sadece tunceli'den ibaret olmayan yer. aslında çok geniştir dersim havalisi. bingöl, erzincan ve elazığ'ın bir kısmı da bu havali içinde yer alır. 1938 isyanından sonra halkının önemli bir kısmı anadolu'nun çeşitli yerlerine sürülmüş, idari yapısı değiştirilmiş lokma lokma edilip diğer illere bağlanmıştır. aslında o zamana kadar pek önemli bir yer olmayan şimdiki tunceli ilçe merkezi civarı da vilayet merkezi yapılmıştır. ayrıca feodal yapıyı kırmak için feodal liderler özellikle sürülmüştür ama 1950 karşı devriminde iktidara gelen menderes döneminde bu ağalar,şeyhler ya da her neyseler tekrar gönderilmiştir eski yerlerine. herşey eski tas eski hamam devam etsin deyu.
alevi zaza (kendi ifadeleri ile kırmanc veya dımli) halkının genel yerleşim alanı. osmanlı döneminde başlayan ve cumhuriyetten sonra daha vahşice sürdürülen katliam soslu sistemli baskılar sonucunda özellikle tunceli'deki kısmının türkiye'nin çeşitli yerlerine, hatta almanya başta olmak üzere yurtdışına göçü sağlanmıştır. olağanüstü halin henüz kaldırıldığı tunceli, türkiye'nin tabu ilidir.
osm. gümüş kapı...yalnızca tunceli il merkezini değil genelini anlatır...zaten dersim adı da o dönemde vilayetin sancağı olan hozat kalesindeki büyük gümüş kapıdan gelmektedir...
anlamı gümüş kapıdır. (der: gümüş sim: kapı) atatürk bu ilin adını tunceli olara değiştirmiştir. egiboy'un uyarısıyla; der kapı, sim gümüş demekmiş efendim.
dersim adıyla bilinen ve osmanlının sancaklarından biri olan bölge, aslında bugünkü tunceli ilinden çok daha geniş bir alanı kaplamaktaydı. dersim farsça gümüş kapı demektir. der ve sim kelimeleri farsçadır. kürtçeyle alakası yoktur. der kapı manasına gelmektedir, sim ise parlak, gümüş gibi anlamlar içermektedir. bu iki kelime farsça kökenli olmasına rağmen kürtçeyede aynen geçmiştir. hatta sim kelimesi türkçeye kadar girmiştir.
mazhar aren kisisi cumhuriyet gazetesinin yıllar onceki bir sayısında soyle anlatmıstır bu cografyayı;
" ... cekirdekdersim, etdersim, kabukdersim, dersim'in ıslahına gerek yok. temdide (isi uzatmaya) gerek yok. dersim'i bosaltmak gerek. biz yapmazsak bu is cocuklarımızın ustune kalacaktır... anadolu'da oyle köyler vardır ki, oralarda herkes is guc sahibi oldugundan sıgırtmac bulamazlar. korucu bulamazlar. bunlar muterakki (gelismis) köylere iki-üç hane verilmis olsa hem şekavetten, hem cehaletten, hem iğfal olunmaktan kurtulurlar. dersim'de medeniadamyavrusu büyümez. "
(y. mazhar aren, tunceli meselesi hakikatle yuzyuze, cumhuriyet, 29 haziran 1937, ayrıca bk. ayın tarihi, sayı 43, temmuz 1937 s. 449-451)
edit: bizim orada medeniadamyavrusunun ne oldugu pek bilinmez ama kaymagından faydalanılası bolca manda yavrusu mevcuttur..
icerisinde acinin her rengini, tonunu, sesini, haykirisini barindiran bir cografyadir dersim. anadolu'nun en cok goc vermis illerinden birisidir. yuzbinlerce evladi bursa, istanbul, izmir gibi illerimize ve daha coguda almanya, ingiltere, belcika, fransa gibi avrupa ulkelerine goc etmistir. acinin her rengini barindirir icerisinde demistik, zira dersim isyani suresince 50,000 den fazla kayip vermistir. 1984 - 1999 doneminde ise sayisiz faili mechule ve catismalara sahne olmustur.
ancak tum bunlar geride birakildiginda insanogluna doganin tum guzelligini ve vahsiligini bozulmamis tarihi dokusu icerisinde sunar. konya'dan baslayip doguya dogru bir yolculuga cikarsaniz kayseri, malatya, sivas, elazig illeri boyunca bozkirin her turunu bulabilirsiniz ancak dersim'e girmenizle beraber munzur daglarina ozgu yesil bitki ortusuyle karsilasmaya baslarsiniz cunku munzur suyu, peri suyu, pulumur cayi gibi bol su tasiyan nehirleri sinirlari icerisinde barindirir. anadolu'nun en gorkemli daglarina da, yaban hayatina da, vadilerine de, koyaklarina da, ziyaret ve mesire yerlerine de evsahipligi yapar. dag kecisi, kurt, ayi, kirmizi pullu alabaliklari bu vahsi hayatin icerisinde en cok dikkati ceken unsurlari olusturmaktadir. anadolu toptan ihmal edilmis bir uygarliklar merkeziyse bunun en nadide ve horlanmis parcasini ismi degistirilmis koyleri, siyanurle altin arayan sirketleri ve munzur milli parkini yok edecek olan baraj insaatlariyla kesinlikle dersim olusturur.
hep basi beladadir bu kentin asiretlerinin, yine boyle zor bir zamanda lolan asiretinin bir kolu daglara, ormanlara kacar hayatlarini kurtarmak icin, tehlike gecinceye kadar saklanacaklardir. gel zaman git zaman bu insanlar yeni yasam alanlarina, otlaklarina, daglarina yani yaban hayatina alisirlar cocuklari cocukluklarini, yaslilari yasliliklarini, insanlari insanliklarini kaybederler. konusmasini, giyinmesini, yemek pisirmesini ve de en onemlisi tekrar koylerine geri donmesini unuturlar. hala bugun de o balta girmeyen ormanlarda sarp daglarda yasamlarini surdurmektedirler ve kesfedilmeyi beklemektedirler, boyle de gizemli bir cografyadir dersim.
yanıbaşında yıllarca yaşadım, içinden de geçtiğim oldu dersim'in; ama gerçekten de hiç görmedim dersim'i. bu dersimin materyal yokluğu ile alakalı bir durum değil elbet..çok dinledim dersim'i..yıllarca çorak toprağına çapa atmak zorunda kalmış olanı, orda doğup ilk aşkını orda yaşamış olanı, ancak dedesinin anlattığı kadarını bileni, dağına çıkıp namert dediğine kurşun atmış olanı, deli olduğunu iddia eden nica abdal olan kişiyi..bizzat kulağıma anlatılmamış olsa da dersim' fısıldandı ruhuma bir şekilde.. şarkı ile türkü ile, yer yer de aşk ile..o yüzden görmedim ama biliyorum dersim'i..
alevi folkloründe üzerine sayısız türkü yakılmış olan bir yaşanmışlıktır dersim. yani materyal varlığı kültürel kanallar ile en üst seviyeye çıkarılmış olan bir yerdir.."yoktur şimdi dersim" bile diyebilirim bu kadar sözden sonra; onun için içinden geçtiğinizde göremezsiniz dersim'i..hele bügün nazarında bulmak imkansızdır..dersim, kendisini terk eyleyen sayısı meçhul insanlar tarafından hep yeniden inşa edilmiştir folklorik olarak..şehre gelip sefalet çeken dersim' yoksulluğu çekerken, zengin olup hayatını belli kalıplara oturtanlar dahi dersim ile halay çekmekten asla imtina etmemişlerdir..terk ettiğiniz bir yeri bu kadar sevmeniz mümkün müdür diye soran çıkacaktır..ben de terk edilmek zorunda bırakılırsanız neden olmasın diye cevap veririm muhtelen.
parasızlıktan, muhalif olmaktan, sınıf atlama kaygısından, bazan da sürülmekten..
ne olursa olsun bir zorundalıktantır dersim'i terk-i diyar eylemek..onun içindir dersim'e dair hiçbir şeyin tamamlanmışlık arz etmiyor oluşu..onun içindir yıllar sonra, nesiller sonra, şehrin göbeğinde bile dersim'i yeniden kurma isteği..dersim; hiç kavuşulamayacak bir sevgiliyi koşulsuz, zamansız ve mekansız sevmek gibi..
dêrsimî vera sona kare mordem ke sono ra dêrsimî ser cero yeno vengê şin û şiware cênu xo do ver dergûşu sero vanê zor o, zor a derdê cîgera hare nê zalimu xortê dêrsimî qirkerdê cêr û cor kerdê tê virare
dêrsimî sero miz û dumano wusar nawo amê derdê ma rê pepug û sosin gilê kowu ra nîso biwano kamî zof davê piro vato mirodê pêrune çim de bimano nê zalimunê dîna ferman do vato dêrsim de az nêmano
türkçesi:
dersim’in önü sarp ve kayalıktır dersim’e gidince insan aşağıdan gelir feryat ve ağıt sesleri kadınlar beşiklere kapanmışlar diyorlar ki; zordur yanmış ciğerin acısı bu zalimler dersim’in gençlerini kırmışlar aşağıda yukarıda üstüste yığmışlar
dersim’in üstü sisli ve dumanlıdır bahar budur geldi bizim derdimize pepuk ve çiğdem dağların arasında açıp ötsünler kim bu kadar beddua etmiş ki demiş hepsinin muradı gözünde kalsın bu dünyanın zalimleri ferman etmiş dersim’de tek genç filiz kalmasın
günümüzde tunceli, elazığ, bingöl, erzincan havalisini kapsayan bölgenin geçmişteki adıdır. burada ilginç olan solcu abilerin tunceli'ye dersim denmesindeki ısrarlarıdır. aynı abiler istanbul'a neden asitane, izmir'e neden symirna demezler merak konusudur. oralarda ezilenler, baskı görenler, emekçiler yok mudur?
resmiyette tunceli'nin eski ismi, halk arasında ise eskimeyecek ismidir.
bir bakıma dersim'in adını tunceli olarak değiştirmek, halkın muhalif çizgisini de değiştirmek amaçlıdır. "halkın muhalif çizgisini değiştirme" isteği kolaydır ancak isteği gerçekleştirmek dersim üzerinde zordur çünkü dersim halkı yüzyıllardan bu yana hep haksızlıklara karşı ilk başkaldıran, isyan eden halk olmuştur.
dersim halkı ezilmiştir, zulüm görmüştür. bu gördüğü zulmün en büyük nedeni de isyan eden bir niteliğe sahip olmasıdır. gördüğü baskılara, zulümlera, katliamlara hiçbir zaman boyun eğmemiştir bu halk, evlatlarını okutmuştur, okutuyordur. ülkenin en büyük üniversitelerinde öğrenim görüyor dersim halkının evlatları. elbette bazı mevkilere gelmelerine izin verilmiyor çünkü biliniyor ki bir terslik olursa, yine isyan edecekler yine sessiz kalmayacaklardır.
dersim'in genel anlamda çizgisi düşünüldüğünde belki de ilk akla gelen sosyalizmdir. sosyalistlerin yoğunlukta olmasının en büyük nedeni elbette muhalif yanlarından kaynaklanıyor. seyit rıza'lardan bu yana geleneği devam ettiriyor dersim halkı.
1938'de onbinlerce evladını yitirdi. sabiha gökçen'in, ilk tecrübesini dersim halkı üzerinde gerçekleştirdiği biliniyor. 1970'lerde yine yüzlerce evladını işkencelerde, infazlarda yitirdi dersim. günümüzde de hala devam ettiriyor bu geleneğini dersim halkı. hep en öne atılan, en önde çarpışan ve en fazla kayıp veren ama baş eğmeyen, isyan eden bir halk.
yumrukları ağızlarından daha çok konuşan sikko kurtçukların tahrik olduğu bir erkek ismi(ymiş).tanıdığım bir insan eskişehir'de öğrenimine devam etmekteyken kız arkadaşıyla beraber olduğu birgün sırf bu yüzden saldırıya uğramıştı yakın bir zamanda ve bu haber olarak yayılanmıştı da. (bkz: gazla adam çalıştırmak)