elinde içi nestealerle dolu bir poşetle berna laçin edasında salınarak yürümekteyken "hşşşt hşşt," dediğinizde kendini naza çekerek bakmayan bayan . . . ayrıca: sevilesi insan . . . bazı oyuncakları felsefe sanan, bazı hal ve tavırları, bizzat hastası olduğum berna lacin'e benzeyen dişi . . . hayatında 4 saati kayıp olan kişilik (bkz: tatula) . . . görüşürüz, yerine cu dendiğinde sizi şiddetle uyaran yeni suser . . . alla alla ben bunları yazmamış mıydım . . ¿ neyse . . .
27 yaşına geldiğinde kendisine vidanjör* alma ve onun ehliyeti için gerekli olan kurs finansmanını kendisine sağlamaya söz verdiğim profesyonel bokçu . . . dusty candır beeeee . . .
dusty and you are, dirty from chain lips of your kisses are sticking like tape woke you at sunrise, cold as a grave i'll cut you some flowers, now don't be afraid now don't be afraid
(chorus) i'm looking for something, just sink in my teeth without any crying but i can't find no place or nothing, where thrills are cheap and love is divine home by the river, tall grass and fields, pond of willow oak, well for to kneel dusty o dusty, decision night, don't be so pretty, all laced up in white, all laced up in white
kendisine ile ilim-bilim, akıl-ziyan, insaf-uslan çevçevelerinde doktor bodik ile bir test yaptık . . . doktor bodik masanın üzerine farklı renklerde, şu pazarlara giderken kimi hanımların taşıdığı plastik 6'lı yumurtalıklardan koydu . . . yumurtalıkların herbirinin içine deneyin amacına uygun olarak farklı şeyler yerleştirmiştik . . . ilk yumurtalıkta erikler, ikincide buz küpleri, üçüncüsünde jelibonlar, dördüncüsünde kalemtraşlar koyulmuşken, son yumurtalık da her en vahim deneğe bir son şans niteliğinde boş bırakılmıştı . . . yumurtalıkları teker teker açıp şöyle kafasına hafiften şaplağı çakarken doktor bodik her yumurtalık için "söyle bakalım bu ne len ?" diye sordu . . . başarı timsali deneğimiz her defasında bön bakışlarla - şaplakların da etkisiyle olacak - "yımırta," "yomurtaaaa," "yamurrdaaaaa," "yoğğğğğm . . . yoğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğm . . . udra . . . udra," "yumurta . . . yöh . . . yöh . . ." gibi cevplardan verdi . . . yumurtalığın her içinden çıkana "yumurta" ile cevap veren deneğimizi ibret için ayak tabanlarından ve başının tepe noktasından eşit şiddette kuvvet uygulayan bir düzeneğe bağladık . . . bir süre hiç bişiiicikler olmayacağını düşündü . . . doktor bodik, aziz'in cilveli yalvarışlarına dayanamayarak dusty'i serbest bıraktı . . . sonra aziz'e, bana ve bodik'e, fahri vidanjör sürücüsü ünvanını törensiz de kabul edebileciğini açıkladı . . . daha sonra da kendi kendine sabaha kadar konuşup güldü . . . ve bundan böyle hep çok mutlu yaşadı . . .
sarhoş olunca ayrı bi şirin olan, istiklaldeki polislere "iyi sabahlar abi sizin de işiniz zor be abi" diyen kişilik. genel olarak polislerle çok iyidir bu arkadaşın arası. hatta zaman zaman polis otolarını taksi olarak kullandığına şahit oldum ben.
zamanında bir şampuan reklamında ünlülerin kuaförü olarak adlandırılan şahsiyet . dusty fleming mi neydi tam adı. oradaki bir ablamız kendisine "şu şampuanı kullan" deyince göz kırparak okey dusty derdi . ah ah nereye gitti 1980 ler.
aslında erkek olarak doğacakken, tanrının son anda değiştirdiği karar üzerine kadın olarak dünyaya gelen, geldiği günden beri bu duruma lanet eden tanıdığım en maço hatun kişidir kendisi. oysa kadınlara o kadar katlanamaz bir yapıya sahipki erkek olsa muhtemelen elton johndan daha gay olurdu diye tahmin etmekteyim.