havva

/ 2 >>
orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. (bkz: eve)
    (yok, 21.12.1999 21:59)
  2. tekvin(genesis)'de "tüm canlıların anası" diye nitelendirilen ve adem'in kaburga kemiklerinin birinden yaratıldığı varsayılan kadın. havva'ya can verirken, erkek anotomisinin neden böle tuhaf bir parçasının seçilmiş olduğu biraz kafa karıştırıcıdır. burada "kaburga kemiği" konusunda bir ek yapmak gerek. christopher witcombe'ın bir yazısından okuduğum kadarıyla, sümer dilinde kaburga kemiği can veren anlamı da taşıyormuş ve eski mezopotamya'da enki'nin hasta kaburgasını iyileştirmek için, nimhursag tarafından "kaburga kemiği kadını" ve "can veren kadın" olarak geçen ninti adında bir tanrıça yaratılmış. fakat daha sonra, kaburga kemiği ve yaşam arasındaki bu bağlantı incil'de kopmuş çünkü ibranice'de bu iki sözcüğün kökeni birbirleriyle ilişkisiz.
    (alemena, 09.02.2002 22:45 ~ 10.02.2002 02:37)
  3. sumer yaratılış mitinde geçen ve kahramanları enki,ninhursag ve ninti olan hikayeye göre dilmun denen bahçede yaşayan yer tanrısı enki, ana tanrıça ninhursag’ın yarattığı sekiz meyveyi izinsiz olarak yer ve her yediği meyve için vücudunda bir yarayla cezalandırılır. ninhursag enki’yi affettiğinde de her yara için bir tanrıça yaratır ve bunlarla yaraları iyileştirir. temel kahramanlardan ninti de enki’nin omurgasında beliren yarayı iyileştiren ilacın adıdır. “hayat veren” ve ”omurganın kadını” anlamlarına gelen ninti bu noktada bize genesis’teki havva’nın omurgadan yaratılışı kısmıyla hoş bir benzerlik sunmaktadır. yaratılış efsanesine göre havva allah tarafından adem’in omurgasından yaratılmıştır, fakat bu organın neden omurga olduğu konusunda herhangi bir açıklama yoktur. oysa ibranice'de de havva’nın anlamının tıpkı sumer efsanesinde olduğu gibi “hayat veren” olduğunu görünce ve yahudilikten de öncesinden gelen binlerce yıllık kil tabletlerin tanıklığına da dayanarak diyebiliriz ki kadının omurga’dan yaratılışı da sumer temeline dayanmaktadır. (gerçi diyebiliriz dedim ama şu noktada bunu söyleyen bildiğim kadarıyla sadece birkaç sumerolog)
    (liawrizas, 12.02.2002 00:40 ~ 23.11.2005 10:02)
  4. raelian tarikatının iddiasına göre kopyalanan ilk bebeğe verilmi$ isim.
    (torturekiller, 30.12.2002 11:10)
  5. (bkz: surekli elma yiyen kiz modeli)
    (italyan, 28.04.2003 15:13)
  6. (bkz: lilith)
    (kmc, 28.04.2003 15:28)
  7. çeçenistanda rus askeri üstüne kamyon dolusu dinamit ile intihar saldırısı düzenleyerek yüzlerce işgalciyi öldürerek şehit olan mücahidenin ismi.
    (vader, 18.05.2003 14:10)
  8. (bkz: first lady)
    (goddard, 24.10.2003 22:11)
  9. havva şeklinde bilmemize rağmen etimolojik olarak kaynağı ibraniceye dayanır iva kelimesinden gelir ki anlamı kötülük demektir.
    annecim!
    (sokak, 18.06.2004 18:08 ~ 19.06.2004 15:43)
  10. dekolteyi seven biri..
    (ego maymunu, 21.06.2004 21:44 ~ 26.06.2004 16:27)
  11. adem adında sevgilisi olan şahıslara takılan isim. ismi takanlar kendi aralarında çok eğlenirler. * *
    (twust, 26.08.2004 23:11 ~ 23:12)
  12. kelime manası; rengi esmere mâil kadın demek olup ayrıca arapçada bir yan anlamı daha vardır ki o da yalancı demektir.
    (filodox, 07.10.2004 18:31)
  13. başına bu kadar iş açılacağını bilse, baştan tanrıtanımaz olup türbanla uzaya açılacak kişi.
    (atlantis, 10.10.2004 00:18 ~ 00:20)
  14. adem'in "kemiklerimin kemiği, etimin eti" diyerek övgülere boğduğu dişi.
    bunun dısında tanrı'nın havva'yı ademin kaburga kemiğinden yarattığını hatırlaraktan aosta'lı aziz anselmo derki: "ne hizmetçisi* gibi ayağından, ne patronu gibi kafasından; eşi, hayat yoldaşı olarak vücudunun yanından (kaburga kemiğinden) doğmuştur." *
    (psyche, 15.02.2005 22:05)
  15. okuduğum kaynağa göre* havva kelimesi kökünü hayat anlamına gelen "hawwah"dan alır ve "yaşayan tüm canlıların anası" anlamını taşır.
    (psyche, 15.02.2005 22:08 ~ 23.03.2006 15:06)
  16. adem’in kaburga kemiğinden yaratılmış, asi olmayan kadındır..
    (lilith lita, 27.05.2005 08:46)
  17. "bugün duvarın kenarıdaki masanın üzerinde mektubunu buldum. geceki çiyden ıslanmıştı. defalarca okudum. bu kelimelerdeki nefret ellerimi yaktı.
    ben bu hayatta ilk kez kaybetmeyi öğrendim. bu acı veren kabulleniş çevremdeki havayı kurutan, ayaklarımın altındaki asfaltı yok ediveren bir kâbus oldu ilkin. ve sınavın verdiği dehşet ilk kez o zaman yakaladı beni. sonra seni buldum. sen benim kayıp hazinemsin. efsunlu. ne zaman toprağı kazsam cinler yerini değiştiriveriyor. ve sonsuza kadar sürecek bir arayış bu.
    bu dünyaya kalmış tek borcum. seni ta içimden sevdiğimi biliyorsun. sen tanrının bir lütfusun bana. yokolmama asla fırsat vermeyen bir nefret yüküsün. ne zaman ayaklarım yerden kesilse senin kızgın ve harlı nefesini duyarım yüzümde. güzel gözlerinin dolu dolu ve hırsla baktığını görürüm. ve sınav tekrar geri çeker beni.
    yeni bir labirent yoktur. hepsi birbirine benzer. seni kurtuluşa götüren şey kaybolma ümidindir. açıklığa vardığında bambaşka bir ümitle bezersin yüzünü. kurtuluş ümidiyle! ve sonra yolların hala bitmediğini anlarsın. daha büyük karmaşalar, daha yüksek duvarlar besler seni.
    biz bir kaderin oyuncularıyız. biz bir duvarın iki tarafındaki emsal günahlara sahip iki kuluz sadece. sen içini yakan ateşten kurtulamıyorsun, ben yücelere öykünüşlerimden. bizi biz yapan bu kudreti nasıl reddedersin, nasıl yok sayarsın?
    bir gün kıyamet kopacak sevgilim. o zaman kaybedeceğiz birbirimizi. gerçek bir kaybediş olacak. o zaman içimde nerenin sana nerenin bana ait olduğunu kestiremeyeceğim bile. tanrı bizi bu mutlak zafere hazırlıyor işte. "
    (scissorshands, 21.07.2005 18:34)
  18. vüsat o. bener'in 1 mayıs 1952 tarihli varlık dergisi nin 382. sayısında yayımlanan türk edebiyatının en güzel hikâyelerinden biri. besleme olarak girdiği evin hanımı ve kızı tarafından arsızlığı, aptallığı, oburluğu sebebiyle bir türlü benimsenemeyen, ancak yine pisboğazı yüzünden yakalandığı hastalıktan öldüğünde ne kadar sevildiği anlaşılan, kimsesizliği, çaresizliği ve yoksulluğu, ölümüyle zihinlere capcanlı yerleştiren canım kahramandır. ölüm döşeğinde "canın birşey istiyor mu, ne pişireyim sana" diye soran hanıma, "baklava" cevabının ardından son nefesini verir...
    (eneenteenteene, 03.09.2005 02:04 ~ 04.03.2009 21:43)
  19. eylül başı çınarcıkta
    hava döner
    havva da peşinden
    (meeneesee, 30.10.2005 20:43)
  20. gobek deligi olmayan en azindan olmamasi gereken kadin. piercing gundem disi.
    (fira, 21.11.2005 22:42)
  21. başlangıçta rabb, * göğü ve yeri yarattı. yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. tanrının ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. *

    kainatı ve insanı yaratmadan önce rabbimiz neredeydi? adına “âmâ” denilendeydi. *

    yahve, yerden kabaran bir suyla çölü verimli kılmış, hz.adem’i balçıktan şekillendirmiş ve burnuna yaşam soluğunu üfleyerek can vermiştir. yahve, “aden’de bir bahçe dikmiş ve bu bahçeye “baksın ve işlesin” diye insanı yerleştirdi.* sonunda, yahve ademi uyuttu ve kaburga kemiğinden havva’yı yarattı. *

    havva isminin kökeni “havvah”. bu kelime “he” “vav” “he” harflerinden ibaret. yehova kelimesine de bu harfler eşlik ediyor.
    ibranice'de - genelde - yüklemin başına gelen "yod" harfi gelecek zaman anlamını geldiği bilgisiyle birlikte;
    yhvh sözcüğünün kökeni olduğu düşünülen ibranice eril tekil "hvh" - "havvah" - yüklemi "olmak", "varolmak", “havvah” ismi ise “hayat” anlamına geliyor. ve bu isim, yaratılmış ilk kadına veriliyor.
    kainatın ve içindekilerin dişi olduğuna dair ayrıntılı ve bir o kadar da enfes bilgi için;
    (bkz: futuhat i mekkiye)
    bab no’sunu hatırlamıyorum ama hakikat ve tefekkür isimli çeviride bununla ilgili kısım mevcut.
    kadının, erkeğin kaburgasından yaratılması erdişilik olarak yorumlanabilir mi? hatta “yhvh” çift cinsiyetlilikle zıtların birliğine bağlanabilir mi?
    sıfat bilmek lazım. ama önce ismi bilmek lazım ve yerli yersiz ağızdan çıkarmamak lazım.
    (pinna, 25.01.2006 04:10 ~ 06.02.2006 09:44)
  22. kadinlar regl olur, her ay 1 hafta karinlarina yumruk yerler, kadinlar cocuk dogurur, asagi yukari 3 kilo bir sey cikar kucuk bi yerden aciyla ve belki de en kotusu ask acisi..

    kadinlar duygusaldirlar, asik olurlar derin, en buyuk azabi cekerler; havvanin elmayi yedirdigi ademin hemcinsleri yuzunden,sikisip kalir kalplerinde bir bosluk getirdigi garip agriyla birlikte.

    havva cesurdu elmayi sunarken sevgilisine.simdi de kadinlar cesurlar bu sefer sinirsiz sevgilerini sunarlarken ademgillere.ama kader ayni, cennetlerinin bahcesinden kovulmak.. keske simdiki ademler de o kadar cesur olup goze alabilseler havvayla birlikte o elmayi yiyip, sevgiyi sonuna kadar iclerine cekip, cennet degil belki ama yeryuzunde kalmayi.

    neyse, ah havva basimiza neler actin.ben tum bunlari havvanin uzerine attim gitti. kizginim kendisine sunun surasinda cennetin bahcesinde* romantik romantik ademle diz dize goz goze oturmak varken..ne o yasak elmayi ne de o sinirsiz aski sunmaya gerek kalmadan hem de..
    (asteroid b612, 13.02.2006 19:06 ~ 14.02.2006 21:00)
  23. bildiğim kadarıyla, havva ve ademin cinsiyetleri kitap'ta yazmaz. ondan öncekilerde yazıyormuş, o ayrı...
    (bazaar, 08.03.2006 13:09)
  24. ayrıca havva kemikten filan yaratılmamıştır efenim.
    (bazaar, 08.03.2006 13:10)
  25. kızı için şiir yazılmış şahsiyet. buyrun: (bkz: #9104452)
    (karviskali, 17.05.2006 22:50)
/ 2 >>


copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment