12 eylul 80 sonrasi, kadrolarinin tamamina yakininin cezaevine girmesi sebebiyle aktivitesini kaybeden, 1986 yilina kadar hareketsiz bir donem gecirmi$ olan orgut. o yildan itibaren yuksek ogrenim gencligi icinde devrimci genclik adi altinda orgutlenerek taban olu$turma cali$malarini hizlandirmi$ ve dev yol orgutunu yeniden gundeme getirme gayreti icerisine girmi$tir.
kökeni 1974'lerdeki dev-genç'e dayanan, ilk sayısı 1 mayıs 1977'de çıkan devrimci yol adlı dergi etrafında örgütlenen grup; büyük bir bölünme sürecine giren sosyalist hareketin dikkatli bir analizini yaparak özgün bir mücadele yaratmayı hedefliyordu. temel siyasi görevin proletarya partisinin yaratılması olduğunu belirten dev-yol, yaşanılan partileşme sürecinin bilinçli bir mücadele vermeyi ve belirli bir siyaset önermeyi içerdiğini belirtiyordu. "devrimci hareketin, anti-faşist direniş savaşının örgütlenmesi içerisinde gelişeceği"ni savunan devrimci yol'un pratik politik süreçte beliren ayırdedici çizgileri şunlardı: "1) devrimci güçlerin birliği sorunu sosyalistlerin birliği sorunu değil, faşizme karşı mücadelede birlik sorunudur. 2) devrime önderlik edecek partinin yaratılması sorunu, faşizme karşı devrimci mücadele siyasetinin pratik örgütlenme süreciyle elele gelişen bir ideolojik netleşme sürecinde çözülecektir. 3) oligarşi ile halk arasındaki çatışma, halk güçlerinin ancak politikleşmiş askeri savaş stratejisi'ne göre hareket ettirilmesi halinde halkın zaferiyle sonuçlanacaktır. bu nedenle, (öncünün savaşını halkın savaşına dönüştürmeye yetenekli bağlantı kayışlarını da içine alan) öncü-savaşçı bir partinin yaratılması görevi, devrimcilerin temel siyasi görevidir. mücadelenin diğer bütün görevleri, bu temel siyasal görevle ilişkisi içinde ele alınmalıdır." 1979'da kendisini thkp-c türkiye kızıl muhafızları ordusu (thkp-c/tkmo) olarak adlandıran bir grup ayrıldı. 1980 darbesine karşı gerilla örgütlenmesinin başarısızlığı yurtdışında örgütlenme zorunluluğunu doğurdu. 1990'larda yeniden (sonradan bir adım) dergisi etrafında örgütlenen kadrolardan büyük kısmı ödp içinde aktif haldedirler. bunun yanısıra devrim, yön, özgürlük, devrimci hareket, hareket dergileri de dev-yol geleneğine sahip çıkarak faal olan diğer gruplardır.
devrimci yol, yüzbinleri bulan sempatizanları, yüz elli bin tirajlı dergisi, onbinlerce silahlı militanı, aydınlar arasında yarattığı etkisi, anadolu’nun birçok yöresinde kök salmış ilişkileriyle türkiye sosyalist hareketinin en özgün örgütlerinden biri olmuştur. ancak, hareketin ulaştığı kitlesellik ve ilişkiler bütünü içinde, önder kadronun hareketi, başlangıçta amaçlanan doğrultuda bir siyasal partiye dönüştürememesi ve 12 eylül'de karşılaştığı kaçınılmaz yenilgiye sürüklemesi, devrimci yol hareketinin kendi içinde ciddi zaaflar taşıdığının bir göstergesidir. devrimci yol'un önder kadrosu hareketin geldiği son noktayı ve hatalarını, 12 eylül sonrasında mahkemeye sundukları savunmalarında şu şekilde açıklıyordu: "devrimci yol dergisi etrafında örgütlenen ilişkiler, devrimci halk muhalefetinin programatik zeminini iradi olarak temsil edebildiği, yani bir öncülük görevini yerine getirebildiği için oldukça görkemli siyasal sonuçlar doğurmayı başarabilmiş, ancak bu programatik çerçeve iktidarı elde edebilecek bir siyasal partinin inşa sürecini tamamlayacak bir aşamaya kadar geliştirilememiştir. fakat, böyle bir partinin kitle ve kadro anlamında ortaya çıkan potansiyeli devrimci yol çevresinde hayata geçirilememiş, marksist-leninist bir partiye dönüştürülememiştir." (bkz: devrimci yol savunması)
her silah tutanı terörist ilan eden kişilerce kötülenen örgüt. tamam kabul, dev yol terörist bir örgüttür. bu bağlamda kuvayi milliye'ye de terörist denebilir, kübalı devrimcilere de, unidad popular'a da...
devrimci yol 12 eylül öncesi türkiye devrimci hareketinin en kitlesel grubunu olusturan harekettir. 1970'lerin sonunda ülke üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. sokaklarinda insanların (içlerinde öğretmenler, askerler, bilim insanları, bebekler de bulunuyor) her gün eli kanli faşistler tarafindan öldürüldügü bir ülkede, halkin hemen yaninda bulduğu, fasizme karsi birlesik direnis cepheleri ve halk komiteleri gibi fikirleri ortaya atmis bir hareket olmuştu. devrimci yol sirtini hiç bir reel sosyalist güce dayamadan gücünü tamamen halktan alan bir örgütlenme fikri üzerine kurulmustu. asagidan yukari demokrasi mücadelesi ile katilimci demokrasinin örnekleri, mahallelerde (bkz: gecekondular), fabrikalarda (bkz: tariş), madenlerde (bkz: yeni çeltek) verilmişti. sol içerisinde bazi gruplarin düstüğü mezhep ayrimciligi tuzagina düsmemiş, davasinda 5 tane imamin bile yargilandigi bir örgüt olmuştu. (bunda ktidardakilerin terörist olarak nitelendirdiği mahir çayan'ın o dönemde bir kahraman olarak ikinci mustafa kemal gibi görülmesinin bir etkisi var mıdır bilinmez, ancak mahir çayan'ın 70'ler gençliği için önemli bir idol olduğu kesin) halk komiteleri, faşist mhp'liler dışında toplumun tüm kesimlerine açık olmuştur. fatsa'da olan bitene dair adalet partili ve msp'lilerin anlattıkları buna güzel bir örnektir. farklı bir sosyalizm anlayışı tüm bilim insanları ve aydınlarında ilgisini çekmektedir, entelijansiyadan da birçok insan için hareket çekim merkezi olmaktadır. (dönemin demokrat gazetesine çeşitli entelektüellerin verdikleri demeçler buna dair güzel bir örnektir) bunun yanısıra devrimci yol, ankara'da çincin gibi mahalle (bkz: tek yol devrim allah kerim), istanbul'da dolapdere gibi yerler de bile örgütlenebilmisti. (bkz: oligarşiye kayan mahir çayan) isin aslina bakilirsa, 12 eylül öncesinde hareketin liderlerinin de belirttigi gibi devrimci yol kafasi küçük, gövdesi kocaman bir hareket haline gelmisti ve böyle bir ortamda halk için efsane olup çikmisti. (örgütlemeye gittikleri köyde devrimci yol dergisi gören ve biz dev yolcuyuz diyen köylüleri gören devrimciler gibi) belki de yüzyillardan beri bu topraklarin insanina sunulmamis bir sansi, kendi üzerinde söz söyleme hakkini, ona sundugu için böylesine bir efsane olup çıkmıştı devrimci yol. ancak tüm zor koşullara karşı verilen bu demokrasi mücadelesi 12 eylül ile sona erdirildi (bkz: biz gelmeseydik fatsadakiler gelecekti). darbeden kitleselliği sebebiyle en çok zarar gören örgüt yine devrimci yol oldu. (halbuki darbe olasılığını zamanında tespit etmiş ve diğer hareketlere ortak hareket etme çağrısını aylar öncesinden yapmış olsa da)hareketin birçok üyesi tutuklandı, işkenceden geçirildi, idam edildi (bkz: hıdır aslan), (bkz: ilyas has), birçoğu da darbe sonrası hızlı depolitizasyon sürecinde döneklik ile itham edildi. günümüzden bakıldığında devrimci yolun önemi, öncelikle türkiye'ye, daha genis tutulursa tüm dünyaya, zor sartlar içerisinde olmasina ragmen hosgörüye dayali halk demokrasisinin güzel bir örnegini sunabilme başarısıdır. onu fazlasiyla fetislestirmek ya da onu döneklikle suçlamak demokrasi mücadelesinde devrimci yolun deneyimlerinin, onun getirdigi kazanimlarin anlamsizlasmasina yol açabilir. özgür bir dünya yolunda, insanin kendini yaratmasi ve demokrasi adina gelecek nesillerdeki birçok insan için devrimci yol önemli bir köşetası olarak görülebilir.
bir efsaneye göre 12 eylül sonrası yargılanan örgüt üyeleri cunta mahkemelerine "bizleri örgütlendiğimiz için değil iyi örgütlenemediğimiz için yargılıyorsunuz" diye ayar vermiştir.
umka arkadaşın mesajıyla gelen edit: orjinali "siz bizi örgütlendiğimiz için yargılıyorsunuz, ama gelecek nesiller daha iyi örgütlenemediğimiz için yargılayacaklar" olan bu söz efsane değil gerçekmiş ve melih pekdemir'in savunmasında yer almaktaymış.
artık -fiilen- varolmayan bir örgüttür. bu yüzden herkes kafasına göre istediği yakıştırmayı yapabilir artık. hoş, eskiden de pek bir şey farketmezdi sanırım. nasıl olsa devrimci yol mahkemeye veremez değil mi, nasıl olsa dava açamaz? buyrun saydırın o zaman. size cevap verecek örgütlü bir devrimci yol da yok artık. fatsa'nın da başından girip sonundan çıktılar, tariş'in de.
tarih, kazananların tarihi ne de olsa. bu yüzden devrimci yol evet, terörist.
zamaninda kenan evreni "biz gelmeseydik fatsadakiler gelecekti" dedirtecek kadar korkutan örgüttür. biraz da bu yuzden her sey gectikten, insanlar cevap veremeyecek durumdayken bazi öfke kusmalari normaldir, makuldur. ne de olsa böyle davranmak, insani yucelten, buyuten, adam eden bir tavirdir. bu adamlar o kadar teroristtir,o kadar haindir, oyle bir serefsizdir ki o yuzden fatsa yurtdisinda ders kitaplarinda okutulmakta, taris unutulmamaktadir. boyle adi teroristlere agiz dolusu kufretmek de, bir insanin hayatta yakalayabilecegi en buyuk basaridir*.
güçlü olduğu zamanlarda yaşamış insanların, ismi geçince gözlerinin içinde farklı bir anlam oluşturan örgüttür. sonrasında ise genelde ciğerleri dolduracak bir sigara ve hüzünlü bir türkü gelir.
80 öncesinde ( daha güzel, dönülesi günlerdi, evet) faşist saldırılarda devleti yanında değil de, karşısında, saldıranların gizli saklı bir yerlerinde gören halkın pek çok yerde umut beslediği örgüttür. direniş komiteleri bu açıdan bir meşru müdafaa aracı olmuştur. bunu yanında gayet olumlu, gerçek ve genel anlamda da başarılı yerel yönetim örnekleri de verilmiştir, dev yol tarafından. eleştirilebilecek yanları bir tarafa, yokluğu ve benzer yapıların, bu yapıları oluşturan güzel insanların (bkz: nar taneleri) yokluğunda yetişen bir kuşağın, gerçekten insanı üzen, içler acısı hali de ortadadır. "hiçbir şey bilmiyorsan haddini bil" demişler. haddini bilmeyen askerlerin yetiştirdiği, haddini bilmeyen insanları gördükçe, benim bile, mumla arayacağım örgüt olmuştur.
-alperen abi ben bir tespit yapmak istiyorum +yap canım -devyol da tıpkı ağcalar catlılar gibi öcülerden kurtaracaktı ülkeyi. hedefe giden yollarında her sey mubahti . +kafan karışmış senin. -insan öldürmek bi boka yaramıyor abi. terorist bunlar. usame, polat, devyol. terorist! +sakin ol börteçinem. sakin ol canım hepsi geçti. hem, our boys have done it. -ama abi, olmuyor, yapamıyorum. sakin olamıyorum? +kalk bi çay koy sen. hadi bakayım. hadi..
sabah olup uyandıklarında devrim olup güneşin her gün olduğundan daha farklı doğacağını düşünen insanların umut dolu dünyasını, özal kuşağı çocukları (bkz: ben) hiçbir zaman anlayamayacağı için hakkında olur olmadık entrylerin girildiği örgüt. örgüt, örgüt diyoruz ama o kelimeyi bile kaçımız tam idrak edebiliyoruz ki. örgüt.. örgütlenmek.. paylaşmak.. ne diyeyim;
her ne kadar '80 öncesi sol oluşumlara mesafeli bakılsa da -bir ara "yol"u dev yol'a düşmüş babamın da etkisiyle- yönetim biçimi gibi faktörlerle sempati beslenebilen örgüt. ben de "sol" ile ilgilendiğim ilk yıl internetten veya diğer kaynaklardan "dev-yol"u araştırınca ilginç şeyler çıktı. ben kendisi hakkında bilgi edindikten sonra yapılan eleştirilere bakmıştım: kimileri örgütü pasifistlikle suçlarken, kimileri çayanizmden sapma olarak değerlendiriyor kimileri de bizzat "sosyalizmden dönme" olarak suçluyordu. ben yaşamadım, o günlerin sol içi tartışmalarını yaşayanlar elbet daha iyi bilir. lâkin hiçbir yerde bu örgüt için "terörist" dendiğini duymadım..
acaba tek ve net bir "terör" tanımı var mı diye düşünüyorum ben. ama asıl önemlisi, bu örgüt hangi "terör" kıstaslarına uymaktadır? '80 öncesi en kitlesel örgütü yaratabildikleri için mi, fatsa gibi adını andıkça birçok kişiyi duygulandıran ve hayallere daldıran bir "deneyim"i kısa da olsa türkiye tarihine armağan ettikleri için mi, entelektüellerin ve halkın yoğun sempatisini kazandıkları için mi, "yukarıdakileri" titretebildikleri için mi ya da faşist saldırılara karşı korunmak için direniş komitelerini örgütleyebildikleri için mi?
"terörist" tanımını yapan ve korkunç bir biçimde ağcalarla karşılaştıranlar biraz olsun "düşünebiliyorlar mı?" militanları yüzünden "terörist" diye itham edenlerin "zihniyet"i kenan paşa'ya benziyor. insanlar "militanlar" hakkında biraz bilgi edinme ihtiyacı duyar. sanki o militanların silahlı olanları bana poum, cnt, fai veya ezln'e benziyor diyebilirim belki -dev yol'u yaşamış olanların affına sığınarak. kendilerinin fikirlerini eleştirirsek eleştirelim pratikleri açısından terörist olarak tanımlamak haksızlıktır.
ya da şöyle düşünelim: misal, kısa bir süre önce emekliye ayrılan bir kıbrıs mücahiti var ya... işte o, tam da eoka adlı örgüt faaliyet gösterdiği sırada, bu örgüte karşı çıkan sol eğilimli türk ve rumların birleşmesini engellemek için adanın türk solcularını acımasızca sindirmişti. sonra ada bölündü, sol öldü, halklar düşman oldu.. sırf türk kökenli burjuvaziyi kurmak için "nice güneşler battı." ilginçtir, şimdi o "kıbrıs mücahiti" bir kahraman, bir antiemperyalist hatta kan dondurucu şekilde bir "solcu" olarak anılıyor. "terör" denilen kavramı yıllarca adada uyguladığı halde terörist olmuyor!
hiç bir şekilde, dev-yolcu, çayanist, hatta ve hatta marksist bile olmadım. ama şunu sormadan edemiyorum: "saf terör" uygulayanların "kahraman", terörün kıyısından bile geçmeyenlerin ise "terörist" ilân edilmesi hâkim sınıfların oynadığı bir oyun mu acep?
neyse, denildiği gibi "güzel günlerdi", iyi örgüttü. gerek o zamanların sol anlayışı içerisinde gerekse bazı özel durumlarda eleştirilecek yığınla fikri veya pratiği vardı ama "dev-yol", hiç bir zaman dayanaksız sallayanlar gibi "haysiyetsiz" bir örgüt olmamıştı.
iskembe - i kubra spekulatorleriyle element uydurma uzmanlarinin camur atmayi pek bi sevdigi eski orguttur. gerekirse her seyi tartisilir. hatta densiz olanlar cikip kahramanmaras katliamı sorumlularına, 16 mart katliamı sahiplerine karşı bu halkı savunanları, eşitlik, özgürlük isteyenleri katillerle aynı kefeye bile sokabilir. ama el insaf, 12 eylül'ün aslan parcasi mahkemeleri bile, her seyi soylemeye muktedir olduklari donemde, bin kusur sayfalik dev yol davasi iddianamesinde uyusturucu sözcügünü degil ispat, isnat bile etmemişlerdir. fakat nerden bilsinler, bugun isini onlardan yuz kat iyi yapan klavsörler var ne yazik ki...
mahallelerde, köylerde, ilçelerde halk komiteleri kurmuş, "söz, yetki, karar, iktidar halka" sloganını hayata geçirmiş, halkın kendi kararlarını kendisinin almasını sağlamış (bkz: fatsa) devrimci örgüttür. bu geleneği sahiplenen yapılar olsa da, şu an böyle bir örgüt mevcut değildir. hakkında uyuşturucu kaçakçılığı suçlaması tarihte ilk defa bugün, bu sayfalarda yer almıştır. cahiliyetin bu kadarına esas ben artık sana bişey demiyorum.
1 mayis 1977'de kurulmus (daha dogrusu dergisinin ilk sayısını yayınlamıs) yapıdır. bu yüzden 30 mart 1972'de öldürülen mahir cayan'in uyesi oldugunu soylemek icin yeterince zeka belirtisi gerekir.
edit: mahir cayani yanlis buldugum icin filan degil, sadece cehalet yaristirmada ve desteksiz sallamada dünya rekoruna kosan arkadaslari uyarmak icin eklenmistir.
dev yolu terörist örgüt olarak niteleyenlerin ağabeyleri yakın zamanda benzeri bir açıklama yapmıştır. (bkz: bu ülke itlere komünistlere kalmaz) kanımca suyu bulandırıp,suyun içinde ortalıkta dolaşan mikrobu* saklamaya çalışmaktır asıl amaç .
devyol 80 öncesi artan faşist saldirilar karşisinda anti faşist direniş komiteleri kurmuştur. böylelikle birçok yerde artan saldirilar kesilmiş bir savunma mekanizmasi oluşmuştur. tabi bunu sadece militer bir süreç olarak algilamamak lazim. bu komitelerde halkin kendi sorunlarini ve ihtiyaçlarini giderdiği öz örgütlülükler haline dönüşmüştür. örneğin okuma yazma kurslari, imeceyle mahallelerin organizsayonu, halk kooperatifleri gibi. haliyle 80 öncesinin en kitlesel sol örgütü olmuştur. ama dev yolun en büyük günahı ise bu anti faşist direnişi bir iktidara taşıyacak örgütlülük kurmamalarıdır. 12 eylülden sonra birbirinden kopuk örgütlülükler dağılmış otonom yapılar halien gelmiştir. daha büyük günahı ise yenilginin esas nedeninin özeleştrisi verecekleri yere bu modelin aslında tercihli bir bilinç olduğunu iddia edip 80 sonrası solun iddiasız temelelrde mücadelesine ön ayak olmuştur. sürekli bir muhalefet olarak kendini kurgulayan bir sol duruşta milletin geyiği haline gelmiş, hatta bu durumun dışına çıkmaya çalışan tüm solu sekter görerek dışlamışlardır. ödp'nin bir umuttan bir enkaza dönüşmesinde tek sorumlulardır.
türkiye'de seksen öncesinin en çarpıtılan yanlarından bir tanesi de her iki tarafta katil canım, niye savunuyorsunuzdur. halbuki dev yol liderlerinden oğuzhan müftüoğlu'nun yayınlanan savunmaları ilginç rakamlar vermektedir.
1969 yılında başlayan ilk silahlı öldürme olaylarının ilk 10 kurbanı sol görüşlüdür. ilk 100 kurbanın 97'si sol görüşlüdür. bu kadar açık katlim düzeni varken, özel olarak solcuları proveke eden kanlı pazarlar düzenlenirken, haluk kırcı gibiler 7 tip'liyi öldürüp ellerini kollarını sallayarak dolaşırken elbette sol kendi savunma hakkını kullanmaya başlamıştır. en azından solun ellerinde maraş gibi,çorum gibi çoluk çoçuğun bile karınları deşilerek öldürüğü, olkuldan çıkan öğrencilerin üzerine bomba atılması gibi kahpece ve köpekçe yapılmış eylemler yoktur.
tabi birileri kendini savunurken terörist damgasini yemiş, kitlesel katlimlara yol açanlar da kahraman gibi dolaşmişlardir etrafta
son günlerde çakal ulumasıyla karşı karşıya kalmış örgüt. korkarım ki , hortlayacak mezarından bu çakalların yüzünden . dağıtacak topyekün bu it sürüsünü .