ergen komedisi sinirlarini zorlayan yapim. biri ondort, digeri daha buyuk iki kizin lezbiyenligini kesfetmesi ustune kurulu isvec yapimi, dijital kamerayla cekilmis film.iskandinavya cikisli olmasina ve de dijitalle cekilmesine ragmen dogma hareketiyle pek alakasi yok. 'amal' isvec'te bir kentin ismi, fucking amal de, o sehirden bir an once kurtulmak isteyen kahramanin diline pelesenk ettigi laf. baska bir ilginc nokta olarak da, fucking amal ismini terbiyesiz bulmus olacak amerikalilarin, filmi 'show me love' adiyla gosterime cikardigini soyleyeyim. (opusme sahnesindeki ve kapanistaki sarkilara ithafen, oyle cok da alakasiz degil aslinda)
daha cok drama diyebilecegimiz oldukca dogal ve durust bi isvec filmi.. lezbiyen filmi iyi guzel ama bence ondan ziyade romantik bi film, zira lost and delirious'daki kadar bile lezbiyenlik gormeyeceksiniz.. soundtracki de cogunlukla isvecli gruplardan olusuyor ve filme cok guzel uymus.. agnes'in iyice depresiflesip odasina kapandigi sirada calan klasik muzik parcasi guzel olmakla beraber direk intiharlik bi parca*.. otostop ve sonrasi sahneler de hos..
"superb", "easily the best teen movie of the year", "completely charming.. a leader of the pack" türü alakasız övgülerle bezeli 86 dakikalı isveç flmi. bunca övgünün hakkını veremeyip hayal kırıklığı yaratıyor..
(skatanic saat 4'te salonda uyanir, hafif sizmi$tir fakat allahsiz ki$ilikler hala evinde cirit atiyor, uzerine bu filmi izliyordur) s: oha ne alaka bu film bu saatte? d: info'suna baktik lezbiyenler varmi$, onu izliycez. s: tamam.
renk olarak sarının tercih edildiği dramatik film. bende ki divxten mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama sanırım filmin grenli olmasıda tercih edilmiş. bu yüzden insana çokta gerçekçi gelemeyen film. ayrıca sinemada pekte kullanılmayan zoom hareketi bu filmde muhtelif sahnelerde bulunmakta. kısaca ilginç, ve güzel bir görüntü yönetimine sahip film. isveç aksanı başlarda rahatsız edebilir.
film güzel bir şekilde avrupa gençliğinin idiotluğunu sergiliyor lakin bunu yaparken ne trajedi ne komedi tercih edilmiş film tamamiyle saf bir drama. lakin moodysson'un lilja 4 ever'ını beğenip de izlendiğinde hayal kırıklığından başka bir şey değil maalesef. bir de agnes'in oyunculuğu kimi sahnelerde öylesine can sıkıcı ki, elin'in cana yakınlığına sarılası geliyor insanın. sanırım şahsi izleyişimde tüm atmosferi bozan da agnes'in yapaylığıydı filmde.
... babasinin agnes'e iletmeye calistigi yirmi bes yil sonra mutlu olacagi mesajina kahramanimizin verdigi cevap pek nefistir; tebrikliktir. birkac bira ustune gayet iyi giden ve guzel vakit gecirilmesini saglayan bir isvec filmidir. elin'e asik olmak kolay, agnes'e asik olmamak zordur. vay be, ne dedim ben.
filmde isvecte ailelerin 14-15 yaslarindaki cocuklarinin alkol almalarini normal karsiliyor olduklarini gorduk ve sasirdik gercekten. ama film ne kadar gercegi yansitiyor bilemiyoruz tabii ki.
iki kızın lezbiyenliğinden ziyade iletişim kurabilecekleri, iki çift laf edip dert anlatabilecekleri birini aramaları temasını işleyen bir filmdir. bu bakımdan eşcinselliği, bunalımı, ergen uzaylılığını yumuşak bir bakış açısıyla izleyeni bayıltmadan anlatmıştır.
--- spoiler --- filmin en güzel en muhteşem en can alıcı sahnesi 10 saniye bile sürmeyen elin'in gördüğü rüya kısmı bence. agnesin meydan okurmuşcasına yemekhanede,herkesin önünde elin'in yanına gelmesi ve herkesin bir anda susması. elin'in ince sarı saçlarına dünyanın en keyifli şeyini yapması; yavaşca okşaması, kulağının arkasına atması. 2sininde gözlerini kapaması ve yanak yanağa yaslanmaları oradan bi anlık ama sonsuza kadar kaybolmaları.gerçek bir rüya gibi en keyifli yerinde elin' in uyanması. gerçekten bu kadar saf,duru anlatılamazdı sanırım. --- spoiler ---
--- spoiler --- filmin sonunda kızların tuvaletten tüm okul kapının önünde beklerken elele çıkmaları ile coming out of closet** sembolik olarak gösterilmiştir. --- spoiler ---
--- spoiler --- filmdeki en güzel sahne son sahneydi kanımca. elin'in kakaolu sütü nasıl yaptığını agnes'e uzun uzun anlattığı sahne. heyecan ve utangaçlık yüzünden bir türlü konuya/aktiviteye girilemediğinde insanın alakasız bir şey hakkında uzun uzun konuşması ve karşı tarafın susup beklemesi durumunu çok güzel veriyor izleyiciye. --- spoiler ---
dönem gençliği üzerine özellikle başarılı bir çalışma. iletişimsizlik, iletişim kuramamaktan doğan boşluklar, bu boşlukları dolduracak zannedilen erken atılımlar... ve tabi aşk. film lezbiyenlikten öte isveç ' in boğucu havası ve gençlik üzerine başarıyla eğilen bir drama olarak duruyor. rebecka liljeberg 'in oyunculuğu yer yer donuk/tutuk, yer yer samimi ve duru. neden bilmem, filmi izlerken aklıma lise dönemleri ve lisedeki öğrenciler geldi...(!)