bugun itibariyle tuncay ozkan ve 50 kisilik bir ekibin cukurova holding sermayesiyle cikarmaya basladigi ve hukuki acidan eski tercuman gazetesinin gercek devami oldugu iddiasindaki gazete. ilicaklarin da bugun cikardigi dunden bugune tercuman ile mahkemelik.
"ne savaşı kardeşim siktirin gidin!" diyen cesur yürek mel gibson için "cesur yürek korkak çıktı! savaştan kaçtı!" haberi yapan ve hakkettiği derecede bir hakaret bulamadığım gazete.
bugün "katil ermeni" başlığıyla çıkmış olan gazete. başlığın altındaki haberde ise "ogün samas'ın ermeni asıllı olduğu iddia edildi" denmiş. şimdi bu (en kibar deyimle) utanmaz heriflere saydırmak için nereden başlamak gerek. katilin ermeni olduğu yönünde duyum alır almaz zil takıp oynamalarına mı, "ermeni"liği hâlâ yüzsüzce aşağılayıcı bir kimlik olarak ortaya koymalarına mı, bir iddiadan yola çıkıp böyle provokatif bir başlık atmalarına mı küfretmeli. yahu adam ermeni olsa ne olacak, başınız göğe mi erecek, (varsa) vicdanınız mı rahatlayacak? tetiği çekenin hangi güçler için bunu yaptığını araştırıp soruşturmadan, sadece suçu işleyenin etnik kimliğinden yola çıkarak bunu ermenilere mi yükleyeceksiniz? gazetecilik ilkelerini dikkate almayan, etikten, vicdandan, haktan, hukuktan yoksun bu sefil halinizle kime tercümansınız siz?
bes kelimeyi gecen cumleleri dusurmeden noktalamayi becerebilen provakatorleri, kose yazari yapan sey... beter sey! susurlukcularin gayri resmi yayin organi ki, dusman basina!
türkçe bilmedikleri için halka ve olaylara tercüman derken halkın (bağlama göre de tercüman isminin) halka olarak anlaşılmaması için "halk'a ve olaylara tercüman" gibi bir çözüm geliştirmişlerdir. halk kelimesine getirilecek hiçbir ek, kesmeyle ayrılmaz oysa!
zaten tercüman olmak gibi zor bir eylemi bunlardan beklemek hata olurdu. kendileri de inanmıyor olacak ki kendi başlıklarında art niyet olmaması için uğraşmışlar. acaba kim gerçekten art niyetli?
"hrant dink'in katili ermeniymiş" başlığını atabilecek çapta bir gazete. en fazla o kadar. bu başlığı okuyanların bir kısmı "hrant dink'in katili tercümanmış; ırkçıların nefretine tercüman" şeklinde anladılar onu. gazete olarak tercüman değil canım tercüman olmak anlamında tercüman. alınganlığa lüzum yok. nasıl ki, onbinlerce insan, bu manşeti üzerine alınmadan "hepimiz ermeni"yiz diye yürüdü. öyle işte.
halkin hislerine tercuman olmus. tebrik ederim. benim de hislerime tercuman olsunlar isterim. oncelikle 'mademki hrant’sınız, dink’siniz, ermeniler, o zaman gidin kardeşim ülkemizden' seklinde bir yorumun altina cogunluk imzasini atabiliyorsa bu ulkede, ben oraya ait degilim, bundan eminim. hic bir ortak yanimiz yok. hic yok hemde. bize yillarca ilkokulda, ortaokulda ogretilen seylerden eser yok. ya da anadolu insaninin hosgorusu, birbirine saygisi coktan bitmis bizim haberimiz yok. mozaik bir pasta adi, saygi da dayak yememek icin gosterdigimiz birseymis meger. medya konusunda kafa patlatmis, egitiminin bir bolumunu bu konuda almis bir insan olarak tercuman gazetesinin ana damar medyada genel olarak gorulen 'gostermelik' sagduyuyu bile sergileyememesinden dolayi utaniyorum. utanmak ne kelime kanim cekiliyor, urkuyorum. bir tek tercuman mi? degil tabii. nelerden nelerden utaniyorum. utaniyorsan cek git diyen herkesten utaniyorum en cok. siz simdi bana 5 turk buyugunun adini sayar misiniz? siz bana 5 turk ressami, 5 turk edebiyatcisi, 5 turk alimi, 5 turk bestecisi sayar misiniz? bu haykirislarinizin asagilik kompleksinden kaynaklanmadigina, ne kendinizi, ne tarihinizi tanimamanizla bir ilgisi olmadigina inandirabilir misiniz beni? bize dokunmayan yilan bin yil yasasin di mi? bize katilmak isteyen de katilsin. o yilan uruyor. o yilan size oyle bir dokunuyor ki yilana donustugunuzde fark edeceksiniz ama cok gec olacak. siz babam ve oglum u izleyip agladiniz, siz schindler s list i izleyip agladiniz, siz sonra bir cenaze toreni ile ilgili bunlari soylediniz. siz bu kadar iki yuzlu nasil oldunuz? 5 kisinin yorumunu oraya koyup nasil halkin sesi dediniz? 50 kisi 100 kisi bile olsa nasil dersiniz? tirajiniza banayim sayin tercuman yoneticileri. varligim varliginiza inat olsun!
turkiye'deki birlik ve beraberlige karsi asil tehlike olan yayin. internet siteler gercekten burada yayinlananlarin yaninda onemsiz. uc bes kendini bilmez konusuyor sitelerde, kendilerine gore polat alemdarcilik oynuyorlar.
bu gazeteyi ise insanlar haber diye okuyor. yazilanlar gercek adlediliyor. bundan daha buyuk bir tehlike olamaz. valilik ve emniyet mudurlugu sorunun kokenine inmek istiyorlarsa bir seyler yapilmali. yok eger amac sadece gostermelikse o zaman bilelim.
bu tanimin ardindan olayin gerisine gidelim. tarih 27 aralik 2006, carsamba. turkiye'ye kisa bir tatil icin yirtik bir bavul ile gelmis durumdaydim. yirtilan bavulumu tamir icin osmanbey metro cikisina yakin bursa pazari ishanindaki tarihi bir cantaciya dogru yol almaktaydim bomontiden. yol uzerinde bursa pazarini kör bir simitciye ve alkolik bir millipiyango seyyar saticisina sormus, sonunda eski ishaninin kapisina varmistim. elimdeki bavulu goren giristeki bakkal, daha birsey sormadan tamircinin icerde koridorun sol tarafinda oldugunu soylemisti gulen yuzu ile. bavulumu yaklasan yilbasi ve bayram oncesi biran once tamir edilmesi icin yalvar yakar huysuz gorunumlu yasli ustaya teslim ettim. kartini verdiginde isminden ermeni oldugunu anlayip gulumsedim o cok ozledigim istanbul'un esas havasini yansitan bu atmosfer nedeni ile. isimi halletmis olmanin verdigi rahatlik ile taksime dogru yurumeye karar verdim gunesin de bana gulumsemesi ile. derken kose basinda iki kisi gazete dagitmaktaydilar. bir tanesini benim de elime tutusturdular. yurumeye devam ettim mansetleri okuyarak. trafik isiklarindan karsiya dogru gecerken yerde gazetelerden onlarcasi gozume carpmisti, nedense birakmadim ve yururken okudum ve itiraf etmeliyim vay be dedim. eger yazilanlar gercekse bu gazete ulkede olan olaylar ile ilgili onemli seyler yazmakta ve cesur bir tavir takinmakta. ve biraz da garipsedim bu gibi haberlerin ve ozellikle mansetin takip etmekte oldugum diger gazetelerde olmamasini.
ve 30 aralikta valizimi teslim aldim ve yilbasi ve bayram geride kaldi, canim ulkemden, sevdiklerimden ayrildim. ve 19 ocak geldi. varligini bildigim ama pek bilgi sahibi olmadigim agos gazetesi onunde yasananlar.
keske 27 aralikta dagitilan gazete halka ve olaylara tercuman degil de agos olsaymis dedim. bogazim dugumlendi. hele bu kara olayin o adimlarimi attigim koca caddenin uzerinde olmus olmasi daha da bogdu beni.
eliyle ektiği düşmanlık tohumlarının farkında olmayan gazete. farkındaysa zaten söylenecek hiçbir şey kalmamış demektir. ancak şunu bilmeliler ki böyle iğrenç kışkırtmalar, faşizan tutumlar ve kendini bilmezlikler sonunda kontrolden çıkıp önüne gelen her türlü hedefi vurabilir, bu hedeflerden biri kendileri de olabilirler. zaten namlunun ucu kendilerine dönmedikçe, ne kadar kavga gürültü kopacağı, nelerin kaybolacağı da umurlarında olmaz bunların.
attığı "hepimiz türküz, türküm diyemiyen defolsun gitsin" manşetiyle umutlarımızın boşa olduğunu gösteren gazete. okuyucularından gelen destek mesajları ve bunları göğüslerini gere gere yayınlamaları ise tokat gibi suratımıza çarpmıştır.