gazetecilik


orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. yazılı basın**da calisan kisilerin dahil oldugu meslek grubu.
    (kruva san, 26.12.2001 17:53)
  2. iletisim fakültelerinde bir bölüm..
    (bkz: radyo televizyon ve sinema)
    (bkz: gazetecilik)
    (godot, 20.04.2003 20:26)
  3. (bkz: gazetecilik ilkeleri)
    (phobios, 21.07.2004 14:14)
  4. medya köleliği. çalışırken maaş yerine götürdüğünüz faturalarla para kazanmaya çalışabilirsiniz. tabii iş bulabilirseniz.
    (ragman, 29.07.2004 20:26)
  5. yaşam ve ölümle doktorluğun olduğu kadar iç içe olan meslek.
    (cay, 27.09.2004 14:00)
  6. önce
    (ara: medya)
    nihayet*
    (bkz: turkiye gazetecileri hak ve sorumluluk bildirgesi)
    (bkz: besinci kuvvet medya elestirisi)
    (bkz: birinci kuvvet medya)
    (bkz: ortaya çıktı)
    (bkz: her medya elestirisi yapani bastaci etme yaklasimi)
    (laylaylom, 13.06.2005 21:23 ~ 21:36)
  7. günümüzde copy paste'den ibaret olan meslek dalı.
    (bkz: iha)
    (bkz: anadolu ajans)
    (prompter, 01.12.2005 16:46)
  8. süper kahraman mesleğidir.
    (bkz: superman)
    (bkz: spiderman)
    (bkz: heman)
    (bkz: hadi len)
    (cay, 30.04.2006 22:12)
  9. "gazetecilik mi, şantaj mı?

    istanbul bakırköy'de son dönemlerde işadamları birbirleriyle karşılaştıklarında hep aynı dertten yakınıyor: "
    yerel vizyon gazetesi seni de aradı mı?"
    bu soruya verilen cevaplar da hiç değişmiyor:
    "sorma aradı ama ne yapacağımı bilmiyorum." peki işadamları neden böyle konuşuyor?
    sorunun cevabı bakırköy'de yayınlanan yerel vizyon gazetesinin tavrında saklı.
    kulislerde konuşulanlara göre, gazetenin sahibi gözüne kestirdiği işadamından reklam alabilmek için her yolu deniyor. en klasik olanı da "ruhsata aykırı" veya "kaçak" yapısı olduğunu ileri sürmek.
    tabii, türkiye'de bu anlamda açığı olmayan insan yok gibi...
    bu da bazı yerel gazetecilerin işini bir hayli kolaylaştırıyor. yöntem de çok basit; önce "ilgilinin dikkatine" başlıklı bir yazı gönderiliyor. yazıda -hakkını yememek gerekiyor- gazeteciliğin temel ilkeleri de göz ardı edilmiyor. ilgilinin suçları, örneğin işyeri veya konutun bir bölümü mü, yoksa tamamının mı kaçak olduğu sıralanıyor ve şöyle deniyor:
    "gazetemizin yaptığı inceleme ve belediyedeki araştırması sonucunda işlemlerin imar kanununa ve ilgili ruhsat mevzuatına aykırı olduğu tespit edilmiştir. cevap hakkınızı kullanmadığınız takdirde gazetemizin elindeki bilgilerle haber yapılacaktır."
    gördüğünüz gibi buraya kadar her şey iyi hesaplanmış ve "ilgili" yi tedirgin edecek "ince" mesaj verilmiştir.
    asıl önemlisi bundan sonra olacaklarda. ilgili bu "mesajı" çabuk algılarsa hemen uygun bir reklam fiyatı üzerinde anlaşma sağlanır.
    peki ya algılamazsa?
    işte o zaman devreye biraz "gözdağı" ya da daha uygarca "aracı koyma" gibi farklı yöntemler giriyor.
    eğer iki yöntemle de ikna olmadıysanız, durumunuz iyi değil. manşetin sürpriz ismi sizsiniz! ya reklam ücreti ya manşet! seçme hakkınız elbette var.
    ama "papaz her zaman pilav yemez" misali bazı istisnai durumlar da çıkmıyor değil.
    işte bizim olayla ilgilenmemizi sağlayan da bu istisnai durum.
    elimde 20 mayıs 2006 tarihli bakırköy cumhuriyet başsavcılığı'nın aldığı bir "tanık ifade tutanağı" var. o belgede ataköy atrium iş merkezi yönetim kurulu başkanı tacettin kümet, bakırköy yerel vizyon gazetesi sahibi murat akkoç hakkında çarpıcı iddialarda bulunuyor.
    kümet ifadesinde vizyon hukuk bürosu'nda çalıştığını bildiği murat akkoç'tan bir faks aldığını belirterek şöyle diyor:
    "faksta iş merkezinde bir kısım aksaklıklar olduğunu, ruhsatsız işler yapıldığını, bu hususları çıkardığı vizyon gazetesinde yayınlayacağını belirterek görüşmek istediğini söyledi. ben de genel müdür nezih altınkök'le birlikte bürosuna gittim. iş merkezinin ruhsatını gösterdik. bize esnafların şikayetçi olduğunu söyledi. ben de esnafların neden şikayeti yasal mercilere değil de kendisine yaptığını sordum. gazeteci olduğunu, kamu görevi yaptığını söyledi." görüşme burada bitmiyor tabii. araya özel telefonlar ve özel aracılar da giriyor. kümet, ifadesinde bundan sonrasını şöyle anlatıyor: "son telefonunda salih taşbaş'la görüşmem gerektiğini, ileteceği mesajı olduğunu söyledi. ben de salih bey'i davet ettim. bana, murat akkoç'un bazı işyerlerinden böyle şantaj yaparak 20'şer milyar aldığını, benden de bu parayı istediğini söyledi."
    nihayet asıl niyet anlaşıldı.
    ancak iş bu noktaya varınca tacettin kümet, soluğu bakırköy cumhuriyet başsavcılığı'nda aldı. ve dilekçesini yazarak suç duyurusunda bulundu.
    kümet o dilekçesinde ilginç bir belgeden de söz ediyor: "yerel gazeteci murat akkoç'la ilgili aracı kişi salih taşbaş'ta ses bantları var." ortaya çıkan manzara şu; türkiye'de yerel gazeteciliği çıkar aracı olarak kullananların varlığı, asıl gerçek gazetecilerin işini zorlaştırıyor.
    dahası gazetecilik kimliği üç kuruşluk reklam uğruna kirletiliyor. bu kirliliğe artık bir son vermenin zamanı gelmedi mi? defolu yerel yönetimlerin de işine gelen bu tür gazeteciliğe karşı sadece meslek örgütleri değil, toplum da üzerine düşeni yapmalı ve kendi gerçek yerel gazetelerine sahip çıkmalı"

    yazan: mahmut ovur
    kaynak: http://www.medyafaresi.com/article_view.php?aid=823
    (pele, 24.06.2006 16:10)
  10. beyanlarına istinaden sayıları bir anadolu kentine denk gelen ancak gerçekten "gazetecilik" yapanların sayısının bir köy bile etmeyeceğine emin olduğum; ama yine de kutsal kabul etmeye devam edeceğim; olmasaydı ne halt ederdim diye ciddi ciddi düşündüğüm; 6 sene gayet keyifle ve elimden geldiğince hakkını vererek yaptığım; son kertede alın haberciliğinizi sayfalarınıza değil uygun bir yerlerinize sokun diyerek tüm ikna çabalarına karşın teamüden terkettiğim; hiçbir mesleğin insana veremeyeceğini düşündüğüm şekilde dünyaya ve insanın etrafına bakmasını refleks haline getiren; üzerine günlerce laf ebeliği yapabileceğim meslek.

    meslekteki erozyonun asıl nedenlerinden biri için ugur mumcu'nun "(bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz)" düsturu...
    (umit, 24.06.2006 17:10 ~ 07.07.2006 15:31)
  11. gunumuzde hakkini vererek yapanin az oldugu bir meslek desek yeridir. plazalarda icra edilen hatta astronomik maaslar alinan, bir cesit kalemsorler ordusu desek yeridir. hatta bu kalemsorler aldiklari maaslar ile bir gazete bile kurabiliyorlar. sonra bilgi ile topluma yon veriyorlar.
    son demlerde patronun isine gelen haberleri mercek altina al ve irdele mantigi ile işlerin yurudugu meslek.

    bu yazinin hedefi kalbur ustu gazetecilerdir. iktidarlar degissede bunlar hic degismez. hep bir yalama ve dirsek temasi icersindedirler guc sahipleriyle.

    meslegin tekrar eski sayginligini kazanmasi dilegiyle.
    (usul dune, 27.03.2007 02:03 ~ 02:07)
  12. televizyonda yapilani icin, haber mudurunun muhabirin yanina gelip "ben bugun bultende kari goreyim de sen ne haber yaparsan yap" demisligi olan meslek dalidir.. istifa dilekcesini yazdiginizin resmidir..
    (woolhouse, 27.03.2007 02:08)
  13. toplumlarin gelismesi, halkin bilinclendirilmesi ve cag disi dusuncelerin tedavisi gibi ulvi amaclara hizmet etmek icin nice zorluklarin sonrasinda bu gunlere gelebilmis meslek. doktorlar insanlar icin nasil hayati ise gazeteciler de toplum icin ayni hayati oneme sahiptir. turkiyede ise gazetelerimiz guzel kiz, sarhos kiz ve unlu kiz resimleri gostererek bizi tedavi etmeye calisiyorlar. insanlari uzerindeki etkisi tartisilamaz bu meslek oysa nice kafalarda nice devrimlere isik tutabilirdi.
    (longlifebulb, 05.11.2007 21:50)
  14. okullarında ne kadar doğru eğitim verilse de, sektör artık o kadar çığrından çıkmıştır ki, insanlar para kazanabilmek için ısmarlama haber yapmaya başlamıştır. ayrıca her önüne gelen gazeteci olabileceğinden mütevellit artık bu işin eğitimi alınmalı mı alınmamalı apayrı bir tartışma konusu olmuştur. bir bakıyorsunuz ekonomi, hukuk eğitimi almış ama yıllardır gazeteciliği hakkıyla yapıyor, diğer taraftan kimisi de gazeteciliğin yüksek lisansını bile yapmış ama hala iki kelimeyi biraraya getirip haber yazamıyor. bu nedenle gazeteci olmanın kesinlikle sosyoloji, ekonomi, hukuk, felsefe, siyaset vb. gibi temel derslerin haricinde bir olayın nasıl haber olacağı, 5n1k, haber yazmak gibi dersler veriliyor. bunu da artık okumayı seven herkes yapabiliyor neredeyse. o yüzden okumayı seven, toplumsal çözümleme yapan, gündemi bir kaynaktan değil birkaç kaynaktan takip eden geniş vizyonlu insanların yapabileceği bir meslektir diyorum.
    (nina, 06.11.2007 22:15)
  15. hayatim boyunca yapmak istediğim işin adi :(
    (dorukca, 07.11.2007 19:18)
  16. her devlet üniversitesinde aynı olmasada genelde gazetecilik bölümünde;
    1. sene diğer fakültelerle aynı ortak dersleri alırsınız (hukuk, pazarlama, reklamcılık, iktisad, psikoloji vb.)
    2. sene bin yıllık agrandizörlerde siyah beyaz film tab edersiniz
    3. sene quarkxpress in 7-8 yıl önce çıkan versiyonunda sayfa tasarırsınız
    4. sene de aynı programda internetten copy/paste yöntemiyle yalandan bi gazete yaparsınız ve mezun olursunuz.
    fakat istanbul yada ankara da yaşamıyorsanız asgari ücretin yarı fiyatına sigortasız bir şekilde çalışmak zorunda kalırsınız. aslında her şehirde böyledir fakat bu iki şehir dışında durum içler acısıdır. bunun sebebi ise gazetecilik mesleğini yapabilmek için gazetecilik mezunu olmak gibi bir zorunluluğun olmamasıdır. 5 sene sonunda gözlemlediğim kadarı ile biraz copy/paste yapabilen, biraz quarkxpress den anlayan bir de deklanşöre basabilen herkes gazetecilik yapabilir. yıllarca okulunu okuyup mezun olan öğrenciler ise ya bu paraya bu kadar dayak yemeyi kabul etmezler yada bu şartları kabul edip asla sevemeyecekleri ve çalışırken zevk alamayacakları bu saygın mesleğin mutsuz çalışanları olurlar.
    (westron, 12.11.2007 04:15)
  17. hayatınızın düzenini farkettirmeden yok eden, her deneyimde tiryakiliği biraz daha arttıran vazgeçilemez meslek.

    görüntü itibari ile kolay bir meslek olarak göze çarpabilir. ama içinde olduğunuz an tatilinizin, çalışma saatlerinizin, yediğinizin, içtiğinizin belli olmadığını anlarsınız. gecenin bir yarısı haber peşine koşar, bazen istenmeyen kişilere enselenirsiniz. fotoğraf makinanız, kameranız artık namusunuz olur. eğer birde yerel bir gazetede veya dergide iseniz, ulusala bir haber vermek için inanılmaz bir efor sarfedersiniz. bi bakmışınız ki emniyetin düzenlediği bir operasyonun içerisindesiniz. hem de tam olay yerinde, bir kaç kare yakalamışsınızdır ve artık saklanma yeri bulma zamanıdır. o filmdekiler veya dijitaldekiler hayatınızın haberi olabilir. haberin altına imza atmak veya ajanslara onu satmak kadar sizi hiçbirşey tatmin edemez. belki de emniyetin düzenlediği gizli bir operasyondu ve sizi orda gördüler. karakola düşersiniz. hayır komserim ben şans eseri ordaydım diye yırtınırsınız, makinenin içinin boş olduğunu gösterirsiniz. mutlaka o kaset veya film bir deliğe sokulmuştur. komserden küfürü yersiniz ama artık o haber sizindir. satarsınız o haberi veya ulusalda adınız çıkar. eğer ek$i sozlukteki gibi çaylak bir durumunuz varsa mal gibi direk verirsiniz o haberi. ama aradan zaman geçer ne kadar vurdumduymaz olduğunuzu anlarsınız. e$inizle yada sevgilinizle aranızın baya bi bozuk olduğunun farkına varır, evinizin dağınıklığını farkeder, temiz çamaşır veya giyecek kalmadığını görürsünüz. hay amına koyum ben böyle işin der ve noktayı koyarsınız. ta ki yeni haber kokusu alıncaya kadar.
    (testere, 14.11.2007 02:47)
  18. herkesin yaptığı ama hiç kimsenin tam anlamıyla yapamadığı meslek. gazetecilik bilgi, birikim ve zeka demektir. futursuzca her insanın birşeyler yazması gazetecilik başlığı altına sıkıştırılmış kendini bilmezlikten başka bir şey değildir. aynı şekilde aslında okuyucuların da zeki olması gerekmektedir ki bir gazetecinin her zaman ne demek istediğini anlasın ve gazeteci olan ve olmayanı ayırt edebilsin.
    (acemiyazar, 29.07.2008 22:50)
  19. patlamalar var turkiye gündeminde,
    ergenekon operasyonu var,
    var allah var,

    masaallah haber sıkıntısı cekilmeyen bir ülkede yasıyoruz. ülkede bir basın özgürlügü göya var.

    haberlere bakıyorum, icindeyim o haberlerin. bir merkezden gelen bilginin sunumu var sadece.
    bir adım ilerisine bakmak, biraz öncesini görmek yok, hafıza hiç yok, baglantı kurma zayıf.
    sadece olanı anlatmak var.

    televizyoncular icin söylüyorum, hepsi birbirine benzedi, tarzlar, bakıs acıları, görselligi kullanma cabaları. her sey aynı.

    son örnek ergenekon iddianamesi,
    tamam hükümet medyası var,
    ancak araştırma yok demistik. gazetecilik vicdan isidir.
    iddianamede yazıyor diye her seyi doğru kabul etmek, vaktiyle mahkeme kararlarıyla kanıtlanmıs olayları yeniden ortaya koymak savcılık degil, gazetecilik hic degil.

    sunuculuk olmus demistik. ötesi yok iste.
    bilgiler aynı, baktıkları kadar, olduğu kadar,
    patron begenene kadar...
    (prdeay, 29.07.2008 23:14)
  20. konuya hakim olmayan kişiler tarafından "mezun olunduğunda ne olacaksın" sorusu sorulan bölümlerden biri.

    + evladım sen ne okuyorsun
    - gazetecilik efendim
    + bitirince ne olacaksın
    - gazeteci olacağım (imalı bir bakış)
    + sokaklarda gazete mi dağıtacaksın veya gazete büfen mi olacak
    - (bkz: ya sabır)

    ayrıca gazi üniversitesi iletişim fakültesi'nde bu bölümü okuyorsanız gazeteci olmak için heveslenmeyin. zira hevesiniz kursağınızda kalır.
    (kediye kafa atan mucahit fare2, 28.12.2008 19:03 ~ 09.02.2009 15:29)
  21. "gazetecilik; haber gizleme sanatı değil, haber verme zanaatıdır.
    gazetecilik; devletin, başbakanın, komutanın, emniyetçinin, bürokratın, patronun, ilan verenin yaz dediğini yazma, yazma dediğini yazmama sanatı değil; kamu yararı ve halkın bilgilenme hakkı için gerçekleri arama, hakikati gerekirse onların hepsine inat yazabilme zanaatıdır.
    gazetecilik; sadece resmi belge, kontrollü demeç, açık bilgi sunma, katiplik etme işi değil; didikleme, kurcalama, rahatsız etme, açığa çıkarma, soru sorma, perde arkasını bulma, gizliliği yarma, müsaade edilenden daha fazla hakikate ulaşma gayretidir.
    gazetecilik; güçlü konumda bulunanların sözünü dinleme uysallığı değil, daha ziyade güçsüzlerin sesini duyurma, onlara hakikati iletme ve bu amaçla gerekirse güçlüleri huzursuz etme yaramazlığıdır. " umur talu, sabah
    (us tat bahadiray, 18.03.2009 17:47)
  22. ankara üniversitesi gazetecilik bölümü,
    ilk der;

    "kaza geçiren kişi babanız bile olsa, önce fotoğrafını çekip daha sonra ambulansı çağıracaksınız"

    dersi alan 120 kişinin tepkisine neden olmuştu bu cümle. nasıl olurdu? nasıl bir insanın hayatı bir haberden daha önemsiz olurdu.

    sonrasında aynı sıralarda geçen 4 yıl o 120 kişiye bir haberin bir insanın hayatından nasıl daha önemli olduğunu öğretti. haber hayattı çünkü. insanlara bilgi vermek hayatınızın amacıydı. enformasyon....

    sonrasında aynı sıralarda geçen 4 yıl gösterdi ki, bu söz esasında mesleği benimsemekle ilgiliydi. yapılan işin önemini kavramakla. gelişen dünyanın en önemli, ideolojik ve sosyal aygıtını sahiplenmeyle...

    üzerinden geçen 7 yıl gösterdi ki, aslında bir vicdan muhasebesinden başka bir şey değil bu meslek. ne yapacağınıza karar vermek sadece. hangisi daha önemli; köprüden atlayan adamı çekmek mi, yoksa onu kurtarmak mı? bir savaştı belgelemek mi, yoksa o savaşı durdurmaya çalışmak mı?

    bataklıktaki dünyanın seyirci koltuğunda gazeteciler. ne yapılan yürüyüşlerde, ne kurtarma ekiplerinde, ne de kampanyalarda yer alabiliyorlar. sadece seyrediyorlar. sadece anlatıyorlar. ama istedikleri gibi. önemli olan da bu...

    bir vakit tanınmış bir savaş muhabiri şunu söylemişti; "eğer savaşta gazetecilik yapıyorsanız ya kafayı yersiniz, ya da alkolik olursunuz. çünkü bugün gördüğün bina yarın olmayacak demektir, bugün yanında olan arkadaşınızın yarın parçalarını toplayabilirsiniz"

    günden güne yolundan sapan medyaya şunu sormak lazım, bu meslek bu kadar mı vicdandan yoksun bırakır insanı? bir haberi yaparken ağlamamak ne kadar büyük bir meziyettir? zira kamera arkasında kimse tutamıyor çünkü gözyaşlarını....

    insanlar ölüyor.

    ekşi sözlük vicdan muhasebesi (muharebesi) sundu.....
    (acemiyazar, 16.07.2009 14:25 ~ 14:28)
  23. hayalindeki iş gazetecilik olan birisi için üniversitede okuması son derece zevksiz olabilen, kocaman hüsranlar ve hayal kırıklarını süpürerek devam edilen bir bölüm olması itibariyle can sıkıcıdır. lakin okunan kitaplar, çatpat alınan eğitim, biriktirilmeye başlanan entelektüel kırıntılarla son tahlilde "teorikte gazeteciliği seviyorum, bayılıyorum, tapıyorum ancak iş pratiğe dökülürken ciddi sapmalara uğradığı için kendisinden hoşlanmıyorum." denilebilen şey!
    (kamerss, 16.07.2009 14:35)
  24. "...biraz hınzırlık, puştluk oyunudur poker, aynen gazetecilik mesleği gibi. eğer siz yetemezseniz bu oyunu oynamaya, karşınızdaki gibi hınzır, puşt olmazsanız, bir gün elindeki kartlara çok güvenmenize rağmen blöfü yiyiverir ve kaybedersiniz. bizim meslekte de bilgili, kültürlü, eğitimli ve işini iyi yapar olmak yetmiyor..."

    serdar turgut, 9 aralık 2009

    http://www.yazarx.com/...ildir-h-ncal-abi/173810.aspx
    (writer, 09.12.2009 09:45)



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment