marmara universitesi *enformatik bolumunde okuyan, hubble bubble da takilmayi seven, minibus caddesinde oturan, sigara kullanan, gulse birsel'in senaristi ve oyuncusu oldugu avrupa yakasi dizisini takip eden ancak gulse birsel damgasindan rahatsiz olan, telefon numarasini henuz ogrenemedigimiz civciv* lakapli "tutkulu"**akrep burcu kadini.
merak edilesi konuların odağı olan okuldaşım... sigara nasıl bırakılır? bir mustang nereden bulunur? akrepler oğlaklarla nasıl olur da anlaşır? bu okul nasıl biter? nasıl şarkı söyler? cevapları merakla bekliyoruz... *
sayemde hayatının kalan kısmını civciv olarak geçirecek olan, aramızdaki onca yaş farkına rağmen arkadaşlığından hoşlandığım, kardeşim kadar sevdiğim, şımarıklığı kendine yakıştırmayı becerebilen dünya tatlısı yaratık.
yine sayemde eşsiz bir southpark kolleksiyonu da oldu çıtırın. 3, 4, 5, 6, 7. serilerin tümü. cd'leri aldı unuttu beni.
daha ne denirki, beyaz surat, fondaten beceriksizi, takvim güzeli, araba katili her şeyi yakıştırıyo bu kız kendine.
umarım bu denemesinde daha uzun tutunabilir sözlükte.
gelecekte 'tehlikeli kadın nasıl olur?' sorusuna çok net cevaplar vereceğini bugünden belli eden bi acaip fille fatale. şahsen, eğer isterse parmağının ucunda döndüremeyeceği erkek olmadığına inandığım şahsi showgirl'üm.
'nuri alço ve nehir kenarında su içen ceylan' belgeseli başrol oyuncusu. fantastişe!
şu sıralar pek denk gelmesek de özellikle okurluk dönemlerimde msn'de keyifli sözlük muhabbetleri yaptığım şirin insan. sırf sözlük konusunda değil, birçok konuda fikir alış verişinde bulunduğumuz, hoş muhabbetli, zeki biri. bakırköy'de defalarca burnumun dibindeki ocean'a gelip de haber vermeyen biri ayrıca. ayıplıyor ve kınıyorum. *
yokluğumda civciv imajını terk eylemiş vamplığa adım atmış, resimlerinden takip edebildiğim kadarıyla. sarı iyiydi gerçi ama siyah ta iyi durmuş. ne diyim ne yapsa yakışıyo bu yumurcağa. ee kimin kardeşi. özlemişim keratayı...
bir depresyon hırkasının arkasına sığınacak kadar mutsuz, üstelik bunun sebebini bilmeyen, yeni bir güne uyanmaktan korktuğu için uyumayan, etrafında kimsenin kalmadığını hissettikçe daha da parçalanan, 2 hafta sonra doğumgünü olmasına rağmen en ufak bir mutluluk belirtisi bile göstermeyen, artık gerçekten çok yorgun ve çok mutsuz insan. kimsenin onu anlamasını beklemiyor tek istediği herkesin onu rahat bırakması. günlerce yatağından çıkmamak ve ağlamak istiyor çünkü.. ama malesef hiçbir şey için artık gücü yok.. kendi kendine sürekli "he shot me downbang bang, i hit the ground bang bang" diye mırıldanmaktan başka bir şey yapamıyor. başkalarının mutsuzluklarını kendine dert bilip onlar için uğraşırken acaba en son kime içimde olup bitenleri gerçekten anlattım ki diye düşünüp mahvoluyor.
karanlık her gecede, kendini biraz daha yalnız hisseden ve artık ne gündüzlere ne gecelere dayanamayan, kendini biraz tanıyorsa kendinden korkması gereken insan.
ayrica andrew birkin'in bir filmi... birinci dunya savasi sonrasi avusturya'da geciyor. pes renkli, kokusuz. tribal. oyle.
sicak haber: stefan zweig'in bir romanindan uyarlanmis.. yapim yili 1988.. "brennendes geheimnis." ingilizce ismi "burning secret" imis. "fantasti$" imis..
gün itibariyle doğduğu için çok mutlu olan, hayalindeki doğumgünü partisini dün gece yaşamış, elinde mikrofon bağıra bağıra i will survive söylemiş, 21 yaşına giren bir hatunun isteyebileceği her şeye sahip olduğu için kendini çok şanslı hisseden, şımarık, çok mutlu, bunalımdan çıkmış, bazen dengesiz, aşık ve çok mutlu insan. (bkz: iyi ki doğdum)
her zaman yanımda olup, bitmek bilmeyen geyiklerime katlanabilen, okuldaki kaderime ortaklık eden, starbucksta ismimi gübrettin!! olarak söylememe izin veren, annesinin kekine hasta olduğum, muhabbetinden hiçbir zaman sıkılmadığım yegane şahsiyet...
küçük boyutlarının aksine çok büyük bir kalbe sahip olan doğaüstü yaşam formu.
gizlilik, gizem mefhumunu pek güzel karşılayan sözcük. (bkz: heim) sözlük yazarı olan mahlas sahibini tanımasam da kelimenin bahsettiğim niteliğinden dolayı kendisini takdir etmekteyim.