adam 18 yasinda eglenmis gulmustu turkiyenin vizyonuna cikip, hic de umurunda degildi sanirim onemli biri olmak bir yerlere gelmek...o acidan imrenmistim kendisinde ki larcliga. en erotik klibi cekmisti, en kisa vocal range i olan sarkiyi soylemisti
tarkan ekolünden parlama bu emre matraş isimli çılgın popçunun klibinin birinde memelerini falan bulduğun fırsattan müteakip gayetle sergileyen bi kadına fırsat tanımışlardı; gençken iyiydi, hoştu tabii bu figürler. deniz kenarında bir kızın, bu star adayıyla yatıp yuvarlandığı klip pek çok tartışmalara sebebiyet vermiş -yanlış hanımsamıyorsam- star'ın bir gün kapatılmasına sebep vermişti.
ne de çirkindi klipteki o beyaz gömleği, ıslak beyaz pantolonu, aklıma geldi, hevesim kaçtı bir anda.
klibi falan tutmayınca, dedikodular, tv rezil etmeleri de arşı alaya değince bunu kıbrıs'a göndermişler, biz "güzellik kraliçesi" kızla evliydi... bu emre uyuşturucu hadiselerine dalmış, tedavi falan görmüştü, televizyonda falan gördük bu aşamaları . çağırdıkları televizyon programında, "bi daha yapmicam, hayranlarımı üzmiycem, karımı da üzmiycem, hatalarımı anladım" gibi sözler etti, "albümümün yarısı hazır, bu defa çok farklıyım" demeyi de ihmal etmedi.
ikinci albümü çıktı muhtemelen ama kime çıktı, aile arasında mı bastırdılar anlamadım gitti.
bir zamanlar deli gibi asik oldugum,...5 kere telefonda konustugum, cogu insanin gicik oldugu insan...sanirim tek hayrani bendim... ama simdi gorsem tanimam, cok uzun zaman oldu...
1-2 şarkısı dışında maalesef biraz tırt bir albüm çıkaran şahıs. türkiye'ye island/reggae tarzını getirmeye çalışmış, ama pek başarılı olamamıştır. yine de bilmesi lazımdır ki; 2001'de cd'sini alan bir hayranı hala var türkiye'de... (bkz: turkiye seninle gurur duyuyor)
ikide bir gazetede dergide cikar, buz hokeyi milli takimi oyuncusu oldugunu iddia ederdi. halbuki degil milli takim, herhangi bir lig takiminda bile oynamazdi. hatta ve hatta adamin paten yaptigini bile goren oldugunu sanmiyorum. o zamanlar roportajinin yayinlandigi nesriata telefon edip onu ispiyonlamak isterdim, firsat olmadi. simdi dusunuyorum da, amaaan, ne onemi var ki...
tarkan'la yine sensiz albumunden sonra arasi acilan yapimci alpay aydin'in intikam amaciyla piyasaya surdugu bir sarkiciydi bu adam. sarkilarinin cogu da alpay aydin'a aitti zaten. ciktigi zamanlardaki popcularin cogu konservatuar ogrencisi ya da mezunuydular. o ise bir baltaya sap olamamis, hirsli ama yeteneksiz bir produktorun kanatlari altinda parasini bastirarak kaset yapmis bir zengin cocugu olmanin ezikligini "mimar sinan universitesi konservatuari'na girmek istiyorum" diye demecler vererek atmaya calismisti. ciplaklik* ve taklitle* gelebilecegi yere kadar geldi, sonrasinda da unutuldu gitti.
island raggae dedigi muzigi pek olmasa da klibi çok güzel tutmuştu bu arkadaşın, tek kanallı trt doneminden henuz yeni yeni çıkan ve bazı belediyelerin çanak anten ile verdigi alman rtlsat 1 kanallarını izleyen birkaç ilçe halkı dışında beyaz camda kadın göğsü görmeye alışık olmayan tr televizyon izleyicisi arasında “haydi çal” klibinin klibinde bir kac saniye gorulen nü manzaralar hoş bir etki yaratmış o donemde ergenzlik çağlarını yaşamakta olan gençlerin severek izledigi kliperden biri olmuştu
klibin fonunda calan ve şarkı oldugu soylenen tıngırtı ise yaklaşık olarak şu sözlere sahipti haydi cal cal durma cal cal cal cal yine cal cal hey hey hey (x2) hoy hoy hoy (x2)
kliplerinde kafasına zeytin dalları dallar gecirip iki eli havada huşu içinde sallanan emre matraş efendi bu şarkısı ve klibi ile hare krishna hare hare rem rem tadı yakalmaya çalışmakta idi, ama olmadi, yemedi sanırım, bir de buz hokeyi oyunculugunun yanında arada milli sutopçu oldugunu da soylerdi bu arkadaş, dogru mu bilinmez
$anssız adam. bu bıraktıktan sonra piyasaya mustafa sandal çıktı da her bir yanını üfürüklerle açtırdı kimse "kapat oranı buranı" demedi. halbuki emre öyle mi? gariban, klibinde su altında gezen bi iki popo gösterdi diye ba$ına gelmedik kalmadıydı.
ezik şarkıcı altuğ karakteri çok yüksek ihtimalle bu arkadaştan esinlenilmişti. fakat kendisi sahnelere erken veda etti. böylelikle yere düşen misyon bayrağını da gökhan özen kaptı, -eksik olmasın- koşturuyor dört nala. emre'nin çıplak sırtına geçirdiği bok rengi deri yeleğini ve kurumuş yengeçli kolyesini unutamam. kumsalda manda gibi kıvrandığı, etnik dans kavramında çığır açan klibi boys anılar'a, ismail yk'ya örnek olmalı bence. biz onun adına utanırken, o ayrık dişleriyle kameraya sırıtırdı gevşek gevşek. aah emre, matrak emre. haydi yine çal. ölümü gör.
bu çocuk ilk defa 1995 senesinde "haydi çal" isimli, pek bir boka benzemeyen şarkısıyla yeni açılıp saçılmış, habire yeni yeni tiplerin arz-ı endam ettiği pop dünyamıza düşmüşken "ben farklıyım çünkü ben türkiye'de hiç denenmemiş bir müziği, reggae'yi getirdim" diye röportajlar vermiş, yanına da boy boy üstü çıplak pozlarının yerleştiği haberleriyle güzide basınımızda kendine yer edinmişti. ilk albümünden zannedersem iki şarkısına klip çekti. o aralar* hatırlarsınız, imaj yapmak diye yeni çıkmış ve çok tutulmuş bir kavram vardı, millet imaj yapıcam, farklı olucam diye kendini yırtardı. seden gürelin garip beyaz kıyafeti, bendenizin abajur eteği vs. gibi daha çok neslihan yargıcının bok yemeleri şeklinde en uç örnekleri sergilenmiş bir durumdu. neyse, bu emre matraş için tasarlanmış olan imaj ise çıplaklığı ve bu çıplaklığıyla ilişkilendirilmiş bir erotizm konseptiydi. türk pop dünyası o zamana kadar, en uç örneğini gönül gül hamfendinin verdiği bir "kadın erotizmi" konseptine aşinaydı. öte yandan türk piyasasında "erkek erotizmi"nin kullanıldığı bir örnek ortaya çıkmamıştı. bu konseptin iş yapabileceği, yabancı piyasada bir boy band* konseptiyle, bir kaslı erkek* ya da daha naif bir erkek figürüyle* vesaire şeklindeki örnekleriyle pek çok defa görülmüştü.
oğlanın bu konsepti iyi şekilde taşıyabilecek bir fiziksel görünümü*vardı. yakışıklı sayılabilecek bir yüzü, kılsız tüysüz, fazla kaslı olmayan ama hantal da durmayan vücudu, hafiften de titreterek çıkardığı sesiyle magazin literatürüne genç kızların sevgilisi olarak geçmiş kavramı tam anlamıyla doldurabilecek bir potansiyeli vardı. bu bakımdan bir falso yok. ayrıca konsepte uygun, hatta tam ayarında bir sansasyon yaratacak da klibiyle, aslında gayet de iyi pazarlandığını söyleyebiliriz. yalnız aklımda kalan şöyle bir durumu vardı: bu çıplaklık mevzusunu o kadar abartmışlardı ki, bir gençlik-müzik dergisinde* o dönemde ailesiyle yaşadığı evi ziyaret edilerek yapılan bir röportajında, imajı devam ettirme kaygısı uğruna üstü çıplak pozlar vermeye devam etmiş, gayet normal bir türk evinde sofrada gayet normal türk tipli annesi, babası ve kardeşinin yanında üstü çıplak ayağında bermuda pantolonlarla çorba içerken çekilmiş fotoğraflar gibi absürdlük sınırlarını zorlayan enstantaneler yakalanmıştı. yine böyle üstü çıplak kitap okurken, çamaşır asarkenki fotoğraflarının arasındaki röportajında sorulan "böyle üşümüyor musunuz bu kış vakti?" şeklindeki soruya "n'apim menajerim böyle istedi, sadece üstü çıplak poz vereceksin dedi" şeklindeki cevabıyla meraklı gönüllere su serpmişti. yine benzer şekilde annesi de "üşütecek diye çok korkuyorum ama heves etti diye de sesimi çıkarmıyorum" şeklindeki anaç türk annesi yorumuyla da, batıdan apartılan bu "imaj" meselesinin, türkiye'de aslında ne kadar yanlış anlaşıldığını gözler önüne sermesi bakımından da ilginçtir. yine de o dönemki liseli genç kızların defter kapaklarına, dosya üstlerine resimlerini yapıştırtmayı başarmıştır.
çıplaklık temalı ikinci klibinden sonra uzun bir süre ortalarda gözükmeyen emre matraş, aradan yıllar sonra ikinci albümüyle piyasaya geri döndüğünde çıplaklığı gitmiş(zira imaj yapma devri kapanmıştır artık), "reggae getiriyorum, çığır açıyorum" iddiaları silinmiş, gayet ortalama bir şarkı, ortalama bir görünüm ve vasat altı bir kliple tekrar karşımıza çıkmıştır. amma velakin başarı elde edemeyip, bir daha geri dönmemek üzere pop müzik piyasasından silinmiştir.
türk popundaki bu "erkek erotizmi" boşluğunu kapatmak üzere, bir yoncimik yapımı olan birkaç iyi adam pazarlanmış(onların da ne kadar boy band oldukları, ne kadar erotizmi ön planda tuttukları tartışılır) ama tutmamış, başka da kayda değer bir gelişme olmamıştır. bir yan imaj olarak kendi erotizmlerini de kullanan tarkan, mustafa sandal gibi şarkıcılarsa, asıl olarak "erkek fetişizmi"nden yararlanmadıkları için klasman dışıdırlar. batı piyasasında inanılmaz iş yapmış, paralar kazandırmış bu konseptin türkiye'de neden bu vakadan sonra görülmediği ilginç bir konudur. öte yandan bu bakımdan emre matraş'ın yine de türk popüler müzik tarihinde, müziğiyle olmasa da, "imaj"ıyla ilginç bir noktada durmakta olduğu düşünülebilir.
yıllar önce televole'de görmüştüm kendisini. kıbrıs'a yerleşmişti. böyle kilo almış, göbek yapmış haliyle; erken biten müzik macerası için "türk halkı bana sahip çıkmadı" demiş ve "türkiye'ye reggae müziğini getiren adam"a karşı bu nankörlüğümüzü yüzümüze vurmuştu.