27 mayıs ihtilali sonrasında görevinden uzaklaştırılan 147 bilim adamından biridir. bu olayla istanbul üniversitesi'nden ihraç edilmiş ve almanya serüveni başlamıştır.
başında olduğu kurumun telefonuna bazen kendisi çıkıyormuş bugün anladık ki. fuat sezginle görüşmek istediginizi söylediğiniz zaman önce bir güzel telefondakini konuşturuyor. eger sizde bir randıman gördü ise; "yavrucum fuat benim" diyip şoke ediyor insanı. kekelettiriyor, ayağa kaldırıp telefona saygı duruşu yaptırtıyor.
yakın zamanda, 26 nisan'da topkapı sarayı'nda, has ahırlarda yeni bir müze daha açacakmış. onun hazırlıkları ile uğraşırken bir yandan da muhteşem eserinin 16. cildi ile iştigal ediyormuş. 83 yaşında oldugu için malum, çok zamanı yokmuş..o yüzden çok zaman ayıramazmış fakire... ama geri de çevirmezmiş de. sevindirik edermiş.. ( allah uzun ömürler versin size hocam)
an itibariyle sessizce açılışı yapılan islam bilim ve teknoloji tarihi müzesi'nin babası. sayesine, alexander koyré'nin dediği üzere* "latin batının ustaları ve eğiticileri" olan arapların batıya ne aktarığını merak edenlerin meraklarını tatmin edebileceği çok mühim bir tarih müzesinin açılması mümkün olmuştur: gidelim ve öğrenelim.
*(études d'histoire de la pensée scientifique'de bilmem kaçıncı sayfada).
ben profesörüm diye caka satmayan insan. hakiki bilim adami. nice verimli meslektasi gibi o da ülkesini terketmek zorunda birakilmis. söz fuat sezgin'de:
"evimden çıktım. baktım bir çocuk diyor ki; 'yazıyor yazıyor, 147 profesörün üniversiteden çıkarıldığını yazıyor. gazeteyi aldım elime. baktım benim de ismim var. enstitü yerine süleymaniye kütüphanesi"ne gittim. o gün artık türkiye"de yaşayamayacağıma inandım. birkaç amerikan ve alman üniversitesine yazdım. iki ay sonra bana iki amerikan üniversitesinden ve frankfurt'tan davet geldi. daha kitabın malzemelerini tamamlayamamıştım. türkiye"den uzaklaşmayayım, sık sık türkiye"ye gelmek zorunda kalırım diye frankfurt"u tercih ettim". (kaynak: aksiyon, 19.04.2004, sayi 489)
istanbul ticaret üniversitesi'nin konuğuydu dün. bizleri resmen büyüledi. "ilk defa bir üniversitede konuşuyor" diye duymuştum ama yanılıyor da olabilirim.
darbeler neden kötüdür, sorusunun mücessem cevabıdır kendisi. 60 ihtilali ile tehlikeli bulunmuş ve kovulmuş memleket çocuğudur fuat sezgin. çalışmasına almanya'da devam etmiştir. muhteşem bir enstitü kurmuştur. düşünün bunun önemini bir. avrupa'nın göbeğinde, bir doğulu, hem de kendi medeniyetine sahip çıkıp, ömrünü o medeniyeti yüceltme adına geçiren bir doğu tarafından bir şarkiyat enstitüsü kuruldu. şarkiyat enstitülerinin oryantelist bakışlarından arınmış, egzotik tatlar arama derdinde olmayan ciddi bir enstitü kurdu fuat sezgin. ve bunu kendi ülkesinde, ihtilal sonrası gerici olarak itham edilip terbiyesizce kovulduktan sonra yaptı.
kendisi ile yapılan söyleşiler kitaplaşmış. bilimler tarihçisi fuat sezgin adı ile satışa çıkmış geçen ay. kurcaladım. beğendim kitabı. sıraya aldım.
fuat sezgin gibi bir alim ile sözlü tarih yapılması bence çok faydalı. hep merak ederdim kendi ağzından 147'lik olarak istanbul'dan ayrılışını. kitapta bunu da anlatmış.
her şerrin ardında bir hayır vardır demek kalıyor bize. gitmese idi ne iyi olurdu memleketinden. orası muamma. ama ben kendi payıma düşen teşekkürü bir gün, ömrüm ve ömrü vefa ederse elini öperek göstermek isterim.