım, benim dinlediğim müziği dinlemek sünnettir diyen insan modelinin soylediği söz öbeği. ayrıca (bkz: #6220552) "ibneler" neler yapıyorlar, birileri onların arkasından neler söylüyor.
diyelim ki ingilizsiniz, belirgin bi anglosakson gururu dahilinde yasamaya sartlanmissiniz ve hatta gotunuz kalkik. diyelim ki ingiltere'de adet oldugu uzre hava kapali, boyle basik tabir ettigimiz lanet havalardan. diyelim ki bi de ibnesiniz, olmaz olmaz demeyin olabilir. e demek ki birileri cok afedersiniz ama sizin gotunuzu sikiyor.
iste bu sartlar altinda muzik yapmak icab ettiginde cikip "samanliktan kaldiramadim samani da william, ben sana yandim william" seklinde oynak bir seyler ortaya koymanizi beklemek saflik olur, aymazlik olur. tabi ki bu durumda yapilan muzik depresif olacaktir, tabi ki bunaltici olacaktir.
rob bundan sonra eve gidip hicbir sey hissettirmeyen bir top 5 album listesi yapmaya karar verir, cogu da beatles sarkilarindan olusacaktir bu toplamanin:
"abbey road dinleyecegim eve gidip. something'i atlarim herhalde tabii. sadece bana ait olan sarkilar olacak, okul gezilerinde en arka koltuktayken bagirarak soyledigim yellow submarine, cumartesi sabahi filmlerindeki help gibi. bana ve charlie'ye, bana ve alison ashworth'e, bana ve laura'ya degil de sadece bana ait sarkilar. bir sey hissettirecek bu sarkilar belki ama kotu bir sey olmayacak hissettirdikleri."
harikadir. hayat ortagidir, yakin dostur, herkesten cok anlar seni. pink floyd'dur, radiohead'dir, oceansize'dir cok zorlarsan anathema dir da. ibne olmasida harikadir. icine girilir cikilir. her zaman mutlu olamadigimizdan bu bahtsiz dunyada uzun sure icerde kalinir; sicakta kalinir.
gizli ibne olduğunu düşündüğümdür.lan bir şekilde insanı ele geçiriyor kurtulamıyorsun.genelde lise çağlarındaki insanlarda daha bir etkili olduğunu düşünmeme rağmen benim gibi metal müzik*dinleyicisi olan bir bünyeyi üniversite yıllarında da ağına düşürebiliyor **
geçen gün adam akıllı bir playlist yapayım dinleyim derken ağzıma bir coldplay şarkısı girişi *dolanıyor.tevbe deyip bir cannibal copse şarkısıyla * olayı ezik moddan direk hırçın mahalle kasabı moduna taşıyayım diyorum,olmuyor.bu kez msnde arkadaşın dinlediği bir morissey şarkısı gözüme ilişiyor *.şarkının sesini açıyorum.hatta bir üst skor yapmak için dying fetus parçası*açıyorum üstüne de.evet biraz rahatlıyorum.neyse bir gitar proyu açayım bir şeyler kasayım derken direk bir muse parçası karşıma çıkıyor* oha lan kim kurcalamış bilgisayarı diye sövüyorum.tekrar playliste dönüp bir napalm death şarkısıyla * hoplayıp zıplayım derken gözüm karşıda açık olan tvdeki radiohead klibine ilişiyor * artık güçlü bir düşmanım olduğunun farkında olarak daha iyi hazırlanmak için evi terkediyorum.dışarı çıkıp bir kafeye oturuyorum.karşı masadaki gitarlı zübelek gözüme ilişiyor ve çaldığı parça bir placebo parçası*...tam çıldırma safhasına gelmişken ingilizleri ancak yine kendilerini kullanarak *yenebileceğim aklıma geliyor.müzik çalardan son ses motorhead açıp bağıra bağıra motorhead şarkıları söylemeye başlıyorum.kendime geliyorum.lemmy paşanın hırçın buğulu vokali çok iyi bir panzehir,bu derde* muzdarip herkese tavsiye ederim.* `
başlığın varlığından haberdar olmadan önce "ingiliz ezik oğlan müziği" şeklinde tanımladığım ama bir yandan da bayıla bayıla dinlediğim tür. ama var böyle bir izlenim yaratıyorlar. yani aynı şarkıları kadınlar söylese, aynı triplere kadınlar girse bu kadar tutmaz o ayrı ama. biraz da neşeli olun lan. hep hayat bana koydu felan olayı..
tamam allahın günü yağmur var, r harfi de toplum olarak problem yaşadığınız bir olay ama, "yağmur var ama allahtan şemsiyeyi yanıma aldım" diye de mi sevinmiyosunuz be?