hic umulmayan anlarda insanin karsisina cikip da kendine baglayan bir sey. hayat yesilde, yesilyosunda, yosunlar boyveriyor kuytuluklarda gibi bir sey.
sureklı zorlastırdıgımız zorlastırmak ıcın ugrastıımız normal dısı hıcbırseyın olmadıgı surec, uc boyut tutsaklıgı. buyulu hıcbırsey yok bu hayatta. bazen agaclara özendıren bazen sadece vucudumun kımyası yuzunden mutluluk denen seyı hıssettıren sureklı hareket.
" ... inanın: baştan başa aşk içinde geçen bir hayat yeryüzü kanunları bakımından uğursuz bir istisnadır. her çiçek solar, bütün büyük sevinçlerin ertesi günü kötüdür, ertesi günü varsa. gerçek hayat bir sıkıntılar geçididir; bunun canlı örneği taraçanın dibinde bitmiş olan ısırgan: güneş görmeksizin sapının üzerinde yemyeşil duruyor ... "
hayattın daha kucuk yaslarda ne kadar çok boş ve ne kadar gereksiz bir olduğuna karar vermekle itibaren yaşama zorunluğu kaldırmak istemekyim simdi diceksiniz bu nasıl olurbu bende bilmiyorum ama ben sunu bilirimki hayat boktandir.....
hepimizin birer piyon oldugu hayat adi verilen olguda yerimiz nedir, kimiz biz? surekli kendi kendimize sorar dururuz. evrende kendi yerini bulup, bir hamam bocegi, bir surungen, bir kus yada bir agacdan farkimiz olmadigini kavramak kabullenmesi oldukca zor bir durum. bizim hayat dedigimiz, kendi yarattigimiz ugrasilarimiz, islerimiz, ailemiz, onem verip, yucelttiklerimiz; tanridan korkmak, para kazanip, harcamak, aile kurmak, giyinmek, yemek yemek, spor yapmak, misafirlige gitmek, insanlarla iletisim kurmaya calismak vs. vs. korkularimiz, isteklerimiz, arzularimiz, dileklerimiz. yarattiklarimizin kolesi olarak yasamaktan baska hicbirsey yapmiyoruz. hayvandan farkimiz, bize ilkokulda ogretildigi gibi sadece dusunmek. bize verilmis en buyuk ceza dusunmek. basimiza ne geldiyse dusunmek yuzunden geliyor. evrendeki siradan yaratiklariz. kendi yarattiginin kolesi olan yaratiklar. oyun bitince sah da piyon da ayni kutuya atilir unuttugumuz tek sey bu.