derviş zaim filmi. antalyada ödülleri topladı. jürinin "en iyi film" ödülünü vermeye cesaret edemediği film. derin devlet meselesini gayet güzel irdeleyip bu budur bu da budur diyor. içinde aksiyon da var. gidiniz...
dervis zaimin tabutta rovasatadan sonra ikinci uzun metraj filmi...antalyada en iyi film alamamasının bi önemi varsa en çok ödülü almasının da bi önemi vardır... filmi izlemeden şöyle bi preview yapma açısından sayfasının dizaynıda gayet hosh... http://www.fillervecimen.com bu gece galası var...
tabutta rovasata'dan sonra hayal kırıklığı yaratan, başarısız diyalogları ve her baharattan bir tutam atma çabasıyla macar corbasi'na dönmüş olan film. görünen o ki edit masasında daha uzun yatması gerekirdi. bağlanamamış, kotarılamamış.
özellikle son sahnelerden birinde birden ortaya fırlayıp ingilizce konuşmaya başlayan kel kafalı pos bıyıklı adamdan sonra (ezel akay) ne ettin derviş abi dedim.
yine de filmin cesareti takdire değer. bir derviş zaim filmini on sinan çetin yirmi mustafa altıpatlar filmine tercih ederim.
sanem çelik güzel kızmış ben bunu anladım filmden çıktığımda.onun dışında filmde bi numara yoktu.tonla hata ile gedik ile, çapak ile doluydu.bir ara öğürür gibi oldum. bi de filimin bir yerinde uzay lafı geçiyodu, bilim kurgu sevenlere duyurulur.
filmdeki maratoncu kız havva silgi fabrikasında çalışıyordu soran birine de "mucize" silgi fabrikasında çalışıyorum diyordu. ama tüm ilkokul yıllarımızda kullandığımız pelikan marka silgileri zoom'luyorlar, gözümüzle gördüğümüzü idare edip geçmemizi bekliyorlardı. bunu bizden sürekli beklediler. filmde "idare edin artık" havası çok yoğun idi. nereye kadar? dedim. yanıt alamadım.
maratoncu kendi pasaportuna cocugun fotografini yapistiracak olunca bir an aman tanrim ne kadar klise dedirten ama pasaportu yakinca acaip gulduren film. maratoncunun saskin ve beceriksiz bir hali vardi, sevdim.
dervis zaim'in keske sadece senaryoyu yazip, yonetmenligi baskasina biraksaydi dedirttigi film. oyunculuk guzel, konu guzel, agresif islenmis, fakat sinema dili berbat. sikintidan kizilciklar dokmek uzereyken bitti de kurtuldum.
bir de kara melek ablanin baldirlari kasliymis, ona gozum kaydi. hos maratoncu oldugu icin yerine iyi oturmus, o ayri.
hiç bir ayrıntıya önem vermeyerek güzel bir film olma şansını kaybetmis bir türk filmi. hangi polis gözleri baglı olmayan birine işkence yapar ki? dahası hangi haber bülteninde vurulmuş birinin kanlar içindeki görüntülerini izleyebiliriz? başta bülent kayabaş' ın canlandırdığı karakter olmak üzere kişiler çok abartılı, olaylar çok dandik... "nabalım bununla idare ediyoruz".
gerçekten iyi filmdi.sanem çelik kızımızın üstlendiği karakterin varla yok arasındaki durumları baş rol özelliğini taşımıyor gibi görünsede, düşünmek lazım..filmin adının "filler" olması gerekmez miydi bu durumda? uğur polat'ın filmin zemininde hissettirilen eşcinselliği filmin tek kötü yanıydı.olmamış bu rol gitmemiş ona.
su ana kadar gelmis gecmis en basarili turk filmlerinden biri. ozellikle kullanilan lensler ve goruntu yonetmeninin basarili is cikardigi her an rahatca anlasilabilir.
tabutta röva$ata'dan sonra yönetmenin tarihi mekanlari, müzeleri, habercileri ve haber görüntülerini, karakoldaki falaka sahnelerini sevdigini gösteren bir film. karma$a ve ce$itlilik, ayrintilarin kör gözüm parmagina metodu olumsuz etki yapmi$ gibi görünüyor.
aldığı ödülleri de yazayım da tam olsun.. 37. antalya film şenliği, 2000 - ali sürmeli- en iyi yardımcı erkek oyuncu 37. antalya film şenliği, 2000 - mustafa preşeva - en iyi kurgu 37. antalya film şenliği, 2000 - mustafa ziya ülgenciler - en iyi sanat yönetmeni 37. antalya film şenliği, 2000 - derviş zaim- en iyi yönetmen 37. antalya film şenliği, 2000 - sanem çelik - en iyi kadın oyuncu 37. antalya film şenliği, 2000 - en iyi 3. film 20. istanbul film festivali, 2001 - sanem çelik - en iyi kadın oyuncu 20. istanbul film festivali, 2001 - fipresci ödülü (ulusal) 23. siyad türk sineması ödülleri, 2001 - en iyi film 23. siyad türk sineması ödülleri, 2001 - derviş zaim - en iyi yönetmen 23. siyad türk sineması ödülleri, 2001 - derviş zaim - en iyi senaryo 23. siyad türk sineması ödülleri, 2001 - sanem çelik - en iyi kadın oyuncu 12. orhan arıburnu ödülleri, 2001 - derviş zaim - en iyi film 12. orhan arıburnu ödülleri, 2001 - derviş zaim - en iyi yönetmen 8. çasod "en iyi oyucu" ödülleri, 2001 - sanem çelik - en iyi kadın oyuncu
adını filler oynaşırken, olan çimenlere olur atasözünden alan bir derviş zaim filmi. kimse dile getirmemiş olsa da* film susurluk kazasını konu alır ve bunu pekiştirmek içinde susurluk kazası ile birebir benzeşen sahnelere yer verir. filmin türünü ele alırsak kara film, gangster filmi ve sosyal melodram türlerini harmanlayan bir yapısı vardır. italyan neorealizmi ilk göze çarpan özelliğidir. film içinde birbirleriyle daha sonra tanışacak ya da hiç bir zaman tanışmayıp ama filmin konusunu farklı noktalardan alıp sürükleyen kahramanları zaman zaman aynı kare içine alarak amerikan bağımsız filmlerinde rastlanan göndermelere yer verir. film içinde etkili ve sorgulayıcı bir dil kullanılması filmin başından sonuna kadar seyirciyi tempolu tutmayı başarmaktadır. aynı zamanda filmin ilk gösterimi sırasında gündemde olan terör olaylarına gerçekçi ve cesur bir dille yer veriyor olması gerçekten de takdir edilmesi gereken bir noktadır. filmi onlarca kere izlemiş bir olarak kesinlikle gelmiş geçmiş en iyi türk filmi olduğunu düşünüyorum.**
sonundaki ebru sahnesinde "ebru insanı şööle rahatlatıyomuş, bööle moda sokuyomuş" diye ukalalık yaparken bir anda yellenmeme sebebiyet vererek beni kız arkadaşıma ve ekstradan yanımızda bulunan iki arkadaşa rezil etmesi dolayısıyla sinirlerimi bozan film.