hocam bunlar özetle cinsel kokulardir en çok erojen bölgeler ve koltukaltindan salinirlar direk olarak hipotalamusu etkilerler ve cinsel dürtüleri uyandirirlar ama günümüzde kullanilan parfüm ve deodorantlar islevlerini yerine getirmelerine engel olmaktadir bu yüzden çok gerekmedikçe kullanmam parfüm falan! yapilan bir deneyde 10 denek kadina bos bir sinema salonunda istedikleri koltuga oturmalari söylenmis tabi önceden belli koltuklara erkek feramonlari sikilmis 10 kadinin 8 i isaretli koltuklara oturmus ilginç diil mi?
ayni zamanda bir deneyde de, kadinlara yine söz konusu kokulardan en güzel olani seçmeleri istenmis, kadinlar en simetrik hatlara sahip olan hastaliksiz erkegin kokusunu seçmis. yani demem o ki, asimetrik v hastalikliysaniz irc den bagladiniz bagladiniz, yoksa araya perde koysan kar etmez.
parfümlerde artık bol miktarda kullanılan hormon.feromona dair ilk araştırmalar geyikgillerin erkek üyelerinin bacaklarında bulunan özel koku bezleri ve eş zamanlı olarak köpeklerin üreme bezleri etrafında yer alan pitrutüel bezlerin ( boşaltıma ve üremeye yardımcı bezlerden çok bağımsız) dişi bireyleri cezbettiğine dair verilerin doğruluğunun kesinleşmesiyle hız kazanmış. bu açıdan feromonun üreme bezlerine yakın ve ısısı daha yüksek alanlardan salgılanması şaşılacak bir sonuç değil.
bundan en karlı çıkan da ;ter bezlerindeki doğal kokunun yerini alan parfümlerin içine bu hormonu sentetik olarak katmayı akıl eden kozmetik endüstrisidir ki love essential adlı bir parfüm olayı abartıp; 10 gün içinde bu parfüm sayesinde çıkcak biri bulamazsanız paranız aynen idae adlı sırf karşı cinsin feromonundan oluşan parfümleri adına reklam kampanyası yapmaktadır. eh olayın boku çıktıkça,çok afaderseniz ılık ıslaklığı çıktıkça vulva nın piyasadaki yerini alması da kaçınılmaz olmuştur...(terin içindeki doğal feromonu yıkayıp enden sentetik halini süründüğümüz konusu ne yazık ki mikrobiyolojinin konusu)
ihtimalle sağlıklı genleri (üreme bezlerinin minyatür üreme hüzreleri kapsadığını hatırlayarak) ve bu gene malik sağlıklı bireyi bulmak üzere adaptasyona uğramış burundaki derbest sinirler feromonca uyarılmaktadır,ama bu uyarının bazı derin sonuçları vardır; babalarının terli atletleri koklatılan kadınlara başka birçok erkek deneğin atleti koklatılarak en çok hangi kokuyu çekici buldukları sorulur,seçili atletin sahibi denekelerin genetik frekansları ,deneye katılan kadınların babalarınınkiyle karşılşaştırılır.sonuçlarda frekansı veren dizilimlerde benzerlik görülür,bu sonuç belki de baba takıntılı kadın kavramını biraz olsun açıklamaya yeterlidir.bundan benim çıkardığım sonuç genetik açıdan kusursuz olmasa da daha önce şansını iyi kullanmış bir embriyonun benzer frekansı aramasıdır,oysa frekans benzedikçe kendileşme kaçınılmazdır ve bu saflıkla beraber hatalı genin denk gelme sıklığını artırdıından resmen zar atmaktır.
başka bir sonuç ise beraber yaşayan kadınlarda menstrual döngünün (bildiğin adet ) tarihlerinin birbirlerine yaklaşmasında feromonun etkili olduğu sonucudur.bu feromonun sırf talamusu uyarmakla kalmayıp hipofiz ve diğer eşeysel hormonları tetikleği yönünde de okunabilir.
ama benim dikkatimi çeken bir başka husus,reklam sektöründe ter kavramının sıklıkla kullanılmasıyla ilgili.alakalı alakasız her ürün için sexy imajıyla olarak gözümüze sokulan mankenlerin resimlerinde olmazsa olmazlardan malum irilikteki ter damlaları,tsşörtlerdeki ter izleri şüphesiz sexi anımsatması ve sex sells ilkesinin desteklenmesi açısından elbette önemli ama terin feromonla hatta kıl ve maçolukla dolaylı ilişkisi düşünülecek olursa içi hiç de boş olmayan bir rklam yöntemi gibi durmuyor da değil.
burunda bulunan, henuz yeni ke$fedilmi$ ozel bir algilayici hucreler toplulugu tarafindan analizi yapilan bir nevi mobildna ornegidir. kar$i cinse (ki ara$tirmalarima gore bu etki alani insanlarda bile 100 metreden fazla olabiliyormu$) "bak benim ozelliklerim bunlar, $uram saglam. $u hastaliga kar$i dayanikliyim" gibi mesajlarin iletilmesini saglar. cok pahali parfumlerde hayvanlardan alinmi$ feromonlar kullanilir. (bkz: fahrenheit)
askibaslatan kimsayal salgi... ayrica karincalarin gidaya giden yolu bulmalarina yardimci olur. koloni halinde yasayan karincalar, kendilerinden sonra gelenlere yol gostermek icin feromon salgilarlar. diger karincalar da feromonun yogun oldugu yolu secerek yollarini kaybetmezler ve gidaya en kisa yoldan ulasirlar.
iletişim, bildiğimizi sandığımız yollar dışında bir milyon şekilde daha gerçekleşir. bunlardan biri de kimyasal haberleşmedir. aslında sadece insanlarla sınırlı değil bu durum; köpeklerde, farelerde, kuşlarda, böceklerde - yani neredeyse bütün canlılarda - ayrıntıda ayrılsa bile temelde ortaktır. konuşma yeteneğini geliştirmeden önce haberleşemediğimizi düşünmüyordunuz herhalde. neyse.
kimyasal dilin cümleleri de bu feromonlardır işte. bir çok canlıda sırf bu feromonları algılayıp merkezi sinir sistemini durumdan haberdar etmekle sorumlu duyu organları bulunur. (bkz: altıncı his) erkek köpekler dişilerin kıçlarını koklayarak yumurtlama dönemlerinde olup olmadıklarını anlayabilirler misal. bir çok kişi bir arada yaşayan kadınların menstürasyon süreçlerinin feromonlar vasıtasıyla senkronize oldugunu bilir. genelde bilinmeyen erkeklerin salgıladığı kimi feromonların da bu sürece etki edebildiğidir. yine erkekler, yumurtlama dönemlerindeki kadınları daha çekici bulurlar bahsi geçen kimyasallar yüzünden.
aslında şunu söylemek için geldim buraya: bilinçli iletişim ile biz farkına varmadan bedenlerimizin kurdugu iletişimi bir skala üzerine koyup orantısal olarak değerlendirmeye kalksaydık, konuşmanın sadece çok dar bir bandı kapsadığını, bir çok mesajın jestler, mimikler, feromonlar gibi çoğunlukla bizim bilincimiz dışında gelişen süreçler aracılığı ile iletildiğini görebilirdik. tüm bu bilinçsiz iletişim faaliyetleri arasında hakkında en az bilgi sahibi oldugumuz kimyasal iletişimin, aslında zaten devasal kimya fabrikaları olan vucutlarımızın en çok kullandığı haberleşme yöntemi olması da muhtemeldir. üstelik koku sinirleri diğer duyulardan farklı olarak hiç bir işleme tabi tutulmadan direkt içgüdülerimizin kaynağı alt beynimize bağlanırlar.
tabi ki hiperkarmaşık insan ilişkilerini sadece bu kimyasallara bağlamak, direkt feromonlarla açıklamaya çalışmak yerinde olmaz. lakin yine de denyo denyo "senden elektrik alamadım" diyeceğinize "senden feromon alamadım" demeniz daha mantıklıdır. bir şeyleri bilmiyor olmanız ne yazık ki kıçınızdan uydurmanızı, dahası kıçından uyduranlara inanmanızı haklı göstermiyor. (bkz: bir seyin teorisi)
bir şey daha; bu feromonların kokuları çok önemli değil, kokuyu almasanız bile - ki muhtemelen koku sinirlerinizi aktive etmezler - etkilenirsiniz varlıklarından. çok daha baskın bir koku arkasına saklanmış olsalar bile farkedilirler yani. rica ederim feromon yayacağım diye deodorant kullanmamazlık etmeyin.
genelde göz altında (en azından insanlarda) elmacık kemiklerinin üzerindeki bölgede salgılandığı iddia edilen ve cinsel olarak uyarıcı etkisi olan koku sinyalleri (pheremone). havaya karışmak suretiyle karşı cinse "mesaj"lar yollayan ve cinsel arzuyu körükleyen bu salgı maddeleri bir inanışa göre doğada öpüşme kavramının yaratılmasını sağlayan maddelerdir. bebeğin annesini tanımasını sağlayan, sevgiliyi belirleyen, aile bireylerini yabancılardan ayırmayı mümkün kılan yine feromonlardır. normal kokulardan farklı bir işleyişe sahip olan feromonlar vomeronasal organ (vno) yolunu kullanır, normal koku alma sürecinden farklı bir süreç izlerler. vno feromonları hissettiğinde beynin susama, acıkma ve çoğalma gibi ilkel güdüleri kontrol eden bölümü hipotalamusa tamamen içgüdüsel sinyaller yollar, bu sinyaller anında, refleks olarak geri döner. insanlarda vho'ın varlığı hala tartışma konusudur... %80'de bulunduğu ancak zaman içerisinde köreldiğine inanılmaktadır... feromonlar ise yapay olarak labaratuarlarda üretilip sex shoplarda satılıyormuş... bunun nedeniyse günlük hayatta kullanılan parfümlerin ve hergün duş almanın doğal salgılanan feromonların etkisini azaltmasıymış...
aşık olunduğunda dengesiz davranışarın sebebi.vücut feromon maddesi salgılar.aşk bu maddenin salgılanmasıyla oluşur denir.ne derece doğru onu aşka sormalı...
biyolog bir arkadasimin yaptigi arastirmaya gore bu madde en cok burun kenarlari ve dudak ustunden salgilanmaktaymis. bu durum bi anlamda neden opusme ihtiyaci duydugumuzu acikliyor gibi.
nesinden hoşlanıldığı bir türlü anlaşılmayan, ancak her görüşmede elleri ayakları birbirine dolayan, insanı bir havaya fırlatıp ardından yerin dibine geçirten bir adamın/kadının bunları nasıl yapabildiğinin açıklaması.
roald dahl ın kısa hikayesi switch bitch te aynen bu kokulardan üretilerek baştan çıkarmaya programlanmış bir parfümün ihtimali üzerinde durulmaktadır.ülkemiz piyasalarında hikayenin içinde bulunduğu kitap ilginçtir ki kancık ismiyle yayınlanmaktadır*.
ilginctir ki insanlarla ilgili bir kimyasal degildir; basli basina cok karmasik bir kimyasi olan maddedir. insandaki ter ve tasak kokusu, bildiginiz igrenc kokulardir. tiksinctir bunlar, feromon degildir. feromonu hayvanlar, cok az miktarlarda salgilar. birbirleri arasindaki davranislarini bu olusturur. birbirlerini feromon ile tanirlar, feromon ile "burada bu varmis" derler; "burasi benim" isareti birakirlar. ha ama "ben hayvanim, ter ve tasak kokusuyla hatirlatirim kendimi" diyorsaniz sorun yok feromondur o. herhalde istesem bu kadar cok feromonlu cumle kuramazdim. ayrica ferormon olarak da bilinir feromon.