feodalizm


orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. sosyal kontrolün ön planda olduğu yönetim biçimidir. ilginç olan özelliklerinde biri bu dönemde hapis ve sürgün cezasıjının bulunmamasıdır. işçiye ihtiyaç duyulan dönemde suçlunun sürgüne gönderilmesi veya hapise girmesi işçi kaybı ve dolayısıyla üretim kaybı olduğu için daha farklı yöntemlere başvuruluyordu..
    (status libertatis, 15.06.2004 21:26)
  2. (bkz: feodal solcu)
    (van der levend, 19.12.2004 16:43)
  3. büyük arazilere sahip lord veya senyör denen kişilere koruma ve adalet karşılığında mal ve hizmet üreten köleler ile serfler ve hür köylülerin alt tabakasını meydana getirdiği dikey olarak örgütlenmiş siyasi, iktisadi ve sosyal bir organizasyondur.
    (naksidil, 15.08.2005 21:16)
  4. (bkz: kürt feodalizmi)
    (galatyphoon, 28.08.2005 19:03)
  5. temel özelliği siyasi bölünmüşlük ve sosyal eşitsizliktir.senyorler topraklarında yaşayan insanların üzerinde mutlak haklara sahiptir.feodalizm bütün ortaçağ boyunca devam etmiştir.devam ettiği süre içerisinde avrupa'da sosyal adalet kurulmamış,bu nedenle halk asiller,rahipler,burjuvalar,köylüler gibi çeşitli sınıflara ayrılmıştır.
    (friction, 28.08.2005 20:12 ~ 20:13)
  6. avrupada doğduğu sanılan fakat ilkin iran'da doğmuş olan sosyo ekonomik yapı. yönetimsel açıdan düşünürsek verimli ve arzu edilir olan (tabi ki yöneticiler tarafından arzu edilir olan, zira ancak onlar arzu eder) gücün/yönetimin tek elde toplanması yani merkezi krallık rejimidir. fakat merkezi krallığın hantal ordusu, bol at yetiştiren ve neredeyse doğduğundan itibaren at sırtında yaşayan bozkır göçebelerinin sınırları yağmalamasına engel olamamaktadır. doğrudan cephe savaşına girmeyip, vur-kaçlarla, yağma akınlarıyla krallığı yıpratan bu göçebeler; şartlar kendileri için zorlaştığında ya da krallıktaki bir otorite zaafında (daha da kötüsü ikisi aynı anda gerçekleştiğinde) sınırlardan çok içerilere kadar girmekten çekinmemişlerdir. bu durumda yapılacak en akıllıca şey sınır boylarına hafif süvariyi alt edebilecek ağır süvariyi kelimenin sözlük anlamıyla yerleştirmektir. asalet ünvanları, toprak ve bilumum feodal yol yöntemle bugün şövalye olarak bilegeldiğimiz şeyi sasaniler icat etmiş, oradan bizansa geçmiştir. iran gibi kırsala değil şehirlere dayanan ve denizci bizans ağır zırhlı piyadeyi istanbula toplamış ondan sonra sittin sene yok peçenekler, yok gotlar, lombardlar, araplar, türkler uğraşıp durmuştur. moğollar irandan başlayıp acem, türk ve arap gücünü kırmamış olsa idi çok daha önceden tarih olmuş da olabilirdi bizans. en nihayetinde feodalizm bizans'dan, attila kabusunu yaşamış olan avrupa'ya geçmiş, romadan sonraki kaos ortamında yayılmış ve altınorda kabusuyla kök salmıştır. başta avrupa olmak üzere birçok yerde sosyoekonomik yapı olarak varlığını sürdürdüğü uzun çağlar boyunca geçtiği aşamalar başka bir entryde anlatılabilir fakat ortaya çıkışı kabaca bu minval üzredir.

    edit: entry bu haliyle feodalizm hakkında yanlış bir fikir veriyor gibi görünebilir. yani feodalizmi savaş tekniğinin zorunlu bir sonucu gibi göstererek, ekonomik belirleyicileri gözardı ediyormuş gibi görünebilir. fakat unutulmamalıdır ki savaş, özellikle de ortaçağda, her zaman ekonomik bir faaliyettir. yoksa ağır saban gibi üretim teknolojisindeki gelişmelerin tetikleyici olması gerçeği sabittir. ikinci bir nokta feodalizmin genellikle avrupa çerçevesinde düşünülmesinde. hatta iş doğuda, bizans dahil, feodalizm olmadığı fikrine kadar gidebiliyor bazen. bu fikir bence yanlıştır. avrupa'da feodalizmin oluşmaya başladığı zamanlarda, roma valisine ait silik hatıralardan başka kökleşmiş ve içselleştirilmiş bir devletleşme, kurumsallaşma olmadığı için oluşan feodalizm de barbar germen kabilelerinin (ve genel anlamda bütün göçebe kabilelerin) nispeten eşitlikçi karakterine sahip olmuştur(bütün o hun, göktürk konfederasyonlarını, han seçmek için toplanan moğol kurultaylarını anlatmaya gerek yok sanırım göçebelerin eşitlikçi sosyal yapısını belirtmek için). avrupa'da kralla soylular arasındaki ilişkinin tabiyetten çok karşılıklı hak ve yükümlülükler esasına dayanması ve kralın "eşitler arasında birinci" vasfının doğudaki örneklerine göre daha baskın olması bundandır. doğuda ise feodalizmin oluşması sürecinde köklü devlet geleneği olaya hakim olmuş ve ikta, timar ya da proinai sahipleri devletin bir memuru statüsüne indirgenmiştir. merkezi krallığın avantajlarından avrupa'ya göre daha uzun bir süre ve daha verimli şekilde yararlanan doğu bu sayede çok daha erken dönemlerde yüksek bir kültür yaratabilmiştir. avrupa ise uzun bir süre sonra merkezi krallıklarını güçlendirdiğinde bile sosyal yapısına sinmiş bir kollektivist ruh ve sözleşme kültürü sahibi olmuş ve ancak burdan parlementarizm uç verdiğinde sivrilebilmiştir. fakat tabi ki işimiz benim uygarlığım seninkini döver değildir, tarihe hayıflanmak hiç değildir. olgular, benim görebildiğim kadarıyla, böyledir.

    edit 2: şu sıralar okumakta olduğum henri pirenne'in hz. muhammed ve charlemagne isimli kitabından bir kaç konuyu aktarmak isterim. pirenne diyor ki, müslüman fethi kuzey afrika ve ispanyaya uzanarak batı akdeniz ticaretini bitirmiştir. venedik, siraküza vs. gibi şehirleri ve bunları savunacak rum ateşiyle donanmış filosu olan bizans, doğu akdenizde ticareti canlı tutmuştur; fakat marsilya limanı yağmalanmış, provence kıyıları da arap korsan kaynamaktayken, deniz gücü olmayan frank krallığı doğu ticaretinden tamamen mahrum kalmıştır. hal böyle olunca ticaretle (pazar ve geçiş vergileri ile) dolan krallık hazinesi boşalmış, kaybolan sadece ipek ve baharat olmamış, tüccar sınıfı, okumuş laik kesim, saray erkanı da buhar oluvermiştir. bu durumda frank krallığı kara içlerine çekilmiş ve ilkel bir tarım ekonomisine dönmüştür. roma'nın devlet yapısını ve imparatorun hatırasını güçlü hazinesiyle yaşatan kral(merovenjler) gücünü kaybetmiştir. artık dağıtabileceği bir hazine değil sadece topraktır. bu da vassallık ilşkilerine ademi merkeziyet kazandırmıştır. buraya kadar güzel. pirenne bunu avrupa feodalizminin çıkışı olarak niteler. bana göre ise feodalizm bundan çıkmış değildir, fakat bundan dolayı merkezi olarak güçsüz bir nitelik kazanmıştır. benim bir önceki editte bahsettiğim roma valisine ait silik hatıralar için pirenne müslümanların sebep olduğu ticaret noksanlığını gösterir. doğuda ise hiçbir zaman merkezi krallığın yapısı böylesine sarsılmamış olduğundan feodalitesi de kendine göre olmuştur. ha pirenne bir germen-roma sentezine karşıdır. bana göre ademi merkeziyet sebebi olan noktaları (roma'nın yokluğu) o feodalizmin çıkış sebepleri sayarak feodalizmi avrupaya özgüler ki külliyen yanlıştır. neyse lafı daha fazla uzatmadan kitaptan alıntıya geçelim:

    " krallık yönetsel özelliğini yitirmekte ve artık krala, saygı bile duyulmayan bir vassaliteyle, bağlı bulunulan bir yerel prenslikler bütünü haline dönüşmektedir. krallık iktidarı, bu iktidarın ajanlarının ellerinde parçalanmış ve kapanın elinde kalmıştır. zaten böyle olması da kaçınılmazdı. charlemagne'ın prestiji hayal kurmamıza yol açmasın. onun hükümet edebilmiş olması olmasının nedeni, askeri gücü, ganimetten gelen zenginliği ve kilise üzerindeki egemenliği idi. işte bütün bunlar sayesinde, düzenli bir maliyesi olmadan hükümet edebilmiş ve hepsi de büyük toprak sahibi olan memurlarını kendine itaat ettirebilmiş ve bağımsız bir şekilde yaşayabilecek durumda olan bu insanları emri altında tutabilmiştir. maaş karşılığı çalışan memurları olmayan bir yönetim nedir ki? bu durumdaki bir yönetim mekanizmasının, istediği zaman kralı devre dışı bırakarak kendi için yönetime başlaması nasıl önlenebilir?....devletin ekonomik temeli, charlemagne'ın muhafaza etmeyi hayal ettiği yönetsel yapıya cevap verecek durumda değildi. çünkü bu ekonomi, pazara dayanmayan büyük toprak mülkiyeti üzerine temellenmişti. artık toprak sahiplerinin güvenlik ihtiyaçları yoktur, çünkü ticaret yapmamaktadırlar. bu cinsten bir mülkiyet anarşi ile çok iyi uyum sağlar. elinde toprak tutan hiç kimsenin artık bir krala ihtiyacı yoktur" . çok çarpıcı.

    son bir nokta. ben de kendime, neden dönüp dönüp bu feodalizm konusuna geldiğimi ve mevzuyu hep avrupa/doğu feodalimleri kıyaslamasına dayandırdığımı soruyorum. cevabım şu: bu ülkede konuların anası doğu/batı meselesidir. bu mesele diğer konuların içinden çıktığı bir kaynaktır. doğu batı meselesinin kilit noktalarından biri de bu feodalizm mevzusudur gibime geliyor. bilemiyorum.
    (pesa, 28.08.2005 23:54 ~ 20.03.2007 20:19)
  7. feodlizm kelimesi, kökenini latince feudum dan alir. feudum latince davar demektir , büyükbas heyvan demektir. yani feodalizm in birebir türkce meali davarizm , davaristlik gibi bi seydir. ortacag avrupasinda bu döneme feodalizm isminin verilmesi, toprak sahibi derebeyinin, feodal beyin topraklari üzerinde yasayan insanlarin statüsünün, ayni toprakta otlayan davardan, büyükbasdan farkli olmamasindan ileri gelir. derebeyi demek bi nevi davari güden coban olmak demektir.
    (aimar, 06.11.2005 17:48 ~ 17:51)
  8. ortacagda feodal orgutlenme m.s 5.yy'da baslamis ve 9.yy'da klasik bicimini almistir.klasik feodal orgutlenmenin iki nedeni vardir.bunlar; 1- agir saban (uretim teknolojisi) 2- agir suvari (savas teknolojisi) dir.
    (agaburak, 18.01.2006 18:09)
  9. tamamen zararsız görünen hatta bilakis çok faydalı bir icat olan pulluğun başının altından çıkmış bir kurumdur. her ne kadar sasaniler tarafından icat edilmiş olduğu söylense de efendim şövalyelerin ortaya çıkmasına da bu pulluk sebep olmuştur. ha bir de unutmadan söyleyelim üzengi. avrupa'nın balçık içindeki toprağını yararak su yolları açan ve toprağın verimli işlenmesini sağlayan bu alet sayesinde bolluk bereket gelince, köylüler semirmiş, yöneticiler semirmiş. tarımsal zenginlikle gelen huzurun ve tabii ki zenginliğin ta kendisinin korunması için gereken merkezi otorite o tarihlerde avrupa'da namevcut olduğundan mütevellit feodalizm tüm haşmetiyle gelmiş kurulmuştur efendim.

    nasıl mı? e bu semiren köylülerden biraz daha fazla vergi alalım diyen yöneticilere köylüler de hay hay deyince, işte bu üzengiye basıp ata binen şövalyeler güruhundan güçlü ordular ortaya çıkmış. ama kimin orduları? zengin toprak sahiplerinin. böylece zengin yönetici sınıf, şövalyeler ve köylülerden ya da daha akademik terimlerle lordlar, vassallar ve serfler arasında karşılıklı hak ve görevlere dayanan bir ilişki gelişmiştir.

    şunu da belirtmeliyim ki, doğu feodalizmi ile batıda ortaya çıkan feodalizm birbirinden çok farklıdır. batıda lord ile vassal bir tür sözleşme ile birbirine bağlıyken ve toprak sahipleri zamanla merkezi otoriteye karşı birer direnç noktası haline gelirlerken, doğunun lordları merkezi idarenin memurları gibi çalışmışlardır. diyebiliriz ki, anayasal hükümet anlayışının temellerini de batı feodalizmi atmıştır. yani bir bakıma anayasal düzenin temel direği pulluktur.
    (durmusdusunur, 28.06.2006 23:08 ~ 29.07.2006 00:46)
  10. "feodalizmden modern doneme gecisin kacinilmaz sonucu, toprak mulkiyetine dayali bir egemen sinifin teknokratlar, idareciler ve kapitalistlerden oluşan bir egemen sinif lehine yok edilmesi olmustur."
    abd disisleri bakani henry kissinger. (for the record: selected statements, 1977-1980, s.17. little brown and co. 1981)

    (ara: o guzel atlara binip gittiler)
    (viva paulista, 16.01.2007 16:05)
  11. amerika'nın tarihinde yoktur ve neden bu kadar farklı (-,+) olduklarının anlaşılması için önemli bir bilgidir. sanırım bir de avusturalya'da hiç olmadı. (bundan çok emin değilim)
    (she cries, 13.03.2007 23:10)
  12. tarihsel olarak üç toplumsal eğilimin* birleşimi ile ayırt edilebilecek toplumsal dizge olduğu öne sürülebilir*

    1) male primogeniture (ilk erkek çocuğun üstünlüğü)- yani ailenin tüm varlığı, ya da buna yakını, miras yoluyla en büyük erkek evlada intikal eder. buna dünyevi ve dinsel güçler dahildir.
    2) serfdom (serflik?)- yani, gene miras yoluyla intikal edecek bir şekilde, köylülerin toprak ve emeklerinin üzerindeki denetimlerinin bir kısmının bu yukarıda bahsi geçenlere devredilmesi (aslında devretmek yerine "alienated"ı karşılayacak türkçe bir karşılık daha güzel ifade ederdi bu durumu).
    3) internal colonization of territory (arazinin içeriden sömürgeleştirilmesi)- yani, hal ve hazırda üzerinde mevcut bulunan birtakım ilişkilerin çözülmesi neticesinde, "yeni" arazilerin denetiminin köylüden lordlara devredilmesi süreci.
    (zifir, 07.08.2007 01:23)
  13. feodalizm topragin mulkiyetinin buyuk ailelere* ait oldugu, belirli yargilama haklari da dahil olmak uzere bu topraklar uzerindeki her turlu tasarruf bakimindan bu ailenin ozerk bulundugu, koylunun; feodal beyin kendisine ayırdigi ozel topraklarda serf olarak calisma yukumlulugunun ve kendisine ayrilmis tarlalarda urettigi urunun de belirli bir bolumunu vergi olarak bu aileyi temsil eden beye odemek zorunda oldugu uretim tarzi ve bu iliski cercevesinde belirlenen merkezilesmeyi onleyen parcali siyasi yapidir.

    kapitalizmden once bati avrupa'daki sosyoekonomik sistem olan feodal yapida; serf ya da koylu, kendisi de bir ust lorda bagli olan ve onun tarafindan korunan bir malikane* lordu tarafindan korunmaktaydi.boylece, sistem kralda sona eriyordu. gucluler zayiflari koruyordu, ancak bunun fiyati yuksekti. para, yiyecek, emek ya da askeri baglilik karsiliginda derebeyleri vasallarina fief ya da feudum (kalıtsal toprak kullanma hakki) bahsettiler. en altta topragi isleyen serfler vardi ve nufusun buyuk cogunlugu yiyecek ya da giyecek icin urun yetistirirdi.
    (bescayi, 03.01.2009 00:51 ~ 21:02)
  14. (bkz: timar sistemi)
    (fidel castro, 06.01.2009 11:10)
  15. kendisine ilişkin en eski ve köklü tartışma kelimenin kökenine dairdir.
    kavramın etimolojisinde latince ve germence[almanca değil, çünkü bugünkü almanca 14-15 yy. da doğar] köklerle karşılaşılır. bu da bize feodalitenin, latincenin konuşulduğu roma imparatorluğu mu yoksa germencenin konuşulduğu germen kökenli mi olduğu sorusuna götürür.

    biz etimolojiyle devam edecek olursak: geç dönem latincesindeki feodum ya da feudum kavramının dönüşmüş hali olduğu söylenir, ki bunun da kökeni germen kökenli fief'den gelmiştir denir.*
    ayrıca ingilizce fee sözcüğü de germanik kökenle ilişki kurar. bir başka germanik köken ise fehu-od sözcüğü yoluyla kurulur; ingilizce ve fransızca'ya fief olarak dönüşen ve önce sığır sahipliği sonradan ise toprak sahipliği anlamına gelen fehu-od yani.

    bugün ister roma ister germen kökenli olsun, feodalite kavramının fief'le ilşkisi olduğunu hemen herkes kabul eder. bu kabul fief'in, "bir üst yöneticinin bağışladığı arazi, toprak ve bu arazinin üzerindeki feodal mülkiyet" tanımımın, feodalitenin en temel taşlarından olduğundandır.
    örneğin ingiltere'de bu ilişki, feoffee ve feofment; eski fransızcada ise feoffer kavramlarıyla anlatılır.
    alman tarihçileri ise, fief'in almancadaki karşılığı olan lehn'den türeyen lehnswesen kavramın kullanılar.

    bir de bizim tımar var ki, bunun da kökeninin d.roma/bizans pronioa ile islami katı'a, sasani-selçuki ikta'ya giden uzun bir tartışması vardır, olmalıdır.

    * marc bloch, encyclopaedia of the social sciences, feudalism.
    (in nuce, 14.02.2009 14:55 ~ 26.02.2009 23:31)
  16. her birey feodal doğar, sistem tarafından eğitildiği sürece de feodal yaşar ve ölür. kendini eğitmeye başladığı zaman ise sistemin bir parçası olmadığı için acılar içinde yaşar, ölür ya da öldürülür.
    (karamurathangimiz, 21.02.2009 22:29)
  17. özeti: savaşanlar*+ çalışanlar/üretenler+ dua edenler*
    (paranormal paranoyak, 27.10.2009 22:47)



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment