grease adlı gönüllerimize taht kurmuş timeless filmde, filmin en dikkate değer -benim olmayan ama katıldığım çok güzel bir tespit ile, underrated, understated- karakteri rizzo ve kenickie, ismi büyük ihtimalle bilmemkim's soda fountain olan 50'li yıllar klasiği deri koltuklu, jukebox'lı, dondurmalı soda içilen, siyah-beyaz karolarla kaplı, orta yerinde dansedilen mekanda oturmakta ve konuşmaktadırlar. rizzo pudrasını çıkarıp sinirli (haklı) hareketlerle boynundaki izleri kapamaya çalışır, akabinde emme basma tulumba metoduyla* gurur duymakta olan ve "ben iz bırakırım*" tavrını sırıtarak koruyan kenickie'ye çemkirir:
rizzo - i got so many hickeys, people will think i'm a leper. kenickie - a hickey from kenickie is like a hallmark card, "you care enough to send the best." rizzo- you pig! kenickie- i love it when you talk dirty*.
yani nedir bir hickie, ya da amerikanca hickey, bir iz bırakmadır, hem iz bırakıp hem reklam vermedir, ama normaldir, zira erkeklik sacma bir durumdur. fakat pinar aylinverdim bir deliye adlı fantastik çalışmasında ne diyor? "arama arama ben de akil arama. bula bula seni buldum başıma deli buldum". meali: yani biz de algoritmik düzende çalışan, element tablosunda yeri belirlenmiş, standardı tespit edilmiş isviçreli bilim adamları tarafından deneylere tabi tutulmuş oluşum aramıyoruz. (kimya arıyoruz o ayrı) bir de nasıl güzel saptım konudan belli değil.
yazin fular takmaniz halinde ahalinin kikirdeyip, fularin altinda ne oldugunu kolayca tahmin ettigi, sevgili ile gecirilen guzel ve hararetli saatlerin muhtelif renkte izleri.
last man standingde christopher walkenin canlandirdigi gaz rol. boyle genizden konusmalar, bir nevi karizma, cool tavirlar. thompsonin hakkini veren bir vatandasti. *