marie-antoinette sarayda bir eli yagda bir eli balda, ayaklari marmelatta otururken, disarida zavalli halk acliktan isyan ediyordu, tabii marie-antoinette'in ne halkin isyanindan haberi vardi ne de acligin nasil birsey oldugundan, birgun ona gelip dediler ki: "efendim halk ekmek bulamiyormu$, acmis, isyan ediyorlar" marie-antoinette isterik kahkahalar esliginde haberi getirenlere dondu: "benim de ekmek bulamadigim gunler oluyor janjak, rica ederim, fazla nazlanmaya gerek yok; ekmek bulamiyorlarsa pasta yesinler..."
bugün ciddi her tarihçinin söylediği şu ki, marie antoinette'in "ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" dediğine dair hiçbir somut kanıt yok; aksine, rousseau'nun bahsettiği (odur bu lafı kayıtlara geçiren) genç prenses çok daha büyük bir ihtimalle 14. louis'nin eşi marie therese. nasıl jül sezar hiç sen de mi brütüs demediyse (shakespeare'dir onu söyleyen), nasıl galileo'nun ağzından hiç eppur si muove kelimeleri dökülmediyse, marie de bu lafi etmemiştir, lakin çamur iz bırakmakla kalmamış, bir de üzerine yapışmış, onu acımasızlığın, halk düşmanlığının tarih sahnesindeki en canlı örneği haline getirmiştir. böyle mi olacaktı?
1789 yılı ekim ayında fakir kadınlar, hükümetin değişmesini istediklerini kral'a duyurmak için versailles sarayı önünde yürüyüş yapıyorlardı. söylentiye göre, kadınların ne istediğini yanındakilere soran kraliçe marie antoinette'e "ekmek istiyorlar" dendi ve o da "ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" anlamında bir şey söyledi. senmisin bu lafı eden, bir zaman sonra ekmek-pasta ikilemi kraliçenin boynunda giyotin bıçağı olarak tecelli edecekti. ama gerçek böyle değildi... suçlu aslında devrim'in fikir babalarından olan j. j. rousseau'idi, "itiraflar" adlı kitabında, bir olayı anektod olarak yazmıştı. adı bilinmeyen bir prenses oyun oynarken, hizmetçilerin ekmeğinin bittiğinin konuşulduğunu duymuş ve lafa karışarak "qu'ils mangent de la brioche" demişti; işte uğursuz sözcük buydu ve belalı sözcük; "brioche"du; sözcük iyi kalitede bir ekmek türünün adıydı ve o prenses'in gördüğü, bildiği tek ekmek türü buydu yani "brioche" ve prenses hizmetçilere bu ekmeğin verilmesi amacıyla yani iyi niyetle konuşmuştu. inanılmaz ama doğru, bir kere bu kitap yazıldığında marie antoinette daha küçük bir kızdı ve fransa'da değildi, ikincisi ise uğursuz devrim sırasında rousseau'nun kitabındaki bu bölüm kasıtlı olarak marie antoinette'e atfedilerek, suçlamanın temelini oluşturdu. ne diyelim, doğruluk, özgürlük ve adalet adına devrimleri yapanlar, çoğu zaman yıktıklarından daha kötü ve aptalca acımasız olabiliyorlar. fenomen -ekim/96
bu söz aslında bir lokanta sahibine aittir. sahip, çalışanların "patron, ekmek yok. müşteriler ne yiyecek?" sorusuna cevap olarak bu meşhur sözü söylemiştir. marie ve antoine adlı karı-kocanın sahip olduğu bu lokantanın adı "marie-antoine et lokantası" dır. yanlışlıkla fransız kraliçesine ithaf edilmesinin nedeni de bu isim benzerliğidir. lokantanın yemeklerini çok beğenen müşteriler, bu tutuma karşı çıkmamışlar müşterilerle garsonlar arasında şu tür diyaloglar geçmeye başlamıştır:
müşteri: affedersiniz ekmek alabilir miyim? garson: ekmeğimiz kalmadı efendim, pasta versem?
ya da
müşteri: ekmeğiniz var mıydı? garson: maalesef kalmadı. yeni bitti. biliyorsunuz olsa dükkan sizin. müşteri: o zaman bana pasta verin.
tarihin en acikli ve vurucu sozlerinden biridir bu. soyleyeninin hayatina mal olmasinin yaninda donemi tum yonleriyle yansittigindan, cok carpicidir. benzer bir soz icin istekle (bkz: geldikleri gibi giderler)
jean-jacques rousseau, itiraflar'ın 6. kitabında, bu sözlerin "bir prensese" ait olduğunu söyler, ancak 6. kitap, marie-antoinette 1770'de fransaya gelmeden iki-üç sene önce yazılmıştır.
ayrıca fransız kanunlarına göre (birçok yerde hala olduğu gibi) belirli gramajda ekmek sadece belirli bir fiyat ile satılabilirdi ve yine aynı kanunlara göre, az ucuz ekmek yapıp halkı pahalıya mecbur bırakmamaları için, ucuz ekmek tükendiği zaman, fırıncılar pahalı ekmeği de ucuz fiyatından satmak zorundaydı.
bu sözlerin temelinde bu uygulamanın yattığı da, karşı-tezlerden biridir.
ac karnina yenilen pastanin mide bulandiracagi goz onune alinmadan sarf edilmis bir cumle. cumlede gecen pastanin makarna oldugu da soylenir. yiyecegin muhteviyati ne olursa olsun soz sahibini giyotine goturmustur ki bu da mide bulandirici bir gercektir.
aksamdan kalmis kuru pasta ya da *pasta ile kahvalti yapma zorunlulugu; marie-antionette'in hakli oldugunu (ki aslinda böyle bir söz hicbir zaman söylemedi) gösteren durum. sabah servisi gec kalmistir ve kapiniza ekmek takili olmadigindan, evde ekmek bulunmamasi ve dolayisiylle kahvalti edememek gibi kotu bir durumla karsi karsiya kaldiginizda, sansliysaniz evdeki alman pastasi ya da kuru pastaciklarin imdadiniza yetismesidir ekmek bulamayınca pasta yemek.
dumas'nin*mémoires d'un médecin serisinde acgozlulugu ve entrikalariyla marie-antoinette'in basini yakan mme.de polignac'a atfedilen, lakin yanlis aktarilmis kelime obegi. soyle ki: "ekmek yapmak icin un bulamiyorlarsa, brioche yesinler efendim..."