limon emdikten sonra olmak kaydıyla esnemeleri kabul ediyor, matrix in uçan tekme attırıp videoklip tadında can sıkıcı görüntü dondurup, çevresinde döndürme atraksiyonlarından haz alan, dünya görüşü oturmuş bitirmiş iddasında ki kardeşlerimizi bu filme izlemek yerine tekken oynamaya davet ediyorum.orda olaylar epey hızlı gelişiyor nede olsa. yeni zamanların, yer altından notları kışkırtıcı atmosferi karanlık kişiliğiyle, efekte endeksli bakışa hitap etmiyor diyorum.
görsel hafızamızı biraz zorladığımızda fight club ın matrix gibi zorlama mizansen dövüş esprisine kaçmadan adam akıllı sokakta gördüğümüz kavga sahneleriyle dolu olması, dövüş ve aksiyon sahnelerinde matrix in aksine reel zaman akış ve görüntülerinden ödün vermemesi fight club ın efekti araç olarak kullanmasına en iyi örnektir.sadece belli başlı akılın kurguladığı sahnelerde bu efekte yer verilmesi sizce bir tesadüf müdür? oysa ki matrix te herkesin pırıl pırıl karete yapması, gelişigüzel havalarda uçarken görüntülerin donması gibi beylik, bayağılaşmaya yüz tutacak efektlerin öncüsü olmaktan başka bir esprisi yoktur.gaz soundtrack ise dinleyicinin görüşüne ve prodüksiyonun büyüklüğüne endekslidir.gayeten güzel senaryosuna edilen lafları (bkz: bilenerek filme gitmek)ten öte gittiğini sanmazken, dövüş filmi, zannıyla gidenlerin hüsrana uğrayacaklarını söylemeden geçmek istemem.
izliyicilerde bi$i anlamadi.. tyler durden in karelerin icine yerlestirdi porno karelerin cikmasi ve kucuk kizin aglamasi ve filmin son karesinde tekrar ayni karenin konmasi esprileri? guzeldi.. 2.kez mutlak seyredilmesi gereken bir film
bireyin günlük hayatındaki bokluklara biraz daha katlanabilmesi için yapılmış; toplumun manipülasyonunu hedefleyen propaganda filmi. 2000'lere girilirken abd hükümeti ve fbi, bir grup yönetmene sisteme bağlayıcı, manipulasyon etkisi yaratan filmler yaptırmak istemiştir. yapılan araştırmalarda yumuşak, naif bir sistem eleştirisi getiren, şiddet ve aksiyon içeren, sonunda bireye hiçbir çözüm sunmayan filmlerin bireylerin sisteme daha az baş kaldırmasını sağladığı görülmüştür. bunun üzerine yapılan filmler hem amacına ulaşmış hemde yüksek gişe hasılatı getirerek fbi'a ek gelir sağlamıştır. bu filmlerden en başarılıları fight club ve matrix'tir.
sinema dergisinin fight club tasviri: anlatici (edward norton) bir suredir uykusuzluk cekmektedir. doktor onu tedavi etmeyi reddeder; bunun yerine ona kanser hastalarinin cektigi acilari hissetmesi icin onlarin tedavisine katilmasini tavsiye eder. kanser hastalarinin dert ortagi olan anlatici onlari kelimenin tam anlamiyla kucaklar. fakat marla singer (helena bonham carter) isimli bir turistin de oraya gelmesiyle ve onunla tanismasiyla anlatici'nin keyfi kacar.
bu arada anlatici, tyler durden (brad pitt) isimli, sabun yapip satan, aile filmlerine pornografik kareler yerlestiren, yemeklerin tadini bozan bir adamla tanisir. tyler ona her hafta yeni uyelerin katildigi bir kulupten sozeder. burada insanlar, iclerindeki her turlu vahseti ve saldirganligi su yuzune cikarmaktadirlar. kulup kisa surede ulke capinda populerlik kazanir.
ilk izleyisimin tersine, ikinci izleyisimde fena olmadim.. hatta finali bile kotu yonde etkilemedi ve hatta muzigimi (bkz: where's my mind) dinleyip huzur icinde cikip sigarami yaktim. ve kesinlikle; bazi filmlere giderkenki ruh hali onemlidir, bazen bazi filmler her seferinde ayri carpar... iste bu da onlardan biri..
fight club'un biraz da kor gozume parmak kapitalizm elestirisi basarili bulunabilir, lakin ilk kuralin hakkinda konusmamak olmasi gusel bir bulgudur, insanlar sorgulamadan yasamalidir ve bu insanlar en guclu tuketim nesnesi olan bedenlerine zarar vermektedirler
ya güzel film hakkındaki görüşler belirtilmiş ama sinemaya gözü kapalı gitmenin ne demek olduğunu anlıyamamakla beraber fight clup gibi bir filmin ironiden uzak bir şekilde tişörtünü kadar herşey alınmalı diyen bir zihniyetinde filmden pek bir çıkarım yapılamadığı gerçeğini değiştirmez kanımca.şizofreninin özündeki cift kisilik kurguda vardır göndemelerde bu kurgudan çıkmıştır.çıkarım yapılacaksa ne giyildiği nasıl durulduğu tyler durdenın don giymemesi sigarayı nasıl yere attığının ötesine çıkabilmek değilmidir ki olay.etmeyin canlar...
son zamanlarda gordugum senaryo su en oturmus filmdi denilebilir. efektleri dahi kaliteli kullanabilmis bir film. kamera filtreleri bile filmdeki elestrilere yakin, yari realist, yari mukemmeliyetci zihniyeti yokeden gorusu desteklicek, senaryoya sahip cikacak nitelikte. efekt olarak gorulen sahnelerde de bulaniklastirma ile mukemmel gozukenlerin bile oyle olmadigini bize gosteren bir film. ve butun bunlar filmi guzel gostersin diye konmus efektler degil. bu kalitede bir yonetmenin onlari kullanis nedeni sadece gorsel olmamali diye bir dusunmek lazim elestirmeden once.