hafta sonu *

/ 3 >>
orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. bi magazin gazetesi..
    (yok, 22.09.1999)
  2. (bkz: cumartesi)+ (bkz: pazar)
    (yok, 22.09.1999)
  3. her zaman gereginden fazla cabuk gecen zaman
    (cressida, 24.12.1999 18:09)
  4. is günleri biter, tatil baslar.. içimiz nese dolar.. egleniriz, iceriz, gezeriz, tozariz etc gerci biz bunu hep yapariz...
    (everythingbutthegirl, 18.02.2000 01:42)
  5. tam tail oldu derkene bu sefer de anneler eve temzlikçi çaarırlar c tesi sabahı 8 de dikilirsin ayaa...
    (paranoid, 18.02.2000 01:44)
  6. (bkz: weekend) (bkz: haftasonu)
    (everythingbutthegirl, 18.02.2000 01:49)
  7. hafat sonu sıkandalların gastesi gençlerin ve dedikoducu teyzelerin gözdesi...
    (paranoid, 18.02.2000 01:50)
  8. gunlerin isimlerinin cumartesi ve pazar olmasi disinda herhangi bir anlama gelmeyen bir zaman birimi
    (jades, 21.06.2000 05:17)
  9. son birkac yildir yaz gelir gelmez her biri icin minik bir tatil hayal ettigim, hatta gizli gizli en ince ayrintisina kadar planladigim, ama bunlari asla gerceklestiremedigim moral bozucu zaman dilimi
    (athena, 21.06.2000 05:23)
  10. çalışan ya da okula gidenlere sosyal aktiviteler yapmaları sinemaya gitmeleri italyanca japonca tango gitar öğrenmeleri için konulmuş günler.
    (wookiert, 04.04.2001 20:40)
  11. çalışmayan ya da okula gitmeyenler için diğer günlerden farkı yoktur. zaten japonca öğrenecek azim olsa ilk başta okulu bitirirdim
    (wookiert, 04.04.2001 20:42)
  12. 3 gün sürmesi gereken zaman...5 gün is/okul, 2 gün tatil haksizlik
    (bebru, 26.09.2001 11:09)
  13. (bkz: haftasonunu evde gecirmek)
    (pax, 02.03.2002 16:03)
  14. istanbul bilgi üniversitesinde okuyanların sınav döneminde anlamını unuttugu kavram...cumartesi- pazar sınav oldugu nerede görülmüs!!! olmaz böle olmaz, bu hayat böyle gecmez!
    (benzin, 14.06.2002 14:03)
  15. çalışılan 5 günün ardından çok değere binen zaman dilimi. hatta yoğun bir haftadan sonra yalnız yada evde geçirildiği taktirde depresif olma nedeni.
    (bettencourt, 21.10.2002 00:48)
  16. koyun'un 1963 tarihli 6. albümü. altan erbulak tarafından çizilmiş kapağı ile kolleksiyoncuların ilgisini çekmiştir; albümün adı, sürekli kendileri hakkında haber yazan hafta sonu gazetesine bir göndermedir.
    içindeki parçalar şöyledir:
    a yüzü:
    1) size kayacağız
    2) biz şampuanlarız
    3) son verdim kalbimin işine
    4) tarümar
    5) yürü be kim tutar seni
    6) içtenlikle savaşalım arkadaşlar
    b yüzü:
    1) yat aşşağa
    2) kaldırım mühendisiyem ezelden
    3) sana mı kaldık
    4) geç kalmıştın aynı alemdar mustafa paşa gibi
    5) melankoli zortlatması

    albümün açılışındaki size kayacağız/biz şampuanlarız şarkıları 45'lik olarak büyük başarı kazanmış, bu şarkıların özellikle spor müsabakalarında bir süre için hadi gari yetti gari gastamonu gastamonu dep dep'in yerini aldıkları görülmüştür.
    (can sebahattin dere, 22.12.2002 22:39 ~ 23.12.2002 01:44)
  17. eskiden cuma iken, 1 haziran 1935 den itibaren pazara tasinan resmi tatil
    (snefru, 07.01.2003 16:26)
  18. (bkz: erdem kirim)
    (decafeinee, 09.01.2003 17:44)
  19. karakan'ın al sana karakan albümlerindeki evdeki ses 'e geçiş parçası. kabus kerim'in hafta sonu maceralarını anlattığı evdeki ses'e arkadaşları tarafından yakalanıp zorlandığı sözlü sazla bölümdür.

    - şekeri versene kerim?
    - al...
    - bir de kaşık lazım buraya.
    - sen de kaşığını al.
    - sağol...
    - hfff... bu sigara da çaylan iyi gidiyor, değil mi?
    - çay iyi dinlenmiş.
    - ağhh.. gerçekten sağlam.
    - e nasılsın kerim?
    - acayip yorgunum yahu... hafta sonu dinlenmeme rağmen!
    - yahu hakikaten,, ne yaptın hafta sonu sen?
    - ben haftasonu evdeydim...
    - a a... biz seni cep telefonundan aradık...
    - dinlendim, dinlenmeye çalıştım ama yine de yorgunum.
    - ayaklara bak...
    - haaa... biz en azından 10 kere aliylen beraber seni, bulamadık yani seni.
    - ciddi misin? ben evdeydim. telefonum?
    - üstelik alper ile görüştük. alper dedi: kerim bey çıkmış galiba. çıktığını söyledi.
    - alper ha? demek herşeyi anlattı?
    - hadi anlat bakalım.
    - ya.. yeni bir kulüp açılmış...
    - şu gazeteden okuduğumuz mu?
    - evet doğru...
    - ismini bilmiyorum. oraya gittim, biraz eğleneyim dedim.
    - bizi niye çağırmadın?
    - sizi bulamadım.
    - ya?
    - ama, çok büyük bir yanlış yaptınız... gelmediniz!
    - e anlat bari, öyle dedin sonradan...
    - oturdum vodkavo * falan, yavaş başladım acayip yavaş, vodkavo falan.. sonra devam ettim. sonra bir melez manita geldi.
    - vay!
    - melez mi melez! allah özenerek yaratmış!
    - tam sana göre ya!
    - tam benlik!
    - baba!
    - baba!
    - o kadar babaydı ki! yeme de yanında yat! biraz eğlendik onunla. sonra canımız sıkılmaya başladı. ve sonra çıktık!
    - nereye çıktınız?!
    - eve çıktık...
    - evde naptınız?
    - ne yaptık acaba?! ehi...

    ve evdeki ses başlar. kerim anlatmaya başlar...
    (kezzy homeros, 25.07.2004 17:05)
  20. cuma günü son kez gerçekleştirilen "okuldan ciktiktan sonra atlikarinca icin kosmak" eyleminin ardından, bomboş bir hafta sonuna yelken açılmıştır. haftanın son atlıkarıncası büyük bir kurtulma hissi ile izlenir. "yarın" okula gitmeyecek olma hissi dünyanın en rahatlatıcı duygularından biridir o yıllarda*.

    cuma gününün akşamı da başka bir tatlıdır. artık erken yatmak yoktur. anne, babaanne(bkz: sütlü ekmek/#5858369) de töleranslıdır o gun. ilişmez size. diğer hafta içi günlerinde, okul için erkenden yatmak zorunda olduğunuz için televizyon seyredemiyor olmak, o gün sizi "gece yarılarına kadar hatta sabaha kadar televizyon izlicem ulan" isyanına sürükler. fakat artık haftanın yorgunluğu mu dersiniz, yoksa erken yatmak alışkanlık mı olmuştur bilinmez ama yine o gün de televizyonun karşısında elleriniz çenenizde, ağzınızdan salyalar akıta akıta uyur kalırsınız.

    anne yine diğer günlerde olduğu gibi sizi o vaziyette kucaklar ve siz yarı baygın halde iken, yatağınıza yatırır. işte o yatak birden çok içinize tatlı bir serinlik verir. sanki diğer günlerden daha rahattır. yarı uykulu, yarı uyanık halde, anne üzerinizden yorganı örtmeye, açılan bacaklarınızı yorganın içine sokmaya çalışırken, içinize bir güven duygusu, bir sahiplenilmiş hissi uyanır. serin yatakda dönüp durmak ister ve az sonra sızar kalırsınız.

    cumartesi sabahı çok daha zevklidir. bazen çizgi filmler için okula giderken kalkılan saatten bile daha erkek kalkılır. evde herkes uyuyorken, gizlice kalkıp, kısık sesle televizyon izlemek gibisi yoktur. bazen de öğlene kadar yatar, anneniz ya da babaanneniz "hadi yavrum, bişiler ye artık" baş okşaması ile uyanırsınız. önce şöyle bi gerinir, yataktan kalkmak istemez, akşamki ilk serinliğini kaybetmiş, vucud sıcaklığınızla sıcacık hale gelmiş yatakda "birazcık daha lütfen" kadar kestirmek istersiniz.

    o güzel kokulu, taze kahvaltı uykulu biçimde yenir. daha sonra birden bugünün "oyun günü" olduğu hatırlanır. ve ağzınızdaki lokma ile sokağa fırlanır, arkadan anne "yavrum bak çok terleme, kirletme üstünü" derken. arkadaşlar bulunur, her türlü oyunu oynamak için hazır ve isteklisinizdir. gece yarılarına kadar oynanan oyun öyle bi tatlı, öyle bi güzeldir ki...son olarak akşam ezanı yaklaştığında babaanne elinde mendille koşarak gelir. siz topun arkasından koşarsınız, mahalle arasındaki, koşuşan çocuklar nedeniyle toz topraktan hiç bişeyin görülmediği ara sokakta. babaanneniz arkanızdan koşar; "yavrum yeter ama...yeter sabahtan beri...sucuk gibi terledin...bak hasta olursan bakmam -hiç bakmaz mı yaa...yufka yüreklidir onlar- gel buraya...bak dizlerim tutmuyo" (bkz: sirta mendil sokma ritueli)

    cumartesi gecesinde televizyon hafta içine nazaran daha hareketlidir. ama ondan önce, akşam yemeğinden sonra hafta içi özlemi duyulan, "akşam oyunları" vaktidir. akşam sokağa çıkıp oynamanın heyecanı o kadar farklıdır ki...ama evin önündeki sokaktan başka sokaklara da gidilmez korkudan. hatta saklambaç oynarken saklanılan yerde bir ürperti gelir o ufak bünyenin içine; acaba arkamdan sıcağı sıcağınada gördüğüm elinde kanlı bıçak olan adam mı gelicek...

    pazar sabahı biraz tatsız başlar. o tatsızlık, o zaman için öyle hissedilir ama öyle hoş bir sabahtır ki aslında. her ne kadar anne pazar temizliği için sabahın köründe bütün pencereleri açmış evi havalandırıyor olsa da...bi titreme, hafif bi ürperti ile istemeden de olsa uyanılır; "anne bu ne yaa...dondum...pazar pazar temizlik mi yapılır". sanki çamaşırların pazar günü sabah yıkanıp akşamına tv karşısında ütülendiği geleneğini bilmiyormuş gibi. ki yarın okula giderken giyeceğiniz önlük, pantolon ikilisi de vardır o çamaşırların içinde. ha bi de o boynunuza değen kısımları simsiyah olan yaka...

    açık pencerelerden esen sabah serinliği, hafif çiseleyen yağmur ile birlikte nedeni bilinmeyen bir heyecan oluştutur içinizde. o toprak kokusu...

    yağmur yağdığı için bugün dışarda oynamak yoktur, yasaktır. babaanne ve annenin ortak koyduğu yasağa riayet edilmelidir, akşam gelen babanın kulağınızı çemkemesi için. hiç rahatsız etmeyen, ses bile çıkarmayan yağmur evin bahçesindeki büyük ağaç altına geçemez. o güzel serinlik ve koku çevrenizde, babaanneniz ağacın gövdesine dayanmış sedirde oya yapmakta iken, bütün evin bahçesi türlü oyunlar için sizi beklemektedir. yaratıcılığın hat sahfada olduğu bu dönemde, "babaanne çiçekleri sulayalım mı...lütfeeeaann" mazeretiyle su ile oynamak, çamurdan oyuncak araba yapmak, yine çamurdan oyuncak ev yapmak, mandal basketbol turnuvası, mandal futbol turnuvası en favori oyunlardır.

    pazar akşamına doğru bi huzursuzluk başlar. çünkü -kahretsin ki- yarın okul vardır. gerçi okulu sevmeme gibi bir huyunuz olmasa da bilinmez bir hoşnutsuzluk kaplar içinizi. bu akşamın en önemli olayları bizimkiler, banyo (bkz: bizimkiler dizisi bitince banyo yapmak) ve bir hatfa boyunca bangır bangır "tvde ilk kez" uyarıları ile sunulan parliament sinema kulubu filmidir (bkz: parliament pazar gecesi sinemasi/#1979721).

    iki günlük aranın ardından erken yatma zorunluluğu, evin iç işleri bakanı babaanne ve yardımcısı anne tarafından tekrar yürürlüğe konur. değişen tek şey isyan hakkı tanımalarıdır. cünkü o gün parliament gecesi sineması filmi vardır. günler önceden "anne bak...ben bu filmi kesin izlicem...sakın bana o gun yat falan deme" şeklinde isyanın belirtileri fısıldanır. ama yine de her gece olduğu gibi salyalar akıtarak uyuyup kalmaktan kurtulamaz. sabah filmi izleyememiş olmanın hüznü ile uyanırsınız.

    velhasıl çocukluğumuz televizyon karşısında salyalar akıta akıta uyumakla geçmiş. ne büyük icatmış şu televizyon. ya şimdi çocuklar ne diyecek ileride; "ne büyük icadmış şu bilgisayar". ama zannetmeyin ki bizim kadar duygusal, romantik olabilecekler anılarına karşı;

    - varya süleyman bi kantır oynardık sabahlara kadar...
    - olm onu bırak ben cmnin başından üç gün kalkmazdım...

    nereye gidiyor o ağlamaklı hislerimiz...nereye gidiyor tüm mahalle ile akşama kadar deli gibi oynanan dokuz kiremit, istop, yakantop, ortada sıçan, saklambaç...
    (quant, 23.10.2004 23:42)
  21. dört gözle, kulakla ve hatta ağızla beklenen iki kısa gün...
    (nazoly, 23.10.2004 23:48)
  22. çocukluk döneminin yegane kavramıdır.. işin ilginç tarafı tüm hafta içi uykusuzluktan kıvranılırken hafatasonu çizgi film kuşağı için yatağı görmeme eğiliminin önemsenmemesi..
    (zzzzz, 30.10.2004 20:51)
  23. insanın üzerinde baskı kuran günler silsilesi. dışarı çıkmak bir zorunlulukmuş hissi veren bu günlerde evde ya da yurtta öyle kös kös oturan insanlara insan gözüyle değil de asosyal ya da ot zihniyetiyle bakan insanlar dolayısıyla aman hafta sonu geliyor bir şeyler yapmak gerek paronayası yaşayan bir sürü insan olduğunu sanıyorum
    (mrvko, 18.12.2004 23:49)
  24. insan, daha haftanın başından hayatından geriye saydığını unutup iple çekmeye başlar. giden başkasının zamanıdır sanki.
    (meleklerin dus yasami, 20.12.2004 22:48)
  25. uzun yillardir radyo 1 de cumartesi pazar yayinlanan kaliteli bir eglence programi.
    (koseyi donen adam, 05.03.2005 12:14)
/ 3 >>


copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment