nasrettin hoca bigün gölün kenarına gitmiş sarmış bi tane çift kaatlı paşalar gibi takılıyo.. yanına da hazırlamış evvelden tabi bol şekerli yoğurdu.. neyse bunun kafa olmuş bin dünya tabii, bakmış karşıdan bikaç tane köylü geliyo aman demiş cigarayı öldürdük te bu yoğurdu napçaz, başlamış hemen göle dökmeye, neyse köylüler görmüş bunu hocam demişler naapıyosun böyle, o da demiş ki(kafa güzel tabi) göle maya çalıyorum... hoh hoh
nasreddin hoca bir gün pazarda geziniyormaktadır, arkadaşı yanına gelmiş demiş ki:
- hoca hoca yaw nasılsın, dün gece sizin ewden bir ses çıktı o da nesiydi ? - yaw sorma bizim hanımın pardesüsü merdivenden düştü... - etme be hoca bir pardesü böylesine ses çıkarır mı ? - be deyyus anlasana... içinde biz de wardık... anladın mı ? çaktın ? ortam yapıyorduk oğlum. - e hoca sen de ipe un sermişsin. eki eki eki... - seriyoruuum... sereriiim...
nasreddin hoca bir gün yanında flütü ve bir grup tenceresi de olduğu halde uzun zaman sonra başkent ankara'da bir hana uğramış hanın yıkık dökük olduğunu görünce:
"fıkralardan birinde uğradığımda tespih çeken han mı bu ?" diye sormuş hancı da, "yok hoca şimdi şöyle, deprem oldu" demiş hoca bunun üzerine "birisi parayı verip düdüğü çaldı demek ki" diyivermiş hancı sinirlenmiiiş, "ne diyorsun hoca ne düdüğü akşam akşam, fıkra mısın nesin" demiş, hoca gayetle sakin: " eee içinde bulunduğumuz bu ekonomik kriz ortamında israfil de düdüğü kiraya vermiştir kesin" demiş.
bi gün hocanın eşşeği çalınmış. toplanan kalabalık, "ahırın kapısını açık bırakırsa olacağı bu", "eşşeğine alarm taktırmalıydı" gibi sözlerle kabahati hocada aramaya başlayınca hoca dayanamayıp
- ulan eşşeğin hiç mi kabahati yok be?
diyince, ortamdan bi ukala sıyrılıp
- "hırsızın hiç mi kabahati yok" diyecektin hoca. şaşırdın, fıkranın içine ettin
demiş. hoca gözleriyle adamı şöyle bir süzdükten sonra,
- emprovize takılıyorum yavrum evladım, üstelik bu benim fıkram
demiş ve ardından figüran listesinden adamın ismini silmiş bir çırpıda.
nasreddin baba, bir gün yanında timur olduğu halde hamama gider. göbek taşında oturup sohbet ederlerken timul dellenir:
- yaw hoca, allasen, halime, ortamıma bir bak, $u halimle ben kac para ederim, cash yani.
diye soruverir. hoca gayetle kendinden emin, gözlerini ufka dikip :
"on akçe" diyip hamam tasının arkasına vurarak, kendince bir ritm tutturur. timur kaşını kaldırıp, hoca nasreddin'e, "hocağ bindiğin dalı kesiyorsun" diyiverir ve orda "hehe, hehehe, ilahi" falan diye gülüşürler, nasreddin hoca "on akçe!" diyerek gülüşmeyi sonlandırır.
kendisine bu kadar az kıymet biçilmesi timur'u delirtir, hiddetle, "ulan utanmaz nasri, sırf şu üstümdeki peştembal 10 akçe eder be" diyerek haykırınca, nasrettin hazır cevap:
"zaten ben de peştamale saydım on akçeyi, fistanlım kaytanlım, yanlış mıyım ecmain" diyiverir oracıkta. zaten muhabbetin yavşaklığından iyice nasibini almış ahali "ahaha, timur, aksak timur, tühee, güdük timur, aldın babayı timur" gibi sözlerle timur'u çileden çıkartırlar.
bunun üzerine timur hamamı terkettiği gibi prusya'ya saldırır. nasrettin hoca ertesi gün kendisine yazdığı iletiye bir tek bir cümle yazar:
adamın teki hocaya uzaktan yüksek sesle "hoca hoca bak araba gidiyor" der. hoca da "e bana ne" diyince, adam ekler: "ama senin eve gidiyor". hocanın içi rahat:
- karımın tercihlerine karışamam, arap da sevebilir çinli de.
nasrettin hoca'yla arkadaşı bir gün ortaköy'de geziyorlarmış, arkadaşı "hoca çok kakam geldi, şerefsizim altıma kaçıracam" demiş, hoca "tövbe" çekip yoluna dewam etmiş, arkadaşı telaşlı telaşlı, "hoca wallaha çok zordayım, isyanlardayım, sen bi çorba içersin, ben de kakamı yaparım" diyip hoca'yı çeke çeke işkembeciye götürmüş.
neyse, kakasını tutamayan arkadaşıyla gezmeye nalet eden hoca işkembeciye girmişler beraber. adam direkt tuvalete koşmuş, hoca da bir çorba söylemiş, herif "çorba kalmadı" demiş, hoca ucuz olur diye adana söylemiş, herif "adana da kalmadı sade tavuk şiş var" diyince, hoca mecburen yemiş tavuk şişi.
neyse adam heladan çıkmış, hoca 2,5 milyon hesabı ödemiş, işkembeciden ayrılmışlar. arkadaşı "wallaha hoca 2,5 milyon ödedin ama merak etme ben de tam 2,5 milyonluk sıçtım" diyince hoca da, pis pis bakmış:
nasrettin hoca bir gün newyork'ta geziyormuş. ellerini kavuşturmuş arkasına, kafası yukarılarda, gökdelenlere bakıyor, yıkılan wtc binalarını falan inceliyormuş. o sırada iri yarı bir zenci aniden gelip hoca'nın ensesine okkalı bir tokat aşketmiş. neye uğradığını anlayamayan hoca ile zenci arasında şöyle bir diyalog geçmiş; n - n'aapıyosun lan .mına kodumun zencisi? z - konuşma lan güdük, ben zenciyim; hem çakarım tokadı, hem de bi sıçtım mı tam 200 gr. sıçarım. n - sıç da görelim o zaman... (hemen bir tartı gelmiş, zenci bir sıçmış tam 200 gr.) z - yaa, gördün mü?.. n - valla bravo, helal olsun sana. demiş ve gezintisine devam etmeye başlamış. derken başka bir iriyarı zenci gelmiş, bir okkalı tokat da o aşketmiş hocanın ensesine. n - ulan sen de nerden çıktın itoğluit? ne vuruyon?? z - konuşma lan .mına kodumunun nasrettin'i, ben zenciyim, hem vururum hem de bir sıçtım mı tam 250 gr. sıçarım. n - sıç da görelim o zaman... (hemen bir tartı gelmiş, zenci bir sıçmış tam 250 gr.) z - yaa, gördün mü? n - (şaşkın) ulan vay be, helal olsun sana, harbi delikanlıymışsın. nasrettin artık biraz canı sıkkın olarak gezmektedir, öyle ya; iki zenci üst üste kendisini nakavt etmiştir. elin amerikalı'sına türk'ün gücünü göstermelidir. hemen gözüne bir zenci kestirir. gider ensesine okkalı bir osmanlı tokadı aşkeder. z - ulan .mına kodumunun nasrettin'i, ne vuruyon lan? n - konuşma lan, iblis. ben nasrettin'im, türk'üm. hem vururum, hem de bir sıçtım mı öyle sizin gibi 200-250 gr. değil, tam 2 kg. sıçarım. z - e sıç da görelim o zaman... hemen bir tartı gelmiş. hoca bir ıkınmış, iki ıkınmış; tık yok. bir süre daha zorlamış, artık ıkınmaktan suratı kızarmaya başlarken zenci nasrettin'e acımış ve biraz gevşesin diye testislerini şöyle bir gıdıklayıvermiş. birden rahatlayan hoca bir bırakmış, tam 3 kg. z - eee hoca, n'ooldu? hani tam 2 kg. sıçacaktın? n - ama olur mu sen onun gramajıyla oynadın...
nasrettin hoca kadin dogum uzmani olmu$.. neyse bir gun karinin tekini dogurturlarken kari olmu$ ama cocuk sag kalmi$.. cocugu babasina vermi$ler.. adam sevinmi$ etmi$, sonra da e$im nasi diye sormu$:
adam - e$im nasi? hoca - maalesef kaybettik efendim kendisini adam - nasi kaybettiniz? hoca - elimizden geleni yaptik ama kurtaramadik efendim, ba$iniz sagolsun.. adam - hoca sen neler sacmaliyorsun yaa? ne demek kurtaramadik? hoca - öldü basbayaa.. öldü! geberdi karın! adam - olmaz öyle şey yaa.. ölmez benim karım yaa hoca - eaah.. doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne niye inanmıyorsun!
bir gün hocaya bir tavşan hediye edilmiş. akabinde olaylar gelişmiş, arkadaşın arkadaşı tipler eve gelmeye başlamış. neyse işte nihayetinde son bir eleman daha gelmiş "ben o kişinin akrabası olurum" diye. hoca da buyur edip bunu önüne bir miktar toz koymuş. adam afallamış
- aman hoca bu ne? demiş. bunun üzerine hoca: - "tavşan tozu" diye yapıştırıvermiş cevabı. "suyla karıştırınca tavşan suyu olucak" ah ah...
timur icinde fillerin de bulundugu ordusuyla aksehir kapilarina dayanir. bunun uzerine ahali hocaya aslansin kaplansin, timuru anca sen ikna edersin, gidelim konusalim uzlasalim derler. hoca onde aksehir ahalisi arkada, birlikte timurun ordugahina dogru hareket ederler, fakat hoca ordugaha vardiginda arkasinda kimsenin bulunmadigini gorur, herkes inceden tuymustur. bunun uzerine cok cani sikilir, cok bozulur. timur'un huzuruna cikar ve mogol vatandasligina gecmek istedigini soyler, kabul edilir. timur aksehire hucum ettiginde hoca da bizzat bir filin tepesinde saldiriya katilir, aksehiri talan eder, yakip yikarlar.
nasreddin hoca balinadr, okyanusun derinliklerinde takılmaktadır... ters bindiği eşeği kesmektedir, ordan geçen başka bir balık görür bunu, der ki: balik: hocam bindiğin eşeği kesiyorsun düşeceksin! aman dikkat et bi yerine bişiy olmasin maazallah! hoca: sen sazansin di mi? balik: evet nerden bildin?
nasrettin hoca birgün köyde dolaşırken rüzgardan sarığı düşer. yakındaki bir genç hemen atılır: -hoca sarığın düştü. -yok sıcak bastı da ben çıkarıverdim. -ha ben de rüzgardan düştü sandım. e ne diye yere attın o zaman? -hayır. göt olamam ben. hayır.
nasrettin hoca birgun celallenip kerhaneye gitmi$,fahi$eyle anla$ip yukari cikmi$lar,ba$lami$lar i$ tutmaya,hoca git gel,git gel olmuyo ya$ ilerlemi$ tabi,bunun uzerine fahi$e sormu$: -ne o hoca kaldiramadin mi? hoca da: -zaten inecekti.. (o gunden sonra hoca mutluluk cubugu taktirabilmek icin bir cok bagimsiz fikrada rol almi$tir)
hoca bir gün ava gider. bütün gün aranır, en sonunda açık alanda bir geyiğe rastlar. geyik hocayı görür. -hoca, beni vurmayacaksın değil mi, der. hoca: -amanın, diye bağırır. sonra da silahını doğrultur. -hoca benim gibi savunmasız bir geyiği vurabileceğine inanmıyorum, der geyik. hoca tetiği çeker ve konuşur: -e geyiğin konuştuğuna inanıyorsun ya! (ne yazık ki geyik bundan bir mesaj çıkaramaz*)
hoca-ulan badem biyik,paranin amina koyuyosun ha..sen limuzine biniyorsun biz e$$ege.. charlie-mr.nasrettin teacher param var ama mutlu degilim.ben maskeyim sen gerceksin hoca-siktir lan $ominede dolar yakarken de soylesene bunu...der bunun uzerine charlie hocayi badiguardlarina dovdurur..hoca da turkiyeye doner.api$ arasina yogurt surer ve geceleri donsuz uyur..
hoca birgün eşeğini köyün veterinerine check-up'a götürmüş. veteriner hummalı bir çalışmaya girişmiş. en son eşeğin akciğer filmlerine bakarken konuşmuş: -eşeğiniz çok sağlıklı, hiçbir sorunu yok. hoca da: -desene eşek geldi eşek gidecek.
köyün magandalarından biri bir gün hocanın yolunu kesmiş. -hoca, sen geçen gün büyük ağacın orda bizim yeğene laf koymuşsun, demiş. hoca da: -durumu nasıl, diye sormuş. o anda kendisinin de makaraya alındığına inanan maganda hocanın üstüne yürümüş. hoca da arkasını dönüp koşmaya başlamış, koşarken de dersi kendine vermiş: -dilin ne kadar sivriyse tabanların da o kadar kuvvetli olacak.
timurlenk, yildirim bayezid'i demir kafese kapatmis, sehir sehir dolastirirmis. maglup padisahin bu halini goren ahali de pek uzulur ama n'apacagini bilemezmis. nihayet, turnenin aksehir ayaginda, urkekliklerini yenmisler. ihtiyar heyeti toplanmis, beyin firtinasina koyulmus. nasreddin hoca soz almis: - bir canak yogurt icinde ege gotureyim ben, demis. heyet uyeleri gulmus: - yahu hoca, mogol dediysek mongol demedik. hem bayat numara bu, tutmaz. hoca bu, durur mu: - ya tutarsa!
yagmurlu bir aksamda hoca kosarak evinin yolunu tutuyormus, koyun delikanlisi "hoca hoca, mubarek yagmurdan kacilir mi, hic yakisiyor mu sana" seklinde serzeniste bulunmus, hoca istifini bozmadan "guzelim ben kacmiyorum sadece mubarek damlalara basmamak icin kosuyorum" diyivermis, genc de; "guzel hocam cahil hocam, yagmurda kosarsan daha cok islanirsin' demis ve hoca heyecanla bu yeni ogrendigi bilgiyi sozluge girmek icin adimlarini biraz daha hizlandirmis...