amerika'da televizyon gazeteciliğinin* yeni geliştirmeye başladığı 50'li yıllarda, döneminin en ciddi, en açık sözlü araştırmacı gazeteci/yorumcularından olan ve kendini basın özgürlüğüne adayan kisi. "cahillik, tahammülsüzlük ve kayıtsızlığa karşı büyük ve kararlı bir savaş verilmeli. televizyon silahı işe yarayabilir." diye bir sözü de vardir.
(1908-1965). edward roscoe murrow. abd'nin nesli coktan tukenmis, samimi bir sosyal demokratik vicdana sahip televizyon gazetecilerinden. bugun buyuk sirket televizyon-gazeteciliginin icine battigi boku sektor henuz cok genc iken, ta 1950'lerde, koklayabilmis, midesi ziyadesiyle bulanmis, medya isbirlikciligini elestirdigi icin de kotu cocuk olmus haysiyet sahibi bir insan idi. lakin fazlasiyla kibirli ve idealist biri oldugu soylenirdi. abd solundan kendisine yapilan elestirilerden birinin televizyonu "yurttaslari egitmek" ulkusu icin demokrat parti'nin "aydinlanmaci-despotizm" araci olarak kullanmak istedigi oldugu hatirlatilabilir. (lakin milliyetci sagin da benzer bir elestiri yaptigi not edilebilir.) 1961-1964 arasi jfk desteginde united states information agency'nin baskanligini yaptiydi murrow.
good night and good luck'ta acilis ve kapanisi susleyen radio-television news directors association toplantisinda 15 ekim 1958'de yaptigi meshur konusmasi yine de gazetecilik ahlaki ile medya business'i arasindaki sorunlu iliski hakkinda cok saglam bir metindir. murrows'un sozleri bizim buyuk medyanin haber dairelerindeki sefil isbirlikcilerin kulaklarini cinlatir belki, yarim asir oteden yankilanarak:
"bundan elli ya da yuz yil sonra bazi tarihciler simdiki uc network'un muhafaza edilebilmis kineskoplarini incelerlerse eger, siyah-beyaz veya renkli olarak yozlasmanin, icinde yasadigimiz dunyanin gerceklerinden tecrit ve kacisciligin kanitlarini bulacaklardir orada. ... su zamanlarda zengin, sisman, rahat ve halimizden memnunuz. kitlesel medyamiz da bunu yansitmakta. sevimsiz ve rahatsiz edici malumata karsi yerlesik bir alerjimiz var. ama eger sisko popolarimizi kaldirip televizyonun dikkatimizi dagitmak, bizi kandirmak, hos tutmak, tecrit etmek icin kullanildigini gormezsek, televizyonu finanse edenler, onu seyredenler ve onun icin calisanlar televizyona bakip tamamen farkli bir manzara gormek icin cok gec kalmis olacaklar."
we will not be driven by fear into an age of unreason, if we dig deep in our history and our doctrine, and remember that we are not descended from fearful men, not from men who feared to write, to speak, to associate and to defend causes that were, for the moment, unpopular.