ne yasin ne de boyun akilla herhangi bir ilgisi olmadigini kanitlayan güzel ve zarif kiz. surekli yakininizda olmasini isteyeceginiz ender insanlardandir... onculerinden oldugu bocukler grubuyla da memlekete faideli hizmetleri dokunmustur...
kar$isina gecip bir$eyler anlatirken o guzelim gozlerini iri iri actigi icin soyliyeceginiz her$eyi unutturabilen, gunun her saati sizi gulmekten oldurecek bir hikayesi olan, kafka nin ilk dogru tercihi saydigim, bir benzeri olmayan -ve olamayacak- harikulade insan..
dün gece, rüya gibi bir törenle dünya evine girerek elflere gelin olmuş bir hobbit... biz de bay ve bayan granieve'e ömür boyu mutluluklar dileyelim...
nato zirvesinin bunalttığı bir kardeşimizdir aynı zamanda, hayır trafik falan değil, iki üç gün dinlenirim diye düşünüyordu, bir yandan lora, öbür yandan jak, bir uğrayalım, sizi görmeden geçmeyelim dedik diye diye bunalttılar kızı... acaba yavrum hata kimdeydi
üstüne bir televizyonun kuma geldiği yavrucaktır... tamam bu üzüntüyle bulaşıkları küvette yıkamaya başlamasını anlayışla karşılıyoruz da, dostları ihmal etmeye başlamasına ne diyeceğiz?
hayatımın hatırlıyabildiğim, en önemli anlarının çoğunda yanıbaşımda olan kraliçe.
üzgün oldugumda yahut haftanın dedikodularından bir bukle dinlemek istedigimde ısmarladıgı kahveleri, otamda ciddiyet hüküm sürerken geliştirdiğimiz konseptlerden birini hatırlıyarak tek bir bakışla kahkahalara boğulmamız, canımız sıkıldığında yaptıgımız püfür püfür boğaz turları, pula boncuğa bürünüp gittiğimiz düğünler, abuk sabuk şarkılarda saatlerce karşılıklı oynayışımız, bir gün gitmeyi umutsuzca istediğimiz yerlere dair oturup hayaller kurmamız, alışverişe çıkıp bir vitrinden ötekine koşuşturmamız, tatillere çıkıp en sefil, en kepaze anda bile konuşup gülecek birşeyler bulmamız, ve daha saymakla bitiremiyeceğim birçok şeyi onunla beraber yapmak yaşamı olduğundan cok daha güzel kılmaya yetiyor..
ilk karşılaştığımızda, sahip olduğum çok önemli birşeyi benden almaya çalıştığını düşünerek ondan hiç hoşlanmamıştım. şimdi ise, sahip olup da ona sunamayacağım hiçbirşey yok gözümde..
her ne olursa olsun, hayatın her anını onunla daha cok seviyorum..
tek sıfatı yakın bir akrabamın eşi olmayan, bunun yanı sıra pek bir neşeli, pek bir bilgili, suretini gorunce insanın icine neşe dolan, ananesini tanımasam da anlatılanlardan ötürü hastası oldugum pek bir kultur mozayigi.. akdamar adasını hatırlamayıp, gölde adamı olur ya olsa olsa tepedir deyip ortamı kırıp geciren muzip şahsiyet.pek bir severim kendisini. ilk yengem, eski gelin *.
bugün, esmerliğine inat giydiği siyah kazağı ve siyahlarla bezeli makyajı ile bize gösterdi ki, bu hanımefendi, istediği vakit, hurilere taş çıkartacak potansiyele sahiptir.. **
begendigim girislerin altinda imzasina rastlamak artik alistigim bir tesaduf. yine de soruyorum bazan kendime, bu kadar cok tekrar eden, hic tesaduf olabilir mi?
son günlerde evlerinde çıkan bir tamirat sebebiyle, bizim fakirhanede ikamet eden, bu sebeple daha da bir alıştığım, bir 15 gün sonra ne numaralar etsem de, evine göndermesem diyerek gizli planlar yaptığım ballı börek..
her akşam, der çalışma bahanesi ile de olsa, odama gelip, yüreğimi aydınlatan şahs-ı muhterem..
hani bazen, bazı kişileri anlatması istenir insandan da, kelimeler kifayetsiz kalır, insan binlerce sayfa ile bir satır yazması arasında hiçbir fark göremez nasıl anlatacağını bilemediğinden, işte öyle bir şey..