ölümcül bir mutasyon sonucu oluşmuş, kanser hızıyla yayılan, elbet yokolmaya mahkum canlı türü/parazit/virüs. her ne kadar ilk kelimesi homo olsa da kesinlikle insan değildir, onunla bir akrabalığı yoktur.
"-iktisadi sistemde bir varlik ve arz talep icinde karar verici olan birey, ekonomik konularda, kendi icinde mantikli ve kendisi icin en yararli, en cok fayda saglayacagi kararlari verir..." teorisi.
enis batur'un derlediği kara mizah antolojisinde yer alan tanıma göre, diş macunu satın almanın toplam maliyeti, dişlerini yaptırmanın toplam maliyetinden yüksek diye dişlerini fırçalamayı reddeden insan. iktisadi bir seçim.
vakti zamanında adı lazım değil güzide bir ekonomi dergisi de bir çocuğun doğumundan evlendirildiği ana kadar olan maliyetini hesaplayıp gözler önüne seren sayfalar dolusu bir araştırma yayımlamıştı. incelensin de kimse çocuk yapmaya cesaret edemesin diye. zira maliyetler öyle böyle değildi. homo economicuslar için yavru homo economicus üretimine sekte vuran bir inceleme olsa gerek bu. dolayısıyla homo economicus günümüzde kendi kendini yok eden* bir kavrama dönüşüyor galiba.
alfred marshall tarafindan ortaya atilmistir. asil yazilisi latincedir: homo aeconomicus. insanlarin surekli ellerinde hesap makinesi su isi yapsam nasi olur bu isi yapsam ne olur diye dusundugunu iddia eder, neo-klasik ekonomi dusuncesidir. marshall'in ogrencisi j.m. keynes, ekonomiyi matematikselden cok sosyal bir bilim olarak tanimlamis, kimsenin aslinda homo aeconomicus olmadigini iddia etmistir.
insanın ekonomik dusunen ve davranan bir varlık oldugunu ifade eden kavramdır. klasik iktisadın ve tabiki onun uzantısı sayabilecegimiz liberal iktisadi ekolun temel ilkelerinden biridir. ekonomik dusunce ve davranışdan kasıt asıl itibarıyla "rasyonel" dusunebilme yetenegidir ve buna gore her insan karsısına cıkan alternatifler arasında kendisine en fazla fayda saglayan secenegi tercih etme egilimindedir, bu onun dogasında varolan karakteristik bir ozelliktir. zaman içinde egitim, kultur, sosyal yapı gibi faktorler bu ana özelligi torpuleyip yonlendirse de veyahut ustunu kapatsa bile insanoglu bu ozelligini ekonomik faaliyetlerinde one cıkarır, hatta cıkarması gerekliliktir. ayrıca bu dogal oldugu kadar ahlaki/toplumsal olandır zira her insan en iyi ve faydalı secenegi tercih ederse, toplumsal fayda da otomatik olarak artar, tıpkı bir sokakta yasayan her ailenin evinin onunu temiz tuması halinde sokagında temiz kalması gibi. ancak kapitalizm/serbest piyasa/tam rekabetin temel postulatı olarak kabul edilen bu kavram yukarıda özetle ifadelendirmeye calıstıgımız anlamını ancak gibi diger temel umdelerle birlikte dusunuldugunde kazanabilir zira serbest rekabet, serbest girişim, özel mulkiyet gibi ilkelerin olmadıgı yada tam olarak olusamadıgı sistemlerde homo ekonomicus un varolması pek de kolay degildir. buradan hareketle aslında teorik bir varlık sayabilecegimiz bu “ekonomik insan”, gercek hayatta sadece bazı bireyler ve olaylar için karsılık bulabilir genel bir tip olmaktan uzaktır.
reklamlar, hinlikler, cinlikler oldugundan oturu hayatta kalamayan canli cesididir bu. zaten istek sonsuzdur. daha iyisi daha iyisi derken acliktan olur bu. sadece suclular boyle olabilir. onlar da incelenir, biter.
pek işlenmemesine hayret ediyorum fakat türkiye'deki siyasi sistemi ve oy tercihlerini mükemmel açıklayan, hatta türk siyaseti incelenirken kesinlikle bahsedilmesi şart olan modeldir.. 1950de dp'nin iktidara çıkartılmasından tutun, hiçbir zaman gerçek solcu eğilim içinde olmayan türkiye'nin 1970'larda dönemin solcusu eceviti iktidara taşımasına kadar, 1970'lerin çalkantılı ortamında bir demirel bir ecevit'in dönüşümlü olarak iktidara gelmesinin hepsinin arkasında türk seçmenin her zaman homo economicus olması yatar..
hala da öyledir, akp'nin yüksek oy oranlarıyla iktidarda kalacak olmasının müsebbibi homo economicus oluşumuzdur, ideolojik farklılıklar, siyasi görüş ayrılıkları değil..
yapılan araştırmalar gösteriyor ki, insanlar homo economicus karakterini tam olarak taşımıyorlar. evet homo romanticus olmadığımız da kesin ama her davranışımızı çıkar terazisinde tartıp, ince ince geçirmek hesabı da yapmıyoruz. hatta bunu yapmamızı engelleyen şey genetik yapımıza kazınmış bir bencil gen olan adalet arzusu.
insanoğlu gerçekten homo economicus karakteri taşıyor mu diye test etmek için bir kaç deney yapılmış. örneğin*, iki kişi arasında bir çeşit paylaşım oyunu oynanmış. bu kişilere a ve b diyelim. a kişisine 10 ytl veriyoruz ve bunu b kişisi ile kendisi arasında istediği oranda dağıtmasını istiyoruz. fakat her iki kişinin para alabilmesi için, b kişisinin bu dağıtım oranını kabul etmesi gerek. b kişisi dağıtımı kabul ederse ikisi de payına düşen parayı alıyor. eğer b kişisi dağıtımı kabul etmezse ikisi de para alamıyor, 10 ytl kasaya geri dönüyor.
eğer a ve b kişileri gerçekten homo economicus olsalar idi, a kişisinin b kişisine 1 ytl teklif edip 9 ytl'yi kendisine ayırması, b kişisinin de bu teklifi kabul etmesi gerekirdi. zira etmez ise hiç para kazanamayacak, kabul ederse en azından 1 ytl alacak. peki pratikte ne olmuş dersiniz? pratikte, a kişileri her zaman daha adil teklifler yapmışlar. fake oyuncular tarafından kasıtlı olarak yapılan 9:1 veya 8:2 gibi teklifler ise b kişileri tarafından reddedilmiş. aynı deneyi ben çevremde de yaptım, hakikaten insanlar 9:1 gibi bir dağıtım oranını ne olursa olsun kabul etmiyorlar. hatta bir iki tanesine tokat attım, kendine gel, akıllı ol lan lavuk dedim, biraz homo economicus gibi davran, oyun teorisi, kâr maksimizasyonu dedim ama fayda etmedi. sosyologlar bu davranışın nedeninin ilkel (yüzbinlerce yıl önce) barter tüccarlarından bu yana genlerimize işlemiş adalet mefhumunun olduğunu düşünüyorlar.
öte yandan kanaatimce homo economicus hiçbir şekilde üreyemez beyler. bırak çocuk yapmayı, homo economicus erkeği bir kadınla evlenmez bile, zira finance 101 dersi bize der ki;
"never invest in a depreciating asset, always rent it!"
öte yandan, homo economicus tipolojisinin insanların genetik yapısına tam olarak uygun olmamasının belirli sonuçları var. şöyle ki, günümüzde geçerli olan kapitalist ekonomik sistem homo economicus tipolojisi üzerine kurulmuştur ve bu düzen insanların homo economicus prototipi gibi hareket etmesini bekler. ama deneylerle sabit ki, insanlar böyle hareket etmiyor, etmekten de hoşlanmıyor. dolayısıyla vahşi kapitalizm, düşünülenin aksine, insanlık üzerine gayet eğreti duran bir elbise esasında. endüstri devriminden bu yana özellikle kronik depresyon gibi psikolojik rahatsızlıkların artmış olması hatta insanlığa en fazla zarar, mutsuzluk veren olgular haline gelmiş olmaları, vahşi kapitalizm elbisesinin insanlık üzerinde nasıl eğreti durduğunun en önemli kanıtlarındandır.
ha burada komunizm veya sosyalizme mi selam çakıyoruz? elbette hayır...vahşi kapitalizm insanlık üzerine ne kadar eğreti duruyorsa komunizm veya sosyalizm 100 misli daha eğreti duruyor.
homo genusuna (cins) ait yeni bir tür. şöyleki bu homo cinsinin 3 tane türü vardı ; homo sapiens tam latince çevirisi modern insan homo sapiens sapiens olması gerektiği savunulmakta şu ara , homo neanderthalensis ayrıca homo sapiens neanderthalensis diye adlandırılması gerektiğini alt tür olduğunu savunanlar var veeee homo floresiensis (flore adasında bulunmuşlar da oradan geliyor..) ki bunların takma adı hobbit'tir kısa boylu ve küçük beyinli oldukları için bu arkadaşların da soyu tükendi gitti. sonuç olarak homo economicus yeni bir tür ve biyolojik olarak yeni tür olabilmek için yeni özelliklere sahip olmak gerekir ; küçülen kafa tası, bunun aksine az besinle idare edebilen büyük vücut yapısı , üremede seyreklik sözkonusu pandalar gibi.. , herbivor beslenme özelliği ve buna bağlı bağırsak uzunluğunda artma türün genel özellikleri arasında.